rugby union
15 oyuncudan oluşan takımların oval bir topu taşıyarak, pas vererek ve tekmeleyerek try ya da gol atmaya çalıştığı rugby çeşidi.
"Rugby union has fifteen players per side."Rugby union’da her takımda on beş oyuncu bulunur.
Rugby konusundaki 18 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
rugby union
15 oyuncudan oluşan takımların oval bir topu taşıyarak, pas vererek ve tekmeleyerek try ya da gol atmaya çalıştığı rugby çeşidi.
"Rugby union has fifteen players per side."Rugby union’da her takımda on beş oyuncu bulunur.
rugby league
13 oyuncudan oluşan takımlarla oynanan, daha yapılandırılmış bir oyun akışı ve sık sık top taşıma içeren rugby futbolu türü.
"Rugby league has 13 players per side."Rugby league’da her takımda on üç oyuncu bulunur.
tekerlekli sandalye rugby’si
Engelli bireylerin katıldığı, rugby, basketbol ve hentbol unsurlarını birleştiren takım sporu.
"Wheelchair rugby is also called murderball."Tekerlekli sandalye rugby’si aynı zamanda "murderball" olarak da bilinir.
ileri pas (throw forward)
Rugby’de topu rakip savunma çizgisine doğru hareket ettiren yasak pas; bu durumda rakip takıma scrum verilir.
"That was a throw forward."Hakem ileri pas cezasını işaret etti.
grubber tekmesi
Topun yere değip rastgele sekerek ve yuvarlanarak ilerlediği düşük tekme.
"The grubber kick dribbles along the ground."Grubber tekmesi topu yerden sürükleyerek ilerletir.
knock-on
Oyuncunun topu el ya da koluyla ileri doğru kazara çarpması; oyunun durması ve rakip takıma scrum verilmesiyle sonuçlanır.
"The knock-on results in a scrum."Knock-on sonucu bir scrum oluşur.
açık oyun (open play)
Topun hareket halinde olduğu ve scrum ya da lineout gibi duran oyunlar dışında gerçekleşen aktif oyun süresi.
"Open play follows the restart after a tackle."Açık oyun, tackle sonrası yeniden başlatılan hamleyle devam eder.
berabere
(Rugby) Genellikle hava durumu veya sakatlık gibi öngörülemeyen koşullar nedeniyle kazanan ilan edilmeden maçın sona ermesi.
"The game ended in no side."Maç berabere bitti.
try çizgisi
Oyuncunun topu taşıyarak geçmesi gereken, try (gol) sayısı kazandıran saha sonu çizgisi.
"The player dives over the try line."Oyuncu try çizgisinin üzerinden atlayarak topu yere koydu.
ölü top çizgisi (dead-ball line)
Sahanın her iki ucunda topun oyun dışı sayıldığı sınır çizgisi.
"The ball crosses the dead-ball line for a drop-out."Top ölü top çizgisini geçtiğinde drop-out uygulanır.
taç atışı
Futbol ve benzeri sporlarda, bir oyuncunun topu yan çizgiden oyuna geri attığı yeniden başlatma yöntemi.
"The referee gave a throw-in."Hakem bir taç atışı verdi.
lineout
topraktan dışarı çıktığında oyunun yeniden başlatılması yöntemi; iki takımın oyuncuları yan çizgiden atılan topa ulaşmak için yarışır
"The thrower aims for the jumper in the lineout."Atıcı, lineout'taki sıçrayan oyuncuya doğru atış yapar.
drop goal
açık oyun sırasında oyuncunun topu ayaklarıyla çubuğa göndererek sayı kazanması
"The fly-half scores a drop goal."Fly-half bir drop goal atar.
tap penalty
penaltı kararı verildiğinde oyuncunun topa tekme yerine elini dokunarak oyunu hızlıca yeniden başlatması
"The tap penalty quickly restarts play."Tap penalty oyunu çabucak yeniden başlatır.
maul
top taşıyan ayakta duran oyuncunun etrafında iki takımın oyuncularının birbirine bağlanarak topu ilerletmeye çalıştığı durum
"The maul moves toward the try line."Maul, try çizgisine doğru ilerler.
ruck
topun yere düştüğü anda iki takımın oyuncularının topun üzerindeki sahipliği için mücadele ettiği oyun aşaması
"The ruck forms over the ball on the ground."Ruck, yerdeki topun üzerinde oluşur.
scrum
iki takımın oyuncularının birbirine bağlanıp iterek topu kazanmak için mücadele ettiği yeniden başlatma yöntemi
"The scrum packs down the forwards."Scrum, forvetleri bir araya getirir.
quick-throw
yan çizgiden oyunu hızlıca yeniden başlatmak amacıyla yapılan çabuk atış
"She took a quick-throw."Quick-throw savunmayı hazırlıksız yakalar.
Bu listedeki 18 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla