polo
at üzerinde oynanan takım sporu; oyuncular uzun sopalarla topu rakip kaleye doğru sürer.
"Polo players hit the ball with mallets from horseback."Polo oyuncuları at üzerinde sopalarla topa vurur.
At Sporları konusundaki 29 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
polo
at üzerinde oynanan takım sporu; oyuncular uzun sopalarla topu rakip kaleye doğru sürer.
"Polo players hit the ball with mallets from horseback."Polo oyuncuları at üzerinde sopalarla topa vurur.
eventing
dressaj, arazi atlama ve gösteri atlama bölümlerini içeren rekabetçi bir binicilik sporu
"Eventing combines dressage"Eventing, dressajı birleştirir.
dresaj
Binicinin belirli komut ya da beden sinyalleriyle atın gerçekleştirmesi için eğitildiği özel hareketler ya da bu hareketlerin sergilendiği yarışma.
"Horse dressage sport."At dresaj sporu.
düz pist yarışları
engelsiz, düz zeminde yapılan at yarışı
"Flat racing has no obstacles."Düz pist yarışlarında engel yoktur.
gösteri atlama
at ve binicinin bir dizi engeli aşmaya çalıştığı rekabetçi etkinlik
"Showjumping scores knockdowns and refusals."Gösteri atlama, devrilme ve reddetme hatalarını puanlar.
dayanıklılık biniciliği
at ve binicinin genellikle 80‑160 kilometre ya da daha uzun mesafeleri kat ettiği rekabetçi etkinlik
"Endurance riding covers fifty to one hundred miles."Dayanıklılık biniciliği elliden yüze kilometreyi kapsar.
yönlendirmek
Bir atı, atın ağzındaki gemlere bağlı kayışlar veya ipler olan dizginleri kullanarak kontrol etmek veya yönlendirmek.
"Rein the horse gently."Atı nazikçe yönlendir.
fıçı yarışı
rodeo etkinliğinde at ve binicinin belirli bir desen içinde fıçıların etrafında yarıştığı yarışma
"Barrel racing is a rodeo event for time."Fıçı yarışı, sürede ölçülen bir rodeo etkinliğidir.
nokta‑nokta yarışı
belirlenmiş noktalar arasında doğal arazide amatör biniciler için düzenlenen bir at yarışı türü
"Point-to-point is steeplechasing for amateur riders."Nokta‑nokta, amatör biniciler için bir engelli at yarışıdır.
gymkhana
binicilerin ve atların hız ve beceri temelli bir dizi oyun ya da yarışta yarıştığı rekabetçi etkinlik
"Gymkhana includes games on horseback."Gymkhana, at üzerinde oyunları içerir.
atlama
hareketli bir atın sırtında jimnastik egzersizlerinin yapıldığı disiplin
"Vaulting performs gymnastics on a moving horse."Atlama, hareketli bir atın üzerinde jimnastik yapar.
para binicilik
özürlü sporcular için özel olarak tasarlanmış bir binicilik dalı
"Para equestrian has different grades for different impairments."Para binicilik, farklı engellere göre farklı sınıflara sahiptir.
puissance
binicilik sporunda yüksek atlama yarışması
"Puissance tests jumping height progressively."Puissance, atlama yüksekliğini aşamalı olarak sınar.
erkek tay
dört yaşından küçük, hadım edilmemiş genç erkek at
"The colt runs beside its mother across the open field."Erkek tay, annesinin yanında açık alanda koşar.
tay
dört yaşından küçük, özellikle genç dişi at
"That filly will grow into a fine mare someday."O tay bir gün iyi bir kısrak olacak.
koşmak (galop)
(At vb.) mümkün olduğunca hızlı bir şekilde koşmak.
"The horse gallops across the meadow."At çayırda koşar.
binicilik
At üzerinde sürme etkinliği veya sporu.
"She loves horseback riding."At binmeyi sever.
at yarışı
Binicilerin atlarıyla birbirleriyle yarıştığı bir spor dalı.
"Horse racing is exciting."At yarışı popüler bir bahis sporudur.
yarış atı
özellikle yarış için yetiştirilen ve eğitilen at
"That racehorse won its first competition last spring."O yarış atı geçen baharda ilk yarışını kazandı.
steeplechase atı
engelli ve su atlamalı uzun mesafe yarışlarında koşan at
"The steeplechaser jumps over barriers on a track."Steeplechase atı, pistte engellerin üzerinden atlar.
ahır arkadaşı
aynı ahırda bulunan ya da aynı ahırda barındırılan at
"The stablemate travels to competitions together."Ahır arkadaşı, yarışlara birlikte seyahat eder.
başlangıç kapısı
yarışların adil bir başlangıç yapmasını sağlamak için kullanılan mekanik cihaz
"The starting gate opens simultaneously for all horses."Başlangıç kapısı tüm atlar için aynı anda açılır.
başlangıç fiyatı
bir atın ya da diğer yarışmacının yarış ya da etkinlik başlangıcında bahisçi ya da bahis borsası tarafından belirlenen oran ya da değer
"The starting price was 5 to 1 when the race began."Yarış başladığında başlangıç fiyatı 5'e 1 idi.
uzun mesafe koşucusu
özellikle dayanıklılık ve stamina gerektiren uzun mesafe yarışlarında üstün performans gösteren at
"The stayer has stamina for long-distance races."Uzun mesafe koşucusu, uzun yarışlar için gerekli stamina'ya sahiptir.
trifecta
yarışta birinci, ikinci ve üçüncü gelen atları tam sıralamayla tahmin etmeyi gerektiren bahis türü
"Trifecta picks first three."Trifecta, ilk üç atı doğru sırayla seçmeyi gerektirir.
handikap vermek
At yarışlarında, kazanma şanslarını eşitlemek amacıyla atlara algılanan yeteneklerine göre ağırlıklar atamak.
"They handicap the horses."Atlara handikap verirler.
kumarda oynamak
Para karşılığında şans oyunlarına ya da bahislere katılmak, daha fazla kazanma umuduyla risk almak.
"Do not gamble your savings away."Tasarruflarınızı kumarda oynamayın.
koşu yarışı
Atların iki tekerlekli bir arabayı çekerken pace yaptığı ve bir sürücü tarafından yönlendirildiği bir at yarışı türü.
"Harness racing is fast."Koşu yarışı hızlıdır.
steeplechase
genellikle 3000 metre uzunluğunda, engeller ve su atlamaları içeren bir atletizm yarışı
"The steeplechase is tough."Steeplechase zor bir yarıştır.
Bu listedeki 29 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla