Profesyonel Sporcular: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Profesyonel Sporcular konusundaki 38 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

38 kelime Spor İle İlgili İngilizce Kelimeler
tennis player /tˈɛnᵻs plˈeɪɚ/ isim

tenis oyuncusu

Tenis sporunu oynayan kişi.

"She is a tennis player."Tenis oyuncusu bir servis ace'i yaptı.

badminton player /bˈædmɪntən plˈeɪɚ/ isim

badminton oyuncusu

Badminton sporunda profesyonel olarak yarışan sporcu.

"He is a badminton player."Badminton oyuncusu shuttlecock’u smash yaptı.

paddler /pˈædlɚ/ isim

kürekçi

Kano ve kayık gibi kürekle yapılan sporlarda, tekneyi su içinde itmek için kürek kullanan kişi.

"She is a paddler."Kürekçi, kanoyu hızlı akıntılarda yönlendirir.

combat athlete /kˈɑːmbæt ˈæθliːt/ isim

dövüş sporcusu

Boks, MMA ya da güreş gibi fiziksel mücadele içeren sporlarla uğraşan kişi.

"She is a combat athlete."Dövüş sporcusu Muay Thai çalışıyor.

golfer /ˈɡɑlfɚ/ isim

golfçü

mesleği olarak ya da eğlence amacıyla golf oynayan kişi

"The golfer was calm."Golfçü sakindi.

cyclist /ˈsaɪklɪst/ isim

bisikletçi

bisiklet süren kişi

"The cyclist wore a helmet."Bisikletçi kask takmıştı.

jockey /ˈdʒɑki/ isim

jokey

At yarışlarında atları süren kişi.

"The jockey weighs less than 120 pounds."Jokeyin kilosu 120 poundun altındadır.

skydiver /skˈaɪdaɪvɚ/ isim

paraşütçü

Bir uçaktan atlayıp serbest düşüş yaptıktan sonra paraşüt açan kişi.

"The skydiver deploys the parachute at 5"Paraşütçü, paraşütünü 5.000 fitte açar.

parachutist /pˈæɹətʃˌuːɾɪst/ isim

paraşütle iniş yapan

Genellikle bir uçaktan atladıktan sonra paraşütle yere inen kişi.

"The parachutist lands softly on the target."Paraşütle iniş yapan, hedefe yumuşak bir şekilde indi.

climber /ˈkɫaɪmɝ/ isim

tırmanıcı

Özellikle kayalara, dağlara veya yapay tırmanma duvarlarına tırmanan kişi.

"She is a climber."O bir tırmanıcı.

marksman /ˈmɑɹksmən/ isim

nişancı

Hedefe doğru isabetli atış yapabilen kişi.

"The marksman hits the bullseye."Nişancı tam ortayı vurur.

markswoman /mˈɑːɹkswʊmən/ isim

keskin nişancı (kadın)

Özellikle ateşli silahlarla atış veya hedef sporlarında yetenekli bir kadın.

"The markswoman wins the gold medal."Keskin nişancı altın madalyayı kazanır.

archer /ˈɑɹtʃɝ/ isim

okçu

Yay kullanarak ok atma sporu yapan kişi.

"The archer releases the arrow smoothly."Okçu oku sorunsuz bir şekilde serbest bırakır.

snowboarder /ˈsnoʊˌbɔɹdɝ/ isim

snowboardcu

karla kaplı yamaçlarda kayarak ve çeşitli numaralar yaparak snowboard sporu yapan kişi.

"The snowboarder performs a backflip."Snowboardcu bir geri takla atıyor.

skier /ˈskaɪɹ/, /ˈskiɝ/ isim

kayakçı

kayak bağlarıyla ayakkabıları bağlayarak kar üzerinde aşağı kayarak kayak sporu yapan kişi.

"The skier carves turns down the mountain."Kayakçı dağda virajları ustalıkla kesiyor.

skater /ˈskeɪtɝ/ isim

kaykaycı

Üzerinde tekerlekli veya bıçaklı özel botlar giyerek düz bir yüzeyde hareket eden kişi.

"The skater glides across the ice."Kaykaycı buzun üzerinde kayıyor.

speed skater /spˈiːd skˈeɪɾɚ/ isim

hız patencisi

uzun bıçaklı patenlerle buz üzerinde yarışan, hız pateni sporu yapan sporcu.

"The speed skater leans into the turn."Hız patencisi viraja doğru eğiliyor.

swimmer /ˈswɪmər/ isim

yüzücü

havuzda ya da açık sularda yüzerek yüzme sporu yapan kişi.

"The swimmer completes the 100-meter freestyle."Yüzücü 100 metrelik serbest stil yarışını tamamladı.

rower /ˈɹoʊɝ/ isim

kürekçİ

Oar (kürek) kullanarak su içinde tekneyi iten, kürek sporu yapan kişi.

"The rower pulls the oar through the water."Kürekçi, kürekleri suya doğru çeker.

angler /ˈæŋɡɫɝ/ isim

balıkçı (amatör)

Hobi olarak olta ve misina ile balık tutan kişi.

"He is an angler."O bir amatör balıkçı.

sportsman /ˈspɔrtsmən/ isim

sporcu

bir sporda profesyonel olarak yer alan erkek kişi

"He is a sportsman."O bir sporcudur.

sportswoman /spˈoːɹtswʊmən/ isim

sporcu kadın

Spor ya da atletik faaliyetlerde bulunan kadın.

"The sportswoman endorses athletic shoes."Sporcu kadın atletik ayakkabıları tanıttı.

marathoner /mˈæɹəθˌɑːnɚ/ isim

maraton koşucusu

Genellikle 42,195 kilometreyi kapsayan uzun mesafe koşularına katılan kişi.

"The marathoner drinks water at the aid station."Maraton koşucusu su istasyonunda su içer.

hurdler /ˈhɝdəɫɝ/, /ˈhɝdɫɝ/ isim

engelli koşucu

Engeller (hurdle) üzerinden koşulan pist ve saha branşında uzmanlaşmış atlet.

"The hurdler clears the barrier smoothly."Engelli koşucu bariyeri sorunsuz bir şekilde aşar.

pacesetter /ˈpeɪˌsɛtɝ/ isim

tempo belirleyici

Yarışta bir grup koşucuya ya da atlara öncülük eden kişi ya da at.

"The pacesetter leads the race for the first lap."Tempo belirleyici, yarışın ilk turunu önde sürer.

weightlifter /ˈweɪtˌɫɪftɝ/ isim

halterci

Belirli kaldırma hareketleriyle ağır ağırlıklar kaldıran spor dalı olan halterle uğraşan kişi.

"The weightlifter snatches 150 kilograms."Halterci 150 kilogramı snatch hareketiyle kaldırdı.

gymnast /ˈdʒɪmnəst/ isim

gimnast

özellikle yarışmalarda gimnastik yapması için eğitilmiş sporcu

"Talented young gymnast."Yetenekli genç gimnast.

cox /ˈkɑks/ isim

kaptan (kürek takımı)

Kürek takımında teknenin yönlendirilmesinden ve yarış ile antrenman sırasında kürekçilerin hareketlerinin koordine edilmesinden sorumlu üye.

"The cox steers the rowing boat and calls strokes."Kaptan tekneyi yönlendirir ve kürek vuruşlarını çağırır.

figure skater /fˈɪɡjɚ skˈeɪɾɚ/ isim

buz patencisi

Buz üzerinde patenle zarif hareketler sergileyen sporcu.

"The figure skater lands a triple axel."Buz patencisi üçlü akseli başarıyla tamamladı.

cueist /kjˈuːɪst/ isim

bilardo oyuncusu

Bilardo, snooker gibi çubuklu masa oyunlarıyla uğraşan kişi.

"The cueist sinks the eight ball."Bilardo oyuncusu sekiz topunu deliğe soktu.

roller skater /ɹˈoʊlɚ skˈeɪɾɚ/ isim

roller patenci

Roller patenle çeşitli yüzeylerde hareket eden sporcu.

"The roller skater dodges the cones."Roller patenci konileri ustaca atlatıyor.

peloton /pˈɛlɑːtən/ isim

peloton

Yol yarışında birbirine yakın sürüş yapan bisikletçiler topluluğu.

"The peloton rides together to save energy."Peloton, enerji tasarrufu sağlamak için birlikte sürer.

eventer /ɪvˈɛntɚ/ isim

event sporcusu

Dressaj, çamur yolu atlaması ve engelli atlama disiplinlerini birleştiren event yarışına katılan sporcu.

"The eventer competes in dressage"Event sporcusu dressajda yarışıyor.

showjumper /ʃˈoʊdʒʌmpɚ/ isim

atlama sporcusu

At ve binicinin bir dizi engeli aşarak yarıştığı gösteri atlama sporunun katılımcısı.

"The showjumper clears the oxer fence."Atlama sporcusu oxer çitini temizledi.

windsurfer /ˈwɪndˌsɝfɚ/ isim

windsurfçü

Üzerinde yelken bulunan bir boardla su üzerinde süren windsurfing sporunu yapan kişi.

"The windsurfer catches a gust of wind."Windsurfçü bir rüzgar patlamasını yakaladı.

professional golfer /pɹəfˈɛʃənəl ɡˈɑːlfɚ/ isim

profesyonel golfçü

Yüksek seviyede rekabetçi golf oynayarak geçimini sağlayan, genellikle profesyonel golf organizasyonları tarafından onaylanan turnuvalara katılan kişi.

"The professional golfer has multiple tour wins."Profesyonel golfçünün birçok tur zaferi var.

racer /ˈɹeɪsɝ/ isim

yarışçı

Yüksek hızlarda pist ya da parkurda araç kullanan ve yarışmalara katılan yetenekli sürücü.

"The racer crosses the finish line first."Yarışçı bitiş çizgisini birincilikle geçti.

vaulter /vˈɑːltɚ/ isim

çubukla atlayıcı

Uzun ve esnek bir çubuk kullanarak yüksek bir çubuğu aşan atletik atlama sporu olan çubukla atlamada yarışan sporcu.

"The vaulter clears the bar at 19 feet."Çubukla atlayıcı çubuğu 19 fitte aştı.

Bu listedeki 38 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Spor İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular