Spor: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Spor konusundaki 31 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

31 kelime Toefl Advanced İngilizce Kelimeleri
croquet /kɹoʊˈkeɪ/ isim

kroket

Çim üzerinde oynanan, oyuncuların çekiç benzeri sopalar (malet) ile ahşap topları halkalardan geçirerek oynadığı bir oyun

"We played croquet on the lawn."Çimlerde kroket oynadık.

wrestling /ˈɹɛsəɫɪŋ/, /ˈɹɛsɫɪŋ/ isim

güreş

İki sporcunun birbirini tutarak rakibini yere düşürmeye ya da kontrol altına almaya çalıştığı bir spor dalı

"Wrestling is a tough sport."Güreş zorlu bir spordur.

rappelling /ɹəˈpɛɫɪŋ/ isim

rapel

Vücuda sarılan ip kullanılarak bir kayalığın aşağıya doğru güvenli bir şekilde inilmesi etkinliği

"Rappelling down the cliff required courage."Kayalığın üzerinden rapel yapmak cesaret isterdi.

decathlon /diˈkæθɫɔn/ isim

dekatlon

İki gün süren ve on farklı spor dalını kapsayan yarışma.

"He competes in decathlon."O dekathlonda yarışıyor.

Grand Prix /ɡɹˈænd pɹˈiː/ isim

grand Prix

Uluslararası motosiklet ya da otomobil yarışlarından oluşan bir seri.

"They watched the Grand Prix."Grand Prix'i izlediler.

lacrosse /ɫəˈkɹɔs/ isim

lakros

İki takımın, her biri on oyuncudan oluşan, uzun saplı ve ağlı sopalarla topu atıp taşıdığı saha oyunu.

"Lacrosse is fast."Lakros hızlı bir oyundur.

discus /ˈdɪskəs/ isim

disk atma

Diskin mümkün olduğunca uzağa atıldığı spor ya da yarışma

"He threw the discus farther than anyone else."Diski herkesten daha uzağa attı.

regatta /ɹɪˈɡɑtə/ isim

regata

yelkencilik ya da kürek takımları arasında düzenlenen bir dizi yarıştan oluşan spor etkinliği

"They sailed in the regatta."Regatada yelken sürdüler.

softball /ˈsɔfˌbɔɫ/, /ˈsɔftˌbɔɫ/ isim

softbol

Büyük ve yumuşak bir topun kullanıldığı, beyzbol benzeri ama daha küçük bir sahada oynanan oyun

"We play softball every Saturday."Her Cumartesi softbol oynarız.

steeplechase /ˈstipəɫˌtʃeɪs/ isim

steeplechase

genellikle 3000 metre uzunluğunda, engeller ve su atlamaları içeren bir atletizm yarışı

"The steeplechase is tough."Steeplechase zor bir yarıştır.

major league /mˈeɪdʒɚ lˈiːɡ/ isim

üst lig

Belirli bir spor dalında en üst seviyedeki lig, özellikle beyzbol için kullanılır

"Major league baseball."Üst lig beyzbolu.

triathlon /ˌtɹaɪˈæθɫən/ isim

triatlon

genellikle yüzme, bisiklet ve koşudan oluşan üç farklı disiplinli spor yarışması

"Complete first triathlon."İlk triatlonu tamamla.

Tour de France /tˈʊɹ də fɹˈæns/ isim

tour de France

Fransa’da ve bazen komşu ülkelerde düzenlenen, 21 etaptan oluşan yıllık bisiklet yarışı

"Watch Tour de France."Tour de France’ı izleyin.

debutant /dˈɛbjuːtənt/ isim

debutant

İlk kez, özellikle sinema ya da spor gibi alanlarda kamuoyu önünde görünüm sergileyen kişi.

"Young debutant performed."Genç debutant sahneye çıktı.

underdog /ˈʌndərdaɡ/ isim

zayıf taraf

Diğerlerine göre daha zayıf kabul edilen ve başarı şansı düşük olan birey, takım vb.

"Team is underdog."Takım zayıf taraf.

gridiron /ˈɡɹɪˌdaɪɝn/ isim

gridiron

Paralel çizgilerle işaretlenmiş, Amerikan futbolunun oynandığı saha.

"They play on the gridiron."Onlar gridiron'da oynuyorlar.

dribble /ˈdɹɪbəɫ/ isim

top sürme

Oyuncunun topa hafif dokunuşlar, tekmeler ya da itmelerle topu kontrol altında tutarak ilerlemesi.

"Good dribble skill."İyi bir top sürme tekniği.

fumble /ˈfəmbəɫ/ isim

fumble

topu düşürmek ya da düzgün yakalayamamak eylemi

"He made a fumble."Fumble yaptı.

matchup /ˈmætʃəp/ isim

eşleşme

İki oyuncu veya takımın birbirine karşı yarıştığı bir spor etkinliği.

"The matchup was very exciting."Eşleşme çok heyecanlıydı.

pennant /ˈpɛnənt/ isim

bayrak

Genellikle bir bayrak ya da pankart şeklinde, profesyonel beyzbol liginin şampiyonuna verilen ödül.

"The team won the pennant."Takım bayrağı kazandı.

podium /ˈpoʊdiəm/ isim

podyum

Üç farklı seviyede yan yana bulunan platformlardan oluşan, kazananların ödüllerini aldığı yapı.

"Stand on podium."Podyuma çık.

rappel /ɹæpˈɛl/ isim

rapel

vücudun etrafına sarılmış ip kullanılarak bir kayalığın aşağıya inme eylemi

"The rappel was exciting."İnişi rapel yapmayı öğrendiler.

interval training /ˈɪntɚvəl tɹˈeɪnɪŋ/ isim

aralık antrenmanı

Yüksek ve düşük yoğunluklu aktivitelerin dönüşümlü olarak yapıldığı spor antrenmanı.

"Interval training effective."Aralık antrenmanı etkili.

foul /ˈfaʊɫ/ fiil

faul yapmak

Bir oyunun kurallarına aykırı oynamak.

"He fouled the basketball player."Basketbol oyuncusuna faul yaptı.

dope /ˈdoʊp/ fiil

doping yapmak

Atletik performansı artırmak amacıyla uyuşturucu veya maddeler almak.

"Athletes dope to win."Sporcular kazanmak için doping yapar.

grand slam /ɡɹˈænd slˈæm/ isim

büyük zafer

Tenis, golf ya da beyzbol gibi spor dallarında bir büyük şampiyonluk ya da bir dizi galibiyet.

"The player celebrated his grand slam victory"Oyuncu büyük zaferini kutladı.

welterweight /ˈwɛɫtɝˌweɪt/ isim

welter ağırlığı

Profesyonel boks ve benzeri sporlarda hafif ve orta ağırlık arasında yer alan, genellikle 63‑67 kg (139‑147 lb) aralığındaki sınıf.

"He fights as welterweight."O, welter ağırlığında dövüşüyor.

javelin /ˈdʒævəɫən/, /ˈdʒævəɫɪn/ isim

cirit atma

Hafif bir mızrağın mümkün olduğunca uzağa atıldığı spor ya da yarışma

"The athlete threw the javelin."Atlet ciriti attı.

novice /ˈnɑvəs/ isim

yeni başlayan

Bir göreve yeni başlamış ve deneyimsiz olan kişi.

"The novice skier fell several times."Yeni başlayan kayakçı birkaç kez düştü.

division /dɪˈvɪʒən/ isim

division

Kaliteye, yeteneğe veya performansa göre sıralanan bir lig veya kategori.

"It's a tough division."Zor bir division.

knock out /nˈɑːk ˈaʊt/ fiil

nakavt etmek

Birini veya bir şeyi bilinçsiz hale getirmek.

"The boxer knocked out his opponent."Boksör rakibini nakavt etti.

Bu listedeki 31 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Toefl Advanced İngilizce Kelimeleri — Konular