konik işaretleme konisi
Saha içinde sınırları ya da belirli alanları işaretlemek için kullanılan, genellikle parlak renkli küçük koni.
"The cone marker defines the drill area."Konik işaretleme konisi antrenman alanını tanımlar.
Saha ve Eğitim Ekipmanları konusundaki 32 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
konik işaretleme konisi
Saha içinde sınırları ya da belirli alanları işaretlemek için kullanılan, genellikle parlak renkli küçük koni.
"The cone marker defines the drill area."Konik işaretleme konisi antrenman alanını tanımlar.
vuruş sehpası
Beyzbol ya da softbol antrenmanlarında topu sabit tutarak oyuncunun vuruş yapmasını sağlayan ekipman.
"The batting tee holds the ball waiting to be hit."Vuruş sehpası topu vuruşa hazır şekilde tutar.
atış lastiği
Beyzbol ve softbol sahasında, atıcının topu fırlattığı küçük, dikdörtgen şekilli platform.
"The pitching rubber is on the mound."Atış lastiği çukurun üzerindedir.
kale seti
(kriket) Üç adet direk ve üstüne oturan iki küçük çubuğun (bail) oluşturduğu yapı; atıcı topu bu seti hedef alır, vurucu ise seti korumaya çalışır.
"The wicket consists of three stumps and two bails."Kale seti üç direk ve iki bailden oluşur.
görüş perdesi
Kriket gibi sporlarda topun net görülmesini sağlamak amacıyla genellikle beyaz renkli, büyük bir perde; topun arka planını sadeleştirir.
"The sight screen helps the batsman see the ball."Görüş perdesi vurucunun topu görmesine yardımcı olur.
top toplama kutusu
Spor toplarını toplamak ve taşımak için kullanılan bir kap.
"The ball hopper collects balls for practice."Top toplama kutusu antrenman için topları toplar.
halter platformu
Güç ve olimpik halterde sabit bir kaldırma yüzeyi sağlamak amacıyla tasarlanmış özel ekipman.
"The weightlifting platform is strong."Halter platformu dayanıklıdır.
yumruk torbası
Darbeleri ve yumruk tekniklerini çalışmak için asılı tutulan, genellikle doldurulmuş ağır bir torba.
"The punching bag is heavy."Yumruk torbası ağır.
odak mitti
Dövüş sporları antrenmanında darbeler için eğitmen ya da partner tarafından tutulan, pedli hedef.
"The focus mitt is used for punch training."Odak mitti yumruk antrenmanı için kullanılır.
hız torbası
Boks ve dövüş sanatları antrenmanında el‑göz koordinasyonu ve yumruk tekniğini geliştirmek amacıyla kullanılan küçük, şişirilmiş torba.
"The speed bag improves hand-eye coordination."Hız torbası el‑göz koordinasyonunu artırır.
tekme pedi
Dövüş sanatlarında tekme ve darbelerin etkisini emmek için kullanılan spor ekipmanı.
"The kick pad absorbs roundhouse kicks."Tekme pedi dairesel tekmeleri emer.
güreş mankeni
Güreş antrenmanında rakip vücudunu taklit etmek amacıyla kullanılan spor ekipmanı.
"The wrestling dummy is used for drills."Güreş mankeni drill (çalışma) amaçlı kullanılır.
tırmanma ankrajı
Tırmanıcıyı kayaya güvenli bir şekilde bağlamak için kullanılan ekipman.
"The climbing anchor secures the rope."Tırmanma ankrajı ipi sabitleyerek güvenliği sağlar.
dalma tahtası
Genellikle fiberglas ya da ahşaptan yapılan, esnek ve yaylı bir platform; yüzme havuzunda dalış için kullanılır.
"The diving board flexes to launch the diver."Dalma tahtası dalgıcıyı havaya fırlatmak için esner.
başlangıç bloğu
Koşucuların ve yüzücülerin yarış başında maksimum itme gücüyle çıkış yapabilmesi için ayak dayama yerleri bulunan platform.
"The starting block has an adjustable foot plate."Başlangıç bloğunda ayarlanabilir bir ayak plakası bulunur.
tempo saati
Yüzme antrenmanları ve yarışlarda geçen süreyi gösteren, genellikle havuz kenarında bulunan spor ekipmanı.
"The pace clock sits at the edge of the pool."Tempo saati havuz kenarında durur.
şnorkel tahtası
Yüzmede kullanılan, öncelikle destek veya antrenman yardımcısı olarak kullanılan yüzer, dikdörtgen bir şamandıra.
"The kickboard isolates the leg work."Şnorkel tahtası bacak çalışmasını izole eder.
yüzme paraşütü
Yüzmede direnç, güç ve dayanıklılığı artırmak amacıyla kullanılan bir spor ekipmanıdır.
"The swim parachute creates drag."Yüzme paraşütü sürükleme oluşturur.
çekme yüzerliği
Yüzmede yüzebilirliği artırmak ve üst vücuda odaklanmak için kullanılan bir yüzer cihazdır.
"The pull buoy floats the legs."Çekme yüzerliği bacakları yüzdürür.
dragSox
Su içinde direnç ekleyerek güç ve teknik geliştiren özel direnç çoraplarıdır.
"DragSox add resistance in the water."DragSox suya direnç ekler.
paralel barlar
Birbirine paralel iki yatay çubuğun bulunduğu, akrobasi ve güç egzersizleri için kullanılan jimnastik ekipmanıdır.
"The parallel bars are used for swinging and balancing."Paralel barlar sallanma ve denge çalışmaları için kullanılır.
eşitsiz barlar
Farklı yüksekliklerde iki yatay çubuğun bulunduğu, özellikle kadın jimnastikçileri tarafından salınımlar, serbest bırakmalar ve geçişler içeren akrobasi rutinleri için kullanılan bir aparatdır.
"The uneven bars have different heights."Eşitsiz barların yükseklikleri farklıdır.
kuvvet beygiri
Jimnastikçilerin üzerinde belirli hareketleri yapmalarını sağlayan, yüzeyinde iki adet tutamağı bulunan bir jimnastik ekipmanı.
"The gymnast used the pommel horse."Jimnastikçi kuvvet beygirini kullandı.
yatay bar
Yerden yüksek bir konumda, tutunup çekme hareketleri yapılabilen sabit çubuk
"The horizontal bar is high."Yatay bar yüksektir.
yaylı zemin
Jimnastikte sıçrama ve darbe emilimini artırmak için içine yaylar yerleştirilmiş bir zemindir.
"The spring floor has springs underneath for shock absorption."Yaylı zeminin altında şok emilimi için yaylar bulunur.
stump
Kriket sahasının her iki ucuna çakılan üç dikey ahşap direğin bir tanesidir; üzerine iki küçük yatay çubuk (bails) oturur.
"The stump is one of three vertical posts in cricket."Stump, krikette üç dikey direkten biridir.
bacak stumpı
Kriket wicket'inin bir parçası olan üç stumptan biri olup, vurucunun bacak tarafında bulunur ve out kararını belirlemede kullanılır.
"The leg stump is on the batsman's leg side."Bacak stumpı vurucunun bacak tarafındadır.
trapez
Akrobatların havada manevralar ve sallanmalar yapması için kullanılan, halatlarla veya kablolarla asılı yatay bir çubuk.
"The trapeze artist swings high above the crowd."Trapez sanatçısı kalabalığın üzerinde yüksekte sallanır.
basketbol potası
Altına bir ağ takılmış, bir panoya monte edilmiş dairesel halka; oyuncular topu bu hovanın içinden geçirerek sayı kazanır.
"The basketball hoop is 10 feet high."Basketbol potası 10 fit (3,05 m) yüksekliğindedir.
su atlama
Atletizmde engelli koşu (steeplechase) yarışlarında, koşucuların engelleri atlattıktan sonra üzerinden atlaması gereken su çukurundan oluşan engel.
"The water jump is an obstacle in steeplechase."Su atlama, engelli koşunun bir engelidir.
başlangıç kapısı
yarışların adil bir başlangıç yapmasını sağlamak için kullanılan mekanik cihaz
"The starting gate opens simultaneously for all horses."Başlangıç kapısı tüm atlar için aynı anda açılır.
sıçrama tahtası
İnsanların daha yükseğe zıplamasına yardımcı olan, genellikle havuz ve jimnastik salonlarında görülen esnek platform.
"The diver used springboard."Eğitim, gelecekteki başarı için bir sıçrama tahtası oldu.
Bu listedeki 32 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla