asistan
özellikle bir politikacı gibi önemli bir kişiye yardım eden kişi
"The aide assisted him."Asistan ona yardımcı oldu.
İş Unvanları konusundaki 31 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
asistan
özellikle bir politikacı gibi önemli bir kişiye yardım eden kişi
"The aide assisted him."Asistan ona yardımcı oldu.
baş teknoloji sorumlusu
bir şirketin teknolojik konularından sorumlu üst düzey yönetici
"The chief technology officer announced new software"Baş teknoloji sorumlusu yeni bir yazılım duyurdu.
küratör
müzenin koleksiyon ve sergilerini yöneten kişi
"The museum curator organized the new exhibition."Müze küratörü yeni sergiyi düzenledi.
organizasyon sorumlusu
spor etkinliği ya da sanatsal prodüksiyon düzenlemek ya da sponsor olmak işiyle uğraşan kişi
"The promoter advertised event."Organizasyon sorumlusu etkinliği duyurdu.
itfaiye şefi
itfaiye biriminin başındaki kişi
"The fire chief inspected the damaged building"İtfaiye şefi hasar görmüş binayı inceledi.
tam profesör
üniversitede en yüksek akademik rütbeye sahip profesör
"She became a full professor recently"Kısa süre önce tam profesör oldu.
optometrist
göz muayenesi yapıp kişiye uygun gözlük tipini belirleyen uzman
"The optometrist checked my eyesight carefully"Optometrist gözlerimi dikkatle kontrol etti.
fizyoterapist
eklem ve kas hareket bozukluklarını masaj, egzersiz vb. yöntemlerle tedavi eden uzman
"The physiotherapist helped improve his mobility"Fizyoterapist hareket kabiliyetini artırmaya yardımcı oldu.
pratisyen
özellikle tıp alanında, bir meslekle uğraşan kişi
"The practitioner explained the treatment process clearly"Pratisyen tedavi sürecini açıkça anlattı.
psikiyatrist
zihinsel hastalıkların ve davranış bozukluklarının tedavisinde uzmanlaşmış tıp doktoru
"The psychiatrist listened patiently to her concerns"Psikiyatrist, onun kaygılarını sabırla dinledi.
au pair
yabancı bir aile yanında dil öğrenmek ve ev işlerine yardımcı olmak, çocuk bakmak karşılığında bir miktar para alan genç birey
"The family hired an au pair from France"Aile, Fransa'dan bir au pair işe aldı.
güzellik uzmanı
kişilere güzellik bakımı yapan meslek sahibi
"The beautician recommended a skincare routine"Güzellik uzmanı, bir cilt bakım rutini önerdi.
şoför
başkasının aracını sürmek üzere istihdam edilen kişi
"The chauffeur drove the limousine smoothly through traffic."Şoför, limuzini trafiğin içinde sorunsuz bir şekilde sürdü.
kamu görevlisi
kamu hizmetinde çalışan kişi
"The civil servant works in office."Kamu görevlisi ofiste çalışıyor.
iç mimar
mekânların iç tasarımını renk, mobilya, kumaş ve diğer dekoratif öğeleri seçerek planlayan ve tasarlayan kişi
"The decorator painted walls."İç mimar duvarları boyadı.
tamirci
ev içinde ya da dışında pratik işleri yapabilen, bu işleri meslek ya da hobi olarak yapan erkek
"The handyman fixed door."Tamirci kapıyı onardı.
ev hizmetçisi
bir ev ya da otelde temizlik ve yemek hazırlama işlerini yapan kişi
"The housekeeper cleaned rooms."Ev hizmetçisi odaları temizledi.
kuyumcu
takı ve saat alıp satan, yapan, tamir eden kişi
"The jeweler fixed ring."Kuyumcu yüzüğü onardı.
işçi
çok beceri gerektirmeyen, ağır fiziksel iş yapan kişi
"The laborer lifted boxes."İşçi kutuları kaldırdı.
can kurtarıcı
plajda ya da yüzme havuzunda gözetleme yapıp boğulma tehlikesi altında olanları kurtaran kişi
"The lifeguard watched swimmers."Can kurtarıcı yüzücülere göz kulak oldu.
hizmetçi
kadın hizmetçi
"The maid cleaned room."Hizmetçi odayı temizledi.
tüccar
toptan alım‑satım yapan kişi
"The merchant sold goods."Tüccar mal sattı.
bebek bakıcısı
çocuğa evinde bakmakla görevli kadın
"The nanny took the children to the park."Bebek bakıcısı çocukları parka götürdü.
korucu
orman, park ya da kırsal bir bölgeyi koruma ve bakım görevini yürüten kişi
"The ranger patrols forest."Korucu ormanı devriye gezer.
esnaf
özellikle dükkanlarda mal satan kişi
"The tradesman sold shoes."Esnaf çatı onarımını yaptı.
mütevelli
Başka bir kişiye ait mal veya parayı kontrol eden bir kişi veya grup.
"The trustee managed money."Mütevelli parayı yönetti.
finans müdürü
bir şirketin mali işlerinden en yüksek otoriteye sahip kişi
"The chief financial officer spoke."Finans müdürü konuştu.
satış görevlisi
mağazada müşterilere hizmet veren kişi
"The salesclerk helped customers."Satış görevlisi müşterilere yardımcı oldu.
yönetici
bir şirket ya da kurumun işleyişini yönetmek ve düzenlemekle görevli kişi
"The administrator helped."Yönetici yardımcı oldu.
bagaj taşıyıcı
özellikle havaalanları, oteller vb. yerlerde insanların bagajlarını taşıyan kişi
"The porter carried bags."Bagaj taşıyıcı çantaları taşıdı.
gözlemci
Özellikle resmi izne sahip biri, bir aktivitenin veya sürecin adil veya doğru bir şekilde yürütüldüğünden emin olmak için dikkatlice kontrol eden.
"The monitor watched."Gözlemci izledi.
Bu listedeki 31 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla