saha hokeyi sopası
saha hokeyinde topa vurmak için kullanılan, uzun ince gövde ve kıvrık başlı spor ekipmanı
"The field hockey stick has a curved head."Saha hokeyi sopasının kıvrık bir başı vardır.
Sopalar, Raketler ve Silahlar konusundaki 25 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
saha hokeyi sopası
saha hokeyinde topa vurmak için kullanılan, uzun ince gövde ve kıvrık başlı spor ekipmanı
"The field hockey stick has a curved head."Saha hokeyi sopasının kıvrık bir başı vardır.
lakros sopası
bir ucunda ağlı bir poşet bulunan, lakros oyununda kullanılan spor aracı
"The lacrosse stick has a netted head."Lakros sopasının ucunda ağlı bir baş bulunur.
tenis raketi
sapı ve ipli çerçevesi bulunan, tenis topuna vurmak için kullanılan spor ekipmanı
"The tennis racket is strung with strings."Tenis raketi iplerle gerilmiştir.
badminton raketi
badminton maçlarında oyuncuların shuttlecock’u vurmak için kullandığı spor aleti
"The badminton racket is very lightweight."Badminton raketi çok hafiftir.
raket
Tenis, badminton gibi sporlarda topu vurmak için kullanılan, saplı, oval çerçeveli ve üzerine sıkıca gerilmiş ağlı alet.
"The racket is light."Raket hafif.
kürek
kürekçilerin bir tekneyi su içinde itmek ve yönlendirmek için kullandığı alet
"The oar is used to row a boat."Kürek bir tekneyi küreklemek için kullanılır.
hokey sopası
hokey oyunlarında oyuncuların puck ya da topa vurmak, pas vermek ve kontrol etmek için kullandığı spor ekipmanı
"The hockey stick has a flat blade."Hokey sopasının düz bir bıçağı vardır.
kayak çubuğu
kayakçının kar üzerinde denge ve itme sağlamak için kullandığı spor ekipmanı
"The ski pole helps with balance."Kayak çubuğu dengeye yardımcı olur.
direk
gemide ya da tekne üzerinde yelken ve donanımı tutan uzun, dikey çubuk
"The mast holds the sail."Direk yelkeni tutar.
bandy sopası
bandy sporunda kullanılan, hokey sopasına benzemekle birlikte kıvrımlı bir bıçağa sahip ekipman
"Bandy stick is made of wood or composite."Bandy sopası ahşap ya da kompozit malzemeden yapılır.
epe
üç kenarlı bıçağı ve koruyucu kalkanı olan, tüm vücudun hedef alındığı bir kılıçla yapılan eskrimde kullanılan silah
"The epee is a fencing weapon."Epe bir eskrim silahıdır.
kılıç (eskrim)
hafifçe kavisli bıçağı ve belirli puanlama kurallarıyla saber eskriminde kullanılan bir tür kılıç
"The saber is a cutting and thrusting weapon."Kılıç kesme ve saplama silahıdır.
bo (baston)
Aikido ve Karate gibi Japon dövüş sanatlarında kullanılan geleneksel uzun ahşap sopa
"The bo is a long wooden staff."Bo uzun bir ahşap bastondur.
nunchaku
İki adet ahşap ya da metal çubuğun zincir ya da ip ile birbirine bağlandığı, genellikle karate ve taekwondo gibi dövüş sanatlarında kullanılan silah.
"Nunchaku are two sticks connected by a chain."Nunchaku iki çubuğun zincirle bağlanmasıyla oluşur.
sai
Karatede kullanılan, metal bir gövde ve iki yan dişten oluşan geleneksel bir dövüş silahı.
"The sai is a trident-shaped weapon."Sai, üç dişli bir silah şekline sahiptir.
kılıç
Uzun metal bıçak ve saptan oluşan bir silah türü.
"The sword is sharp."Kılıç keskindir.
bokken
Kenjutsu ve aikido gibi Japon dövüş sanatlarında eğitim amaçlı kullanılan ahşap kılıç.
"The bokken is a wooden practice sword."Bokken ahşaptan yapılmış bir antrenman kılıcıdır.
shinai
Kendo gibi Japon dövüş sanatlarında kullanılan bambudan yapılmış kılıç.
"The shinai is a bamboo practice sword."Shinai bambudan yapılmış bir antrenman kılıcıdır.
ok
Ucu sivri, ortası metal ya da ahşap çubuk ve ucu tüylerle süslenmiş bir silah türü.
"The arrow flew fast."Ok hızlıca uçtu.
yay ipi
Yayın iki ucunu birleştirerek okun fırlatılmasını sağlayan ip ya da kord.
"The bowstring pulls back and releases an arrow."Yay ipi gerilir ve ok fırlatılır.
ok tüyü
Okun uç kısmına takılan, uçuşunu dengeleyen tüy ya da plastik kanatçıklar.
"Fletching stabilizes the arrow in flight."Ok tüyü, okun uçuşunu dengeler.
yumi
Kyudo’da kullanılan geleneksel Japon uzun yayı.
"The yumi is the Japanese longbow."Yumi, Japon uzun yayıdır.
tüfek
uzun mesafelerden bir hedefi vurmaya uygun, nişan alırken omuz boyunca tutulan uzun bir silah
"The rifle fired loudly."Tüfek yüksek sesle ateşlendi.
tabanca
Kişisel savunma ya da hedef atışı için kullanılan, elde tutulabilen ateşli silah.
"The pistol is a handheld firearm."Tabanca elde taşınan bir ateşli silahtır.
squash raketi
Squash oyununda topu kort duvarlarına yönlendirmek için kullanılan spor aleti.
"The squash racket has a smaller head than a tennis racket."Squash raketinin baş kısmı tenis raketine göre daha küçüktür.
Bu listedeki 25 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla