test kriketi
Uluslararası takımlar arasında beş güne kadar sürebilen kriket maçı türü.
"Test cricket is long."Test kriketi beş gün sürer.
Cricket konusundaki 23 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
test kriketi
Uluslararası takımlar arasında beş güne kadar sürebilen kriket maçı türü.
"Test cricket is long."Test kriketi beş gün sürer.
bir Günlük Uluslararası (ODI)
Her iki takımın da sabit sayıda over (genellikle 50) oynadığı, tek bir günde tamamlanan kriket formatı.
"One Day International is fast."Bir Günlük Uluslararası maçta her takım 50 over oynar.
list A kriketi
Genellikle 40‑60 over arasında değişen, yüksek düzeyde (ulusal ya da uluslararası) sınırlı overlu kriket maçlarını tanımlayan sınıflandırma.
"List A cricket includes One Day Internationals."List A kriketi, Bir Günlük Uluslararası maçları da kapsar.
birinci sınıf kriket
Üç ya da daha fazla gün süren, en yüksek standartta ulusal kriket seviyesi.
"First-class cricket has three innings per side."Birinci sınıf krikette her takım üç innings oynar.
sınırlı over kriketi
Her iki takımın da sabit sayıda over (genellikle 20 ya da 50) ile sınırlı olduğu kriket formatı.
"Limited overs cricket restricts the number of overs."Sınırlı over kriketi, over sayısını kısıtlar.
kapalı alan kriketi
Kapalı, ağlı bir ortamda, daha küçük bir sahada ve değiştirilmiş kurallarla oynanan kriket çeşidi.
"Indoor cricket is played in a netted arena."Kapalı alan kriketi, ağlı bir arenada oynanır.
twenty20
Her iki takımın da yirmi over (altı top atışı seti) ile sınırlı olduğu, daha kısa, hızlı ve heyecanlı kriket biçimi.
"Twenty20 games are short and exciting."Twenty20 maçları kısa ve heyecanlıdır.
çıkış (dismissal)
Hakemin bir vurucuyu oyundan çıkmış (out) olarak ilan etmesi eylemi.
"The bowler celebrates the dismissal."Bowler (atıcı), çıkışı kutluyor.
innings
Bir takımın topa vurma sırası; oyuncular rakip takımın bowlingine karşı koşu yapmaya çalışır.
"The batsman scores 150 in his innings."Vurucu, innings sırasında 150 koşu yaptı.
run out
(kriket) koşarken topun kale direklerine çarpması sonucu bir oyuncunun dış edilmesi
"The direct hit results in a run out."Doğrudan vuruş bir run out ile sonuçlandı.
follow‑on
Bir takımın ilk innings’inde rakipten çok daha az koşu yapması nedeniyle hemen ikinci innings’e zorlanması durumu
"The captain enforces the follow-on."Kaptan follow‑on’u uygulamaya karar verdi.
maiden over
Altı topun atıldığı bir overda koşu (run) kaydedilmemesi
"The bowler bowls a maiden over."Bowler bir maiden over attı.
no ball
Kurallara aykırı atılan top; bowling takımına ceza uygulanır
"The umpire signals a no ball."Umpire no ball işareti gösterdi.
googly
Beklenen yönün tersine dönen, batsman’ı yanılttığı için şaşırtıcı bir spinli top
"The googly turns the wrong way."Googly topu ters yönde döner.
full toss
Topun zemine sekmeden doğrudan batsman’a ulaşması
"The batsman hits the full toss for six."Batsman full toss’u altı koşu (six) olarak vurdu.
wicketkeeping
Stump’ların arkasında duran, kaçan topları yakalayan ve dismiss (dış etme) fırsatları yaratan oyuncunun görevi
"Wicketkeeping requires quick reflexes."Wicketkeeping hızlı refleksler gerektirir.
caught behind
Batsman’ın topa hafifçe dokunması sonrası wicketkeeper’ın topu yakalamasıyla dış edilmesi
"The slip catches it caught behind."Slip pozisyonundaki oyuncu topu yakaladı, caught behind oldu.
stumping
Wicketkeeper’ın, batsman crease dışındayken stumps’ı kırarak dış etmesi
"The stumping catches the batsman out of his crease."Stumping, batsman’ı crease dışına çıkardığı için gerçekleşti.
leg bye
(kriket) Topun bat yerine oyuncunun vücuduna çarpmasıyla kazanılan koşu
"The team runs a leg bye."Takım bir leg bye koştu.
leg before wicket
(Kriket) Bir vurucunun, topun direklere yerine bacağına çarpmasıyla diskalifiye edilmesi.
"The batsman is out leg before wicket."Vurucu leg before wicket ile out oldu.
ters süpürme
krikette vurucunun ellerini ve duruşunu değiştirerek topu normal yönünün ters tarafına yönlendirdiği vuruş
"The reverse sweep surprises the bowler."Ters süpürme, bowler'ı şaşırtır.
süpürme vuruşu
bacak tarafına, kare dışına doğru, genellikle spin bowler'a karşı oynanan bir vuruş
"The sweep shot plays against spin."Süpürme vuruşu spin'e karşı etkilidir.
yorker
hızlı bowler'ın vurucunun ayaklarına yönelttiği, oynaması zor bir atış
"The yorker hits the base of the stumps."Yorker topu kale direklerinin altına çarptı.
Bu listedeki 23 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla