Tarih ve Eserler: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Tarih ve Eserler konusundaki 45 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

C1 45 kelime C1 Seviyesi İngilizce Kelimeler
abolition /ˌæbəˈɫɪʃən/ isim

kaldırma

Bir sistem, uygulama, kurum ya da yasanın resmi ve tamamen sona erdirilmesi eylemi.

"The abolition changed laws."Kaldırma yasaları değiştirdi.

battlefield /ˈbætəɫˌfiɫd/ isim

savaş alanı

Bir muharebenin gerçekleştiği ya da gerçekleştiği yer.

"The old battlefield is now a memorial park."Eski savaş alanı şimdi bir anıt parkı.

tomahawk /ˈtɑməˌhɔk/ isim

tomahawk

Kızılderililer tarafından savaşta ya da alet olarak kullanılan küçük boyutlu balta.

"The tomahawk was heavy."Tomahawk ağırdı.

cannon /ˈkænən/ isim

top

Geçmişte taş ya da metal topları ateşlemek için kullanılan büyük ve güçlü silah.

"The cannon fired loudly."Top yüksek sesle ateş etti.

chariot /ˈtʃɛɹiət/ isim

savaş arabası

İki tekerlekli, atlar tarafından çekilen ve antik çağlarda savaş ve yarışlarda kullanılan araç.

"The chariot raced quickly."Savaş arabası hızlı bir şekilde yarıştı.

conqueror /ˈkɑŋkɝɝ/ isim

fatih

Bir şehri ya da ülkeyi zorla ele geçiren ve halkını kontrol altına alan kişi.

"The conqueror returned victorious."Fatih zaferle geri döndü.

successor /səkˈsɛsɝ/ isim

varis

Bir kişi ya da şeyin bir sonraki sıradaki yerine geçecek olanı.

"The successor will take over the company next month."Varis, önümüzdeki ay şirketi devralacak.

reign /ˈɹeɪn/ isim

saltanat

Bir kral, kraliçe ya da başka bir monarşinin hüküm sürdüğü süre.

"The king's reign ended peacefully."Kralın saltanatı barışçıl bir şekilde sona erdi.

datable /dˈeɪɾəbəl/ sıfat

tarihlendirilebilir

belirli bir zamana bağlanabilen

"The artifact is datable."Eser tarihlendirilebilir.

prehistoric /ˌpɹihɪˈstɔɹɪk/ sıfat

tarih öncesi

Tarihin kaydedilmeden önceki döneme ait ya da o döneme ilişkin.

"The cave is prehistoric."Mağara tarih öncesi bir döneme ait.

ice age /ˈaɪs ˈeɪdʒ/ isim

buzul çağı

Dünya'nın büyük bölgelerinin buzla kaplandığı tarihsel dönemlerden biri.

"Mammoths roamed the earth during the last ice age."Son buzul çağında mamutlar dünyada dolaşıyordu.

Stone age /stˈoʊn ˈeɪdʒ/ isim

taş Devri

İnsanların alet yapımında taş, boynuz, kemik gibi malzemeler kullandığı insanlık tarihinin erken dönemi.

"This tool is from Stone Age."Sığır günde on galon süt veriyor.

Bronze Age /bɹˈɑːnz ˈeɪdʒ/ isim

tunç Çağı

Demir henüz keşfedilmemiş olduğu ve insanların alet yapımında tunç kullandığı tarih öncesi dönem.

"They studied the Bronze Age."Bu yolda azami hız saatte 30 mildir.

Iron Age /ˈaɪɚn ˈeɪdʒ/ isim

demir Çağı

İlk kez MÖ 1100 civarında insanların demir aletler kullanmaya başladığı dönem.

"The Iron Age started three thousand years ago."Demir Çağı üç bin yıl önce başladı.

golden age /ɡˈoʊldən ˈeɪdʒ/ isim

altın çağ

Barış, refah ve mutluluğun idealize edildiği ya da hayal edildiği dönem.

"The city entered a golden age."Şehir bir altın çağa girdi.

medieval /miˈdivəɫ/ sıfat

ortaçağa ait

Ortaçağ ile ilgili veya ona ait; Avrupa tarihinde kabaca 5. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar uzanan dönem.

"The castle is medieval."Şato ortaçağa aittir.

Enlightenment /ˌɛnˈɫaɪtənmənt/ isim

aydınlanma

17. yüzyılın sonları ile 18. yüzyıllarda, akıl ve bilimin gelenek ve dinden daha önemli olduğunu savunan felsefi bir akım.

"The Enlightenment championed reason over superstition."Aydınlanma Çağı, batıl inancın yerine aklı savundu.

civil war /sˈɪvəl wˈɔːɹ/ isim

iç savaş

Aynı ülke içinde yaşayan gruplar arasında gerçekleşen savaş.

"A civil war is very sad."İç savaş çok üzücü bir durumdur.

imperial /ˌɪmˈpɪɹiəɫ/ sıfat

imparatorluk

bir imparatorluk ya da imparatorun özellikleri ya da eylemleriyle ilgili

"The crown is imperial."Taç imparatorluk tarzındadır.

mythology /məˈθɑɫəˌdʒi/ isim

mitoloji

antik mitlerin bir koleksiyonu, özellikle bir halk grubuna ve onların tarihine vb. ait olan

"Greek mythology has many gods."Yunan mitolojisinde birçok tanrı vardır.

industrial revolution /ɪndˈʌstɹɪəl ɹˌɛvəlˈuːʃən/ isim

sanayi devrimi

18. ve 19. yüzyıllarda makinelerin ilk kez kitlesel üretimde kullanılmaya başlanmasıyla, Britanya’da ortaya çıkan dönem

"The industrial revolution changed factories."Sanayi devrimi fabrikaları değiştirdi.

pharaoh /ˈfeɪɹoʊ/, /ˈfɛɹoʊ/ isim

firavun

Antik Mısır hükümdarları için kullanılan unvan

"The pharaoh ruled Egypt wisely."Firavun Mısır'ı bilgece yönetti.

archeology /ˌɑɹkiˈɑɫədʒi/ isim

arkeoloji

Geçmiş uygarlıkların ve tarihsel dönemlerin, alanların kazılarak ve kalıntılar ile diğer fiziksel eserlerin analiz edilerek incelenmesidir.

"Archeology uncovers ancient artifacts."Arkeoloji antik eserleri gün yüzüne çıkarır.

artifact /ˈɑɹtəˌfækt/ isim

yapıt

geçmişte yapılmış, tarihsel veya kültürel değeri olan insan yapımı bir nesne, alet, silah vb.

"The museum displays a 2000-year-old artifact."Müze 2000 yıllık bir yapıt sergiliyor.

war-torn /wˈɔːɹtˈɔːɹn/ sıfat

savaş harap etmiş

(ülke ya da yer) savaşın ardından ciddi şekilde zarar görmüş ya da yok olmuş

"The country is war-torn."Ülke savaş harap etmiş bir durumdadır.

ranged weapon /reɪnʤd ˈwɛpən/ isim

menzilli silah

el uzanımının ötesinde bir mesafeden hedefi vurabilen her türlü silah

"The ranged weapon required ammunition."Menzilli silahın mühimmatı gerekiyordu.

melee weapon /ˈmɛleɪ ˈwɛpən/ isim

yakın dövüş silahı

kısa menzilde düşmana saldırırken kullanılan kılıç, mızrak gibi elde tutulan silahlar

"The melee weapon looked dangerous."Yakın dövüş silahı tehlikeli görünüyordu.

machete /məˈʃɛˌti/, /məˈtʃɛˌti/ isim

pala

Geniş ve ağır bıçağa sahip uzun bir kesici alet; hem silah hem de bitki ve ağaç kesmek için kullanılan bir araç

"The machete cut branches easily."Pala dalları kolayca kesti.

archive /ˈɑɹˌkaɪv/ isim

arşiv

Tarihi öneme sahip kayıtların ya da belgelerin bulunduğu yer ya da koleksiyon.

"The archive is huge."Arşiv çok büyük.

bibliography /ˌbɪbliˈɑgrəfi/ isim

bibliyografya

kitapların tarihi, sınıflandırılması, üretimi, baskıları vb. üzerine çalışma

"He studies bibliography."Bibliyografya çalışıyor.

shield /ˈʃiɫd/ isim

kalkan

Geçmişte askerlerin kolunda taşıdığı, dayanıklı bir malzemeden yapılmış büyük zırh parçası.

"The shield protected him."Kalkan onu korudu.

spear /ˈspɪɹ/ isim

mızrak

Uzun saplı ve metal bir sivri uca sahip, geçmişte savaş ve balıkçılıkta kullanılan silah.

"The spear looked sharp."Mızrak keskin görünüyordu.

bow /boʊ/ isim

yay

İki ucu gergin bir ip ile birleştirilmiş, ok atmaya yarayan kavisli bir silah.

"He used a bow."Bir yay kullandı.

dagger /ˈdæɡɝ/ isim

hançer

Sivri uçlu kısa bir silah.

"He carried a dagger."Kral gümüş bir hançer taşıyordu.

carriage /ˈkæɹɪdʒ/, /ˈkɛɹədʒ/ isim

araba

Genellikle dört tekerlekli, bir ya da daha fazla at tarafından çekilen taşıma aracı.

"The carriage moved slowly."Araba yavaşça ilerliyordu.

dungeon /ˈdəndʒən/ isim

zindan

Özellikle kalelerde mahkumların tutulduğu yer altı odası.

"The dungeon felt cold."Zindan soğuktu.

fort /ˈfɔɹt/ isim

kale

Askerlerin bir bölgeyi korumak amacıyla kullandığı tekil ya da toplu bina.

"The fort stood tall."Kale dimdik duruyordu.

crown /ˈkɹaʊn/ fiil

taçlamak

Bir kişiyi resmi olarak kral ya da kraliçe yapacak şekilde başına taç takmak.

"The queen crowns her eldest son king."Kraliçe, en büyük oğlunu kral olarak taçladı.

peasant /ˈpɛzənt/ isim

köylü

Özellikle geçmişte veya yoksul ülkelerde küçük bir toprak parçasına sahip olan veya kiralayan çiftçi.

"A medieval peasant worked the land for the local lord."Ortaçağ köylüsü yerel beyin topraklarında çalışırdı.

primitive /ˈprɪmɪtɪv/ sıfat

ilkel

İnsan veya hayvan evriminin erken bir aşamasının özelliği.

"It was a primitive tool."İlkel bir aletti.

medieval /miˈdivəɫ/, /mɪˈdivəɫ/, /mɪdˈjivəɫ/ sıfat

ortaçağ

5. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar Avrupa tarihindeki dönemle ilgili ya da ona ait.

"The castle is medieval."Kale ortaçağdan kalma.

enlightenment /ˌɛnˈlaɪtənmənt/ isim

aydınlanma

17. yüzyılın sonları ve 18. yüzyıllarda, geleneğe ve dine göre aklın ve bilimin daha önemli olduğunu vurgulayan felsefi bir hareket.

"The enlightenment was important."Aydınlanma önemliydi.

colonial /kəˈɫoʊniəɫ/ sıfat

sömürgeci

başka bir bölgeyi ya da ülkeyi kontrol eden bir ülke ile ilgili

"The architecture is colonial."Ev sömürgeci tarzda yapılmış.

bloodline /ˈblʌdˌlaɪn/ isim

soy

Bir kişinin birkaç nesil boyunca uzanan aile üyeleri, özellikle seçkin bir kişi için

"The royal bloodline continues through the eldest child."Kraliyet soyu en büyük çocuk üzerinden devam ediyor.

spartan /ˈspɑɹtən/ sıfat

sparta usulü

Antik Yunan’da Sparta şehir devleti ya da onun halkıyla ilgili

"The lifestyle was spartan."Oda sparta usulü bir şekilde döşenmiş.

Bu listedeki 45 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

C1 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular

Hayvanlar35 kelimeGörünüm43 kelimeDijital İletişim32 kelimeFilmler34 kelimeYiyecekler ve Malzemeler34 kelimeTavsiye ve Öneri33 kelimeİnsan Anatomisi37 kelimeBinalar ve İnşaat44 kelimeİnsan Nitelikleri47 kelimeZaman43 kelimeTemel Fiiller39 kelimeŞekiller ve Renkler43 kelimeBilgisayar Bilimi42 kelimeBağlar ve İlişkiler35 kelimeModa ve Giysi37 kelimeYazma ve Anlatı36 kelimeDil Bileşenleri30 kelimeHaberler ve Ağ37 kelimeHava Koşulları38 kelimeAlışveriş34 kelimeEğitim37 kelimeBütünleşik Fiiller40 kelimeİşletme ve Yönetim34 kelimeBaşarı ve İlerleme36 kelimeAnlaşma ve Anlaşmazlık36 kelimeKişisel Özellikler50 kelimeMüzik37 kelimeHukuk ve Düzen47 kelimeÇevre33 kelimeHastalık42 kelimeMücadeleler ve Aksilikler38 kelimePolitika45 kelimeTemel Fiiller38 kelimeDuygular44 kelimeBilim43 kelimeUlaşım31 kelimeKırtasiye ve Ofis Malzemeleri32 kelimeÇalışma Hayatı36 kelimeDiyalog ve Söylem40 kelimeHobiler ve Aktiviteler30 kelimeKimlik ve Toplum39 kelimeDin46 kelimeYemekler ve Yemek Yeme35 kelimeTemel Fiiller40 kelimeSıfatlar45 kelimeİzin veya Yükümlülük36 kelimeİş Unvanları31 kelimeAkademik Araştırma31 kelimeCoğrafya38 kelimeYemek Pişirme34 kelimeAskeri56 kelimeİkna ve Söylem43 kelimeBitkiler ve Yeşillik31 kelimeSanat32 kelimeÖnemli Fiiller36 kelimeGüven ve Belirsizlik36 kelimeSağlık37 kelimeKararlar ve Sorumluluk34 kelimeRiskler33 kelimePara ve Finans39 kelimeDeğişiklikler ve Etkiler38 kelimeAstronomi30 kelimeHukuk ve Suçluluk50 kelimeMatematik36 kelimeZarflar36 kelimeSeyahat32 kelime