Edebiyat · C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler

C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler listesindeki "Edebiyat" ile ilgili 29 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.

29 kelime C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
synecdoche /sˈaɪnɪkdˌɑːtʃ/ isim

düzdeğişmece

bir bütünün bir parçasıyla, ya da bir parçanın bütünle temsil edildiği söz sanatı

"This is synecdoche."Bu bir sinekdoğaç örneğidir.

antagonist /ænˈtæɡənəst/ isim

karşıt karakter

Başka bir kişiye veya şeye karşı güçlü bir şekilde karşı çıkan kötü karakter.

"The antagonist opposes the protagonist."Karşıt karakter, başkahramana karşı çıkar.

protagonist /pɹoʊˈtæɡənəst/ isim

kahraman

Bir film, roman, televizyon programı vb. eserde başrolü oynayan ana karakter.

"The protagonist is the main character."Başkahraman, hikâyeyi en çok etkileyen kişidir.

frame story /fɹˈeɪm stˈoːɹi/ isim

çerçeve hikâye

bir ana anlatının, başka bir hikâyeyi ya da kısa hikâyeler dizisini çerçevelediği edebi teknik

"It uses a frame story."Metin bir çerçeve hikâye kullanıyor.

conceit /kənˈsit/ isim

mübalağalı benzetme

edebiyatta birbirine çok benzemeyen şeyler arasında kurulan ayrıntılı veya abartılı şiirsel imgeler veya karşılaştırmalar

"The poem used a clever conceit."Şiir akıllı bir mübalağalı benzetme kullandı.

hyperbole /haɪˈpɝbəˌɫi/ isim

abartma

Bir şeyin boyutunu abartmak amacıyla sözlü veya yazılı anlatımda kullanılan bir teknik.

"Hyperbole exaggerates for dramatic effect."Abartma, dramatik etki yaratmak için kullanılır.

epigraph /ˈɛpɪɡɹˌæf/ isim

epigraf

Bir kitabın, bölümün veya başka bir yazılı eserin başına konarak genellikle bir tema veya bağlam öneren alıntı veya söz.

"The epigraph was a famous quote."Epigraf, ünlü bir sözdü.

miscellanea /mɪsɪlˈeɪniə/ isim

derleme

Farklı kaynaklardan toplanan edebi parçalar, şiirler, mektuplar vb. çeşitli ögelerden oluşan bir koleksiyon.

"The drawer was full of miscellanea and old papers."Çekmece, derleme ve eski kâğıtlarla doluydu.

whodunit /huˈdənɪt/ isim

gizemli cinayet romanı

izleyicinin ya da okuyucunun sonuna kadar çözümleyemediği bir gizem ya da cinayet konusunu işleyen eser

"The whodunit kept me guessing until the end."Gizemli cinayet romanı beni sonuna kadar merakta bıraktı.

codex /kˈoʊdɛks/ isim

kodex

özellikle kutsal metinler, klasik eserler gibi el yazması eski kitap

"A codex is an old handwritten book."Kodex eski bir el yazması kitaptır.

zeugma /zjˈuːɡmə/ isim

zeugma

Bir cümlede iki farklı sözcüğe aynı anda uygulanabilen bir sözcüğün iki anlamının kullanılması; bir söylem süslemelerinden biridir.

"He used zeugma."O, zeugma kullandı.

allusion /əˈɫuʒən/ isim

atıf

başka bir kişi, eser ya da olaya dolaylı olarak gönderme yapan, edebi bir araç olarak kullanılan ifade

"The poem has an allusion to Greek myth."Şiirde Yunan mitolojisine bir atıf var.

abridgment /ɐbɹˈɪdʒmənt/ isim

kısaltma

Uzun bir oyun, roman vb. eserin özünü koruyarak kısaltılmış hâli

"I read an abridgment of the long novel."Uzun romanın bir kısaltmasını okudum.

oxymoron /ˌɑkˈsiˈmɔɹɑn/ isim

oksimoron

Birbirine zıt ya da çelişen iki sözcüğün bir arada kullanılarak yeni bir anlam kazandırdığı söz sanatı.

"'Deafening silence' is an oxymoron.""Sağır edici sessizlik" bir oksimorondur.

foreshadowing /fɔɹˈʃædoʊɪŋ/ isim

sezdirme

Bir hikaye anlatırken gelecekteki olayların ipucunu izleyiciye önceden verme eylemi.

"The dark clouds were a foreshadowing of the coming storm."Kara bulutlar yaklaşan fırtınanın önsezisiydi.

metafiction /mˌɛɾəfˈɪkʃən/ isim

üstkurmaca

Kendi başına bir kurgu eser olduğu gerçeğini vurgulamak için özeleştirel teknikler kullanan, gerçeklik ile kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştıran edebi tür

"Metafiction breaks the fourth wall."Üstkurmaca dördüncü duvarı yıkar.

bildungsroman /bˈɪldəŋsɹˌoʊmən/ isim

bildungsroman

Ana karakterinin gençlikten yetişkinliğe kadar olan psikolojik ve ahlaki gelişimini konu alan roman türü

"It is a bildungsroman story."Bildungsroman, ana karakterinin çocukluktan olgun yetişkinliğe kadar olan psikolojik ve ahlaki gelişimini konu alan özel bir roman türüdür.

elegy /ˈɛɫəˌdʒi/ isim

ağıt

Özellikle ölen birini ya da geçmişteki acı bir olayı anmak için yazılan hüzünlü şarkı ya da şiir.

"He wrote an elegy."O, bir ağıt yazdı.

simile /sˈɪmɪli/ isim

benzetme

iki şeyi veya kişiyi karşılaştırarak benzerliklerini vurgulayan, genellikle 'gibi' veya 'kadar' gibi bağlaçlarla sunulan bir söz sanatı

"'As brave as a lion' is a classic and child-friendly simile."'Aslan kadar cesur' klasik ve çocuk dostu bir benzetmedir.

eclogue /ɪklˈɑːɡ/ isim

eklóg

Antik Yunan ve Roma edebiyatından gelen, genellikle iki çobanın diyalog şeklinde konuştuğu kısa pastoral şiir türü.

"He read an eclogue."O, bir eklóg okudu.

non sequitur /nˈɑːn sˈɛkwɪtʃɚ/ isim

mantıksız yanıt

Önceki söylenene hiçbir mantıksal ya da bağlamsal ilişki göstermeyen yorum ya da cevap.

"That is a non sequitur."Bu bir mantıksız yanıt.

parable /ˈpɛɹəbəɫ/ isim

mesel

ahlaki bir ders veren kısa ve sade bir öykü

"Jesus told a parable to teach a lesson."İsa bir ders vermek için bir parabel anlattı.

allegory /ˈæɫəˌɡɔɹi/ isim

alegori

daha derin gerçekleri sembolik olarak anlatan bir hikâye, sanat eseri ya da performans

"The story is an allegory about hope."Hikâye umut üzerine bir alegoridir.

foil /ˈfɔɪɫ/ isim

karşıt karakter

Bir edebi eserde, genellikle başkahramanın özelliklerini vurgulamak amacıyla ona zıt niteliklerde tasvir edilen karakter.

"The character is a foil."Bu karakter, bir karşıt karakterdir.

cacophony /kæˈkɑfəni/ isim

kakofoni

Uyumsuz, rahatsız edici ve sert seslerin bir araya gelerek kaos ya da düzensizlik hâlini betimlediği edebi araç.

"The street filled with unbearable cacophony yesterday"Dün sokak dayanılmaz bir kakofoniyle doluydu.

motif /moʊˈtif/ isim

motif

edebi bir eserde tekrar tekrar kullanılan bir konu, fikir veya söz öbeği

"The motif appears many times."Motif birçok kez karşımıza çıkıyor.

royalty /ˈɹɔɪəɫti/ isim

telif hakkı

Bir eserin her satılan kopyası için yaratıcısına veya yazarına yapılan ödeme.

"The writer got royalty payments."Yazar, kitap satışlarından telif hakkı alıyor.

canonical /kəˈnɑnəkəɫ/ sıfat

kanonik

(yazar ya da eser için) edebiyat kanonunda yer alan, yüksek takdir görmüş eser ya da yazar.

"The text is canonical."Metin kanoonik bir eserdir.

epistolary /ɪˈpɪstəˌɫɛɹi/ sıfat

mektup (epistolary) tarzı

(edebiyat) Kurgusal karakterlerin birbiriyle iletişimini esas olarak mektuplar ya da yazılı belgeler üzerinden sürdüğü eser biçimi.

"The novel is epistolary."Roman mektup (epistolary) tarzındadır.

Bu listedeki 29 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

C2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular