Takım Sporlarında Pozisyonlar · Spor İle İlgili İngilizce Kelimeler

Spor İle İlgili İngilizce Kelimeler listesindeki "Takım Sporlarında Pozisyonlar" ile ilgili 21 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

21 kelime Spor İle İlgili İngilizce Kelimeler
interior offensive line /ɪntˈiəɹɪɚɹ əfˈɛnsɪv lˈaɪn/ isim

iç hat (ofansif)

Amerikan futbolunda sol guard, merkez ve sağ guardı kapsayan, ofansif hattın üç orta pozisyonu.

"The interior offensive line blocked well."İç hat, savunma tackle'larını engeller.

tailback /tˈeɪlbæk/ isim

tailback

Amerikan futbolunda, topu koşu oyunlarında taşıyan ve pasları yakalayan ofansif back pozisyonu.

"The tailback ran for a touchdown."Tailback topu alır ve orta hattı boyunca koşar.

H-back /ˈeɪtʃbˈæk/ isim

h-back

Tamback ve tight end görevlerini birleştiren çok yönlü bir ofansif Amerikan futbolu pozisyonu.

"The H-back is versatile."H-back, hibrit bir tight end ve fullback olarak dizilir.

tight end /tˈaɪt ˈɛnd/ isim

tight end

Amerikan futbolunda, hücum hattının yakınında konumlanan ve hem alıcı hem de blokör görevi yapan pozisyon

"The tight end caught the ball."Tight end orta alandan bir pas yakalar.

fly-half /flˈaɪhˈæf/ isim

fly-half

Rugbyde hücumu yönlendiren ve genellikle takımın oyun kurucusu olarak görev yapan kilit pozisyon

"The fly-half passed the ball."Fly-half oyunu yönlendirir ve topu dağıtır.

defensive tackle /dɪfˈɛnsɪv tˈækəl/ isim

defansif takle (defensive tackle)

Amerikan futbolunda koşu oyunlarını durdurmak ve quarterback'e baskı yapmakla görevli savunma pozisyonu

"The defensive tackle made a stop."Defansif takle quarterback'i sackedir.

shortstop /ˈʃɔɹtˌstɑp/ isim

shortstop

Beyzbolda ikinci ve üçüncü bazlar arasında konumlanan, yer toplarını alan savunma pozisyonu

"The shortstop made a great play."Shortstop yer topunu alır ve birinci bazaya atar.

center back /sˈɛntɚ bˈæk/ isim

stoper (center back)

Futbolda (veya Amerikan futbolunda) kaleye yakın merkezi alanı koruyan savunma pozisyonu

"The center back defends the goal."Stoper ceza sahasından topu temizler.

power forward /pˈaʊɚ fˈoːɹwɚd/ isim

power forward

Basketbolda (veya hokeyde) rakip pota/kaleye yakın konumda fiziksel güç ve boyutundan yararlanan pozisyon

"The power forward scores points."Power forward potanın yakınında post pozisyonu alır.

small forward /smˈɔːl fˈoːɹwɚd/ isim

small forward

Basketbolda çevre oyunları, skor, ribaund ve savunma görevlerini üstlenen kanat pozisyonu

"The small forward drives to the hoop."Small forward potaya doğru sürer.

point guard /pˈɔɪnt ɡˈɑːɹd/ isim

point guard

Basketbolda topu sahaya taşıyan ve hücumu başlatan oyun kurucu pozisyon

"The point guard brings the ball up court."Point guard topu sahaya taşır.

shooting guard /ʃˈuːɾɪŋ ɡˈɑːɹd/ isim

shooting guard

Basketbolda genellikle uzun mesafeden şut çekerek sayı üretmekle görevli kanat guardı

"The shooting guard hits a three-pointer."Shooting guard üç sayılık atışını gerçekleştirir.

forward center /fˈoːɹwɚd sˈɛntɚ/ isim

forvet oyuncusu

Futbol veya hokey gibi takım sporlarında, oyuncunun temel görevinin gol atmak ve takım arkadaşları için fırsatlar yaratmak olduğu bir pozisyon.

"The forward center scores goals."Forvet oyuncusu gol atar.

quarterback /ˈkwɔɹtɝˌbæk/ isim

quarterback

(Amerikan futbolu) Hücumu yöneten, oyunları çağıran, snap'i yapan ve topu paslayan pozisyon.

"The quarterback throws a spiral to the wide receiver."Quarterback, geniş alıcıya bir spiral pas attı.

lock forward /lˈɑːk fˈoːɹwɚd/ isim

lock forward

Ragbi pozisyonu; genellikle uzun ve güçlü oyunculardan oluşur, line‑out ve scrum'larda uzmanlaşırlar.

"The lock forward jumps in the lineout."Lock forward line‑out'ta zıpladı.

mid-on /mˈɪdˈɑːn/ isim

mid‑on

Kriket sahasında, off side’da, bowler'a bakan ve batsman'a daha yakın bir alanda bulunan saha pozisyonu.

"The fielder at mid-on stops the drive."Mid‑on'daki saha oyuncusu sürüş vuruşunu durdurdu.

long on /lˈɑːŋ ˈɑːn/ isim

long on

Kriket sahasında, bowler'ın kolunun arkasında, leg side’da, sınıra yakın bir derin saha pozisyonu.

"The long on fielder catches the lofted shot."Long on saha oyuncusu yükseltilmiş vuruşu yakaladı.

long off /lˈɑːŋ ˈɔf/ isim

long off

Kriket sahasında, off side’da, sınıra doğru uzanan derin bir saha pozisyonu.

"The batsman hits the ball to long off."Batsman topu long off'a gönderdi.

deep square leg /dˈiːp skwˈɛɹ lˈɛɡ/ isim

deep square leg

Kriket sahasında, square leg'in arkasında, sınıra yakın bir derin saha pozisyonu.

"The deep square leg fields top edges."Deep square leg oyuncusu kenar vuruşlarını toplar.

fine leg /fˈaɪn lˈɛɡ/ isim

fine leg

Kriket sahasında, batsman'ın arkasında, leg side’da dar bir açıyla konumlanmış saha pozisyonu.

"The ball races to the fine leg boundary."Top fine leg sınırına doğru koştu.

square leg /skwˈɛɹ lˈɛɡ/ isim

kare bacak

Krikette, vurucunun bacak tarafında yaklaşık olarak kare olan bir saha pozisyonu.

"The square leg umpire watches for run-outs."Kare bacak hakemi koşarak çıkmaları izler.

Bu listedeki 21 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Spor İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular