sörf tahtası
dalga sürmek için üzerinde durduğumuz veya uzandığımız uzun bir tahta
"The surfboard floated."Sörf tahtası suyun üzerinde yüzdü.
Panolar ve Kayaklar konusundaki 16 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
sörf tahtası
dalga sürmek için üzerinde durduğumuz veya uzandığımız uzun bir tahta
"The surfboard floated."Sörf tahtası suyun üzerinde yüzdü.
kaykay
bir ayağımızı yere basarak hareket etmek için üzerinde durduğumuz iki tekerlekli küçük bir tahta
"My skateboard is new."Kaykayım yeni.
wakeboard
Motorlu teknenin çekişiyle su yüzeyinde sürülen, küçük bir sörf tahtasına benzeyen su sporları ekipmanı.
"The wakeboard has foot bindings."Wakeboardun ayak bağlamaları vardır.
sailboard
Rüzgar gücüyle su sporları (windsurf) yapılmasını sağlayan, bir direk ve yelken takılmış sörf tahtası.
"The sailboard has a mast fitted to a board."Sailboardun tahtaya takılmış bir direği vardır.
bodyboard
Dalgalarda yatay pozisyonda sürülen, kısa ve hafif şişme bir tahtadır; bodyboardingde kullanılır.
"The bodyboard is a soft foam rectangle."Bodyboard yumuşak bir köpük dikdörtgendir.
longboard
Seyir, carving ve yokuş aşağı yarış için tasarlanmış uzun bir kaykay.
"Longboard is a long skateboard."Longboard uzun bir kaykaydır.
windsurf tahtası
Rüzgar gücünü kullanarak su üzerinde ilerlemeyi sağlayan, uzun ve stabil bir platform ile direk ve yelken içeren su sporu ekipmanı.
"The windsurf board has a universal joint for the mast."Windsurf tahtasının direk için evrensel bir eklemi vardır.
kiteboard
Büyük bir uçurtma (kite) ile çekilen ve su üzerinde sürülen board; rider (sürücü) uçurtmayı kontrol eder.
"The kiteboard is similar to a wakeboard."Kiteboard wakeboarda benzer.
skimboard
Su yüzeyinin ince tabakasının üzerinde kaymak için kullanılan, küçük ve düz bir board.
"The skimboard is flat without fins."Skimboard kanatsız, düzdür.
stand‑up paddle board
Ayakta durup kürek çekerek su üzerinde ilerlenen, büyük ve yüzer bir board.
"A stand-up paddle board floats."Stand‑up paddle board suyun üzerinde yüzer.
paddleboard
Ayakta durup kürek çekerek kullanılan, uzun ve düz bir board; stand‑up paddleboarding ve sörf gibi sporlar için uygundur.
"The paddleboard is very long."Paddleboard çok uzundur.
kayak
Kar üzerinde daha hızlı hareket etmemizi sağlayan, ayaklarımıza giyilen uzun ince nesnelerden her biri.
"He can ski well."İyi kayak yapabilir.
toz kayak
Derin ve yumuşak karda kullanılmak üzere tasarlanmış, genellikle alp ve dağ dışı kayakta tercih edilen bir kayak türü.
"Powder skis are wider and have rocker."Toz kayaklar daha geniştir ve rocker özelliğine sahiptir.
her-terrede kayak
Farklı arazilerde ve kar koşullarında kullanılabilecek çok yönlü bir kayak türü; alp kayakçılığında yaygın olarak tercih edilir.
"All-mountain skis are versatile for any terrain."Her-terrede kayaklar her türlü arazide kullanılabilecek kadar çok yönlüdür.
freestyle kayak
Freestyle kayakçılığı disiplinlerinde kullanılan, akrobasi ve park öğelerine uygun bir kayak türü.
"Freestyle skis are twin-tipped."Freestyle kayakların iki ucu sivridir.
yarış kayak
Rekabetçi alp kayakçılığı ve kayak yarışları için özel olarak tasarlanmış bir kayak türü.
"Race skis are stiff for carving."Yarış kayakları keskin virajlar alabilmek için serttir.
Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla