otomobil
Kişisel ulaşım için tasarlanmış motorlu taşıt.
"My automobile is red."Modern otomobil hızlıdır.
Ulaşım konusundaki 31 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
otomobil
Kişisel ulaşım için tasarlanmış motorlu taşıt.
"My automobile is red."Modern otomobil hızlıdır.
çift katlı otobüs
Üst üste iki katı bulunan, otobüs, tren ya da gemi gibi ek oturma kapasitesi sağlayan taşıma aracı.
"Double-decker bus arrived."Çift katlı otobüs geldi.
yük vagonu
Malları taşımak için kullanılan demiryolu vagonu.
"Freight car carries goods."Yük vagonu malları taşıyor.
yük treni
Yolcu değil, sadece yük taşıyan tren.
"Long freight train passed."Uzun bir yük treni geçti.
çöp kamyonu
Evsel atıkları toplamak için kullanılan büyük araç.
"The garbage truck arrives early every morning."Çöp kamyonu her sabah erken gelir.
jip
Engebeli arazilerde seyahat edebilecek sağlam araç.
"Drive off-road jeep."Arazi jip’i sür.
minibüs
Tipik bir arabadan büyük, tam boy otobüsten küçük olan, yolcu taşıyan küçük araç.
"Minibus carries passengers."Minibüs yolcuları taşıyor.
monoray
İki ray yerine tek ray üzerine inşa edilen, genellikle yükseltilmiş konumda çalışan demiryolu sistemi.
"Monorail is fast."Monoray hızlıdır.
moped
Zayıf motorlu ve pedallı bir motosiklet.
"Ride small moped."Küçük mopedi sür.
nakliye kamyonu
Mobilya ve diğer eşyaları bir yerden başka bir yere taşımak için kullanılan büyük araç.
"Moving van transported furniture."Nakliye kamyonu mobilyaları taşıdı.
rikşa
Giriş kapısı olmayan, iki tekerlekli ve bir ya da iki yolcuyu taşıyan, yürüyen ya da bisiklet süren bir kişi tarafından çekilen, Güneydoğu Asya’da kullanılan taşıma aracı.
"Ride traditional rickshaw."Geleneksel rikşada bir tur at.
tramvay
Elektrikle çalışan ve sokak içinde raylar üzerinde hareket eden, yolcu taşıyan araç.
"Tram runs on tracks."Tramvay raylar üzerinde hareket eder.
yolcu uçağı
özellikle kısa mesafeler için çok sayıda yolcu taşıyan bir uçak
"The airbus took off."Yolcu uçağı havalandı.
havayolu uçağı
Yolcu taşımak için tasarlanmış büyük uçak.
"The airliner flew high."Havayolu uçağı üç yüzün üzerinde yolcu taşıdı.
havalanma aracı
Havayı bir yastık gibi kullanarak su ya da kara yüzeyine yakın bir konumda seyahat edebilen, motorundan çıkan hava gücüyle hareket eden araç.
"Hovercraft crosses water."Havalanma aracı suyu geçiyor.
jumbo jet
Yüzlerce yolcu taşıyabilen çok büyük uçak, özellikle Boeing 747 modeli.
"Jumbo jet carries hundreds."Jumbo jet çok sayıda yolcu taşıyor.
zepelin
Almanya’da ortaya çıkan büyük bir hava gemisi.
"Old zeppelin flew."Eski zepelin uçtu.
kanoya
İnce, hafif ve ucu sivri, kürekle itilen dar bir tekne.
"Paddle wooden canoe."Ahşap kanoyayı kürekle çek.
kayak
hafif ve kürekçinin oturduğu üstte bir açıklığı olan bir tür tekne
"Ride fast kayak."Hızlı kayak sür.
can kurtarma botu
Denizde hayatı tehlikede olan kişileri kurtarmak için kullanılan tekne.
"Lifeboat saved people."Can kurtarma botu insanları kurtardı.
motorlu tekne
Özellikle yarışlarda kullanılan, çok hızlı gidebilen bir motorlu tekne.
"Fast powerboat raced."Hızlı motorlu tekne yarıştı.
hız teknesi
Çok yüksek hızlara çıkmak üzere tasarlanmış tekne.
"The speedboat raced across the lake."Hız teknesi gölün üzerinden yarıştı.
viadük
Genellikle bir dizi kemerle desteklenen, bir vadi ya da nehir üzerindeki demiryolu ya da karayolunu taşıyan uzun, yükseltilmiş yapı.
"Long viaduct crosses valley."Uzun viadük vadinin üzerinden geçiyor.
karavan
Geçici konaklama ve seyahat keyfi için yaşam olanaklarıyla donatılmış, motorlu ya da çekilebilir araç.
"Recreational vehicle for travel."Seyahat için karavan.
limuzin
Yolcu ve sürücü arasında bölme bulunan, büyük, lüks ve pahalı otomobil.
"Black limousine waited."Siyah limuzin bekliyordu.
denizaltı
Hem suyun üstünde hem de altında çalışabilen savaş gemisi.
"Submarine dove deep."Denizaltı derinlere daldı.
taksi
Sürücüsü ücret karşılığında yolcuları istedikleri yere taşıyan araç.
"Take yellow cab."Sarı taksiye bin.
kar temizleme aracı
Yolları kar temizlemek için kullanılan araç ya da ekipman.
"Snowplow clears road."Kar temizleme aracı yolu temizliyor.
gemi
Su üzerinde ya da içinde seyahat etmek üzere tasarlanmış her türlü taşıt.
"Large cargo vessel arrived."Büyük kargo gemisi geldi.
gezi teknesi
içinde insanların uyuyabileceği bir kabini olan, eğlence amaçlı kullanılan büyük boyutlu bir motorlu tekne
"Luxury cruiser sailed."Lüks gezi teknesi yelken açtı.
bütünleşik
Farklı parçaların uyum içinde çalıştığı, birbiriyle bütünleşmiş hâlde olması.
"The system is integrated."Sistem bütünleşik.
Bu listedeki 31 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla