İyileşme ve Tedavi · C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler

C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler listesindeki "İyileşme ve Tedavi" ile ilgili 29 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

29 kelime C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
immunotherapy /ˌɪmjunoʊˈθɛɹəpi/ isim

immünoterapi

Vücudun doğal savunma mekanizmalarını güçlendirerek kanser ya da enfeksiyon gibi hastalıklarla mücadele etmesini sağlayan tıbbi tedavi.

"Immunotherapy treats cancer."Immünoterapi kanseri tedavi eder.

drug therapy /dɹˈʌɡ θˈɛɹəpi/ isim

ilaç tedavisi

Çeşitli hastalık ve durumları tedavi, yönetim ya da önleme amacıyla ilaçların kullanılması.

"She started drug therapy."İlaç tedavisine başladı.

deep brain stimulation /dˈiːp bɹˈeɪn stˌɪmjʊlˈeɪʃən/ isim

derin beyin stimülasyonu

Parkinson hastalığı gibi hareket bozukluklarını tedavi etmek amacıyla beyine elektrot yerleştirilen cerrahi prosedür.

"Deep brain stimulation helps."Derin beyin stimülasyonu yardımcı olur.

recuperation /ɹɪˌkupɝˈeɪʃən/ isim

iyileşme

Hastalık ya da yaralanmadan sonra dinlenerek kademeli olarak eski sağlığa kavuşma süreci.

"Recuperation takes time."İyileşme zaman alır.

resuscitation /ɹɪˌsəsɪˈteɪʃən/ isim

canlandırma

Bir kişinin bilincine ya da hayata dönmesini sağlama eylemi.

"They performed resuscitation."Onlar canlandırma uyguladılar.

convalescence /ˌkɑnvəˈɫɛsəns/ isim

iyileşme süreci

Hastalık, yaralanma veya tıbbi bir operasyon sonrasında sağlık ve gücün kademeli olarak kazanılması için geçirilen süre

"He needed weeks of convalescence after surgery"Ameliyatdan sonra haftalarca iyileşme sürecine ihtiyacı vardı.

ablation therapy /ɐblˈeɪtiən θˈɛɹəpi/ isim

ablasyon tedavisi

Anormal doku ya da hücreleri yok eden, kalp ritim bozuklukları ya da bazı kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bir yöntem.

"Ablation therapy destroyed tissue."Ablasyon tedavisi dokuyu yok etti.

pulmonary rehabilitation /pˈʌlmənˌɛɹi ɹɪhəbˌɪlɪtˈeɪʃən/ isim

akciğer rehabilitasyonu

Kronik akciğer hastalığı olan kişilerin solunumlarını ve yaşam kalitelerini iyileştirmeyi amaçlayan rehabilitasyon programı.

"Pulmonary rehabilitation helps."Akciğer rehabilitasyonu yardımcı olur.

rehabilitation /ˌɹiəˌbɪɫəˈteɪʃən/, /ˌɹihəˌbɪɫəˈteɪʃən/ isim

rehabilitasyon

Yaralanma, hastalık ya da sakatlık sonrası fiziksel fonksiyonları ya da yetenekleri yeniden kazandırmayı amaçlayan tıbbi tedavi.

"Rehabilitation is needed."Rehabilitasyon gereklidir.

adjuvant /ɐdʒˈuːvənt/ isim

adjuvan

Aşıların bağışıklık yanıtını artırmak ve etkinliğini yükseltmek amacıyla eklenen madde.

"The adjuvant helped."Doktorlar kemoterapi sonrası adjuvan tedavi önerdi.

tracheostomy /tɹɐkɪˈɑːstəmi/ isim

trakeostomi

Boyunda bir solunum yolu oluşturmak için yapılan cerrahi işlem.

"The patient required a tracheostomy during recovery"Hasta iyileşme sürecinde trakeostomiye ihtiyaç duydu.

photodynamic therapy /fˌoʊɾoʊdaɪnˈæmɪk θˈɛɹəpi/ isim

fotodinamik tedavi

Işıkla aktive edilen, anormal hücreleri (örneğin kanser hücrelerini) hedef alıp yok eden bir tedavi yöntemi.

"Photodynamic therapy uses light to kill cancer cells."Fotodinamik tedavi, ışıkla kanser hücrelerini öldürür.

bone marrow transplantation /bˈoʊn mˈæɹoʊ tɹænsplɐntˈeɪʃən/ isim

kemik iliği nakli

Hasar görmüş ya da hastalıklı kemik iliğinin, sağlıklı kök hücrelerle değiştirilmesi prosedürü.

"Bone marrow transplantation saved him."Kemik iliği nakli onu kurtardı.

prophylaxis /pɹˌɑːfɪlˈæksɪs/ isim

profilaksi

Hastalığın, enfeksiyonun ya da diğer sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını veya yayılmasını önlemeye yönelik tedavi.

"Vaccination serves as disease prophylaxis effectively"Aşılama, hastalık profilaksisi olarak etkili bir yöntemdir.

convalesce /ˌkɑnvəˈɫɛs/ fiil

iyileşmek

Hastalık ya da tedavi sonrası sağlık ve güç kazanarak yavaş yavaş eski haline dönmek.

"He convalesced after the surgery."Ameliyat sonrası iyileşti.

recuperate /ɹɪˈkupɝˌeɪt/ fiil

iyileşmek

bir hastalıktan ya da yaradan toparlanmak

"She needs time to recuperate."Onun iyileşmesi için zamana ihtiyacı var.

resuscitate /ɹiˈsəsɪˌteɪt/, /ɹɪˈsəsɪˌteɪt/ fiil

canlandırmak

tıbbi müdahale ya da CPR ile birini bilincine döndürmek

"The doctor resuscitated the drowning victim."Doktor boğulma mağdurunu canlandırdı.

palliative /ˈpæɫiətɪv/ sıfat

palyatif

altta yatan nedeni iyileştirmeden sadece semptomları hafifletmek

"The care is palliative."Bakım palyatif niteliktedir.

chiropractic /ˌkaɪɹoʊˈpɹæktɪk/ isim

kiropraktik

Bir kişinin eklemlerine veya omurgasına baskı uygulama ve hareket ettirme yöntemini içeren girişimsel olmayan tedavi sistemi

"Chiropractic treatment focuses on the spine and back pain."Kiropraktik tedavi, omurga ve sırt ağrısına odaklanır.

revitalizing /ɹiˈvaɪtəˌɫaɪzɪŋ/ sıfat

canlandırıcı

canlılık veya tazelik kazandırma yeteneğine sahip

"The spa treatment is revitalizing."Spa uygulaması canlandırıcı etki yapar.

intervention /ˌɪntɝˈvɛnʃən/ isim

müdahale

İyileşme ya da tedavi sürecine yardımcı olmak amacıyla uygulanan kasıtlı eylem ya da strateji; genellikle destek, terapi veya tıbbi yardım içerir.

"The doctor ordered intervention."Doktor müdahale emretti.

remission /ɹiˈmɪʃən/ isim

remisyon

Hastanın durumunun iyileştiği ve semptomların hafiflediği dönem.

"Her cancer is in remission now."Kanseri şu anda remisyon halinde.

mend /ˈmɛnd/ fiil

iyileşmek

(bir kişinin vücudu için) önceki durumuna geri dönmek

"His leg will mend."Bacağı iyileşecek.

pull through /pˈʊl θɹˈuː/ fiil

kurtulmak

bir hastalıktan, ciddi bir ameliyattan ya da diğer zor durumlardan iyileşmek

"The patient pulled through finally."Hasta sonunda kurtuldu.

rally /ˈræli/ fiil

iyileşmek

Bir hastalık veya yaralanma döneminden sonra sağlığını ve gücünü yeniden kazanmak

"He will rally soon."Yakında iyileşecek.

invigorate /ˌɪnˈvɪɡɝɪt/ fiil

canlandırmak

sağlık ve enerjiyi artırmak

"The walk invigorated her greatly."Yürüyüş onu çok canlandırdı.

remedial /ɹɪˈmidiəɫ/ sıfat

tedavi edici

sağlık sorunlarını gidermeyi veya iyileştirmeyi amaçlayan tedaviler veya eylemlerle ilgili

"He needs remedial help."Tedavi edici yardıma ihtiyacı var.

therapeutic /ˌθɛɹəpˈjutɪk/ sıfat

terapötik

(ilaç) iyileştirme, hafifletme ya da önleme amaçlı eylemlerle ilgili

"The massage is therapeutic."Masaj terapötik bir etkiye sahiptir.

restorative /ɹəˈstɔɹətɪv/ sıfat

iyileştirici

sağlığı veya gücü yeniden kazandırmaya yardımcı olabilen

"This medicine is restorative."Bu ilaç iyileştirici etkiye sahiptir.

Bu listedeki 29 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular