Sanat Teknikleri: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Sanat Teknikleri konusundaki 47 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

47 kelime Sanat İle İlgili İngilizce Kelimeler
underpainting /ˌʌndɚpˈeɪntɪŋ/ isim

alt boya

Bir tabloya nihai renk katmanları eklenmeden önce, genellikle tek renkli ya da nötr bir boya tabakasıyla ton temeli oluşturma tekniği.

"The underpainting was brown."Alt boya, ton temeli oluşturur.

pouncing /ˈpaʊnsɪŋ/ isim

pouncing

Küçük nokta ya da işaretler kullanılarak bir desen ya da doku oluşturulan bir çizim ve boyama tekniği.

"She used pouncing pattern."Pouncing, tasarımı toz yardımıyla aktarır.

chiaroscuro /tʃˌaɪɚɹəskjˈʊɹoʊ/ isim

karyaskür

Derinlik ve zıtlık yaratmak için ışık ve gölge tonlarının kullanıldığı çizim ve resim tekniği.

"He used chiaroscuro."O, karyaskür tekniğini kullandı.

ink wash /ˈɪŋk wˈɑːʃ/ isim

ink wash

İnkin suyla seyreltilerek yüzeye uygulanmasıyla açık gri tonlarından koyu siyaha kadar tek renkli tonlamalar elde edilen bir boyama tekniği.

"He painted ink wash."Ink wash, su miktarıyla ton değerini değiştirir.

frottage /fɹˈɑːɾɪdʒ/ isim

frottage

Yüzeyin dokusunu kağıt üzerine bastırıp kalemle sürtünerek desen ya da doku elde edilen bir çizim tekniği.

"She used frottage texture."Frottage, dokulu yüzey üzerinde sürtünerek iz bırakır.

wet-on-wet /wˈɛtˌɑːnwˈɛt/ isim

wet‑on‑wet

Islak bir yüzeye ıslak boya uygulanarak renklerin karıştığı ve yumuşak kenarlar elde edildiği bir boyama tekniği.

"She painted wet-on-wet."Wet‑on‑wet, ıslak boyayı karıştırır.

freehand brush work /fɹˈiːhænd bɹˈʌʃ wˈɜːk/ isim

freehand brush work

Şablon, cetvel ya da başka bir araç kullanılmadan, fırça ile serbest ve spontane bir tarzda boya uygulanması.

"Her freehand brush work was bold."Freehand brush work, kılavuz olmadan yapılır.

camaieu /kˈæmeɪəˌuː/ isim

camaïeu

Tek bir rengin farklı tonlarıyla aynı renk ailesi içinde gölge ve ton illüzyonu yaratılan monokrom bir resim tekniği.

"The painting used camaieu."Camaïeu, tek renk varyasyonları kullanır.

ceramic forming /sɪɹˈæmɪk fˈɔːɹmɪŋ/ isim

ceramic forming

Kil malzemesini çömlek, vazo, karo, heykel gibi kullanılabilir seramik ürünlere şekillendirme yöntemleri.

"She learned ceramic forming."Ceramic forming, dökme ve el yapımı teknikleri içerir.

champleve /tʃˈæmplɛv/ isim

champlevé

Metal yüzeye oyularak oluşturulan hücrelerin renkli emaye ile doldurulmasıyla kabartmalı desen elde edilen bir süsleme tekniği.

"The jewelry used champleve."Champlevé, oyulmuş metal hücreleri emaye ile doldurur.

contour drawing /kˈɑːntʊɹ dɹˈɔːɪŋ/ isim

contour drawing

Kalemi kağıttan kaldırmadan nesnenin ya da figürün dış hatlarını sürekli bir çizgiyle çizmeye dayalı bir teknik.

"He did contour drawing."Contour drawing, şekilleri kesintisiz bir hatla çizer.

contour rivalry /kˈɑːntʊɹ ɹˈaɪvəlɹi/ isim

contour rivalry

Görsel alanda iki eğri ya da konturun algısal olarak birbirine üstünlük mücadelesi verdiği bir görme olgusu.

"Contour rivalry tricks eye."Contour rivalry, belirsiz şekiller yaratır.

hatching /ˈhætʃɪŋ/ isim

çizgi gölgelendirme

Nesnenin form ve şeklini göstermek için birbirine yakın paralel çizgiler kullanılan bir çizim tekniği.

"He used hatching lines."Çizgi gölgelendirme, gölgelendirme için paralel çizgiler kullanır.

dalle de verre /dˈæl də vˈɛr/ isim

dalle de verre

Küçük renkli cam karelerin çimento ya da alçı içinde yerleştirilmesiyle dekoratif mozaik cam duvar panelleri oluşturma tekniği.

"The church had dalle de verre."Dalle de verre, kalın cam parçaları kullanır.

aerial perspective /ˈɛɹɪəl pɚspˈɛktɪv/ isim

hava perspektifi

Renk ve ton değişimleriyle atmosferin nesneler üzerindeki etkisini taklit ederek derinlik ve uzaklık hissi yaratma tekniği.

"Aerial perspective makes far objects hazy."Hava perspektifi, uzaktaki nesneleri puslu gösterir.

aquarelle /ˌækwɚɹˈɛl/ isim

akvarel

Su bazlı pigmentlerin kağıt gibi emici yüzeylerde şeffaf ve ışıklı yıkılar oluşturmak için kullanıldığı bir resim tekniği.

"Aquarelle is transparent watercolor."Akvarel, şeffaf sulu boya tekniğidir.

basse-taille /bˈæstˈeɪl/ isim

basse-taille

Metal yüzeye düşük kabartma bir tasarım kazıyarak, oyukları yarı saydam emaye ile doldurup renkli ve karmaşık bir süs elde etme tekniği.

"Basse-taille enamel over engraved metal."Basse-taille, oyulmuş metal üzerine şeffaf emaye verir.

burnishing /ˈbɝnɪʃɪŋ/ isim

parlatma

Bir yüzeyi pürüzsüz bir alet (örneğin kemik dosya ya da akik parlatıcı) ile sürterek parlak ve cilalı bir görünüm kazandırma tekniği.

"Burnishing polishes surface to shine."Parlatma, yüzeyi parlaklaştırmak için sürtülür.

drip painting /dɹˈɪp pˈeɪntɪŋ/ isim

damlatma resmi

Boyanın doğrudan kutudan ya da tüpten damlatılarak ya da dökülerek tuvale uygulanmasıyla ortaya çıkan soyut bir sanat tekniği.

"Drip painting lets paint fall."Damlatma resmi, boyanın düşmesine izin verir.

Droste effect /dɹˈɑːst ɪfˈɛkt/ isim

droste etkisi

Kendi içinde daha küçük bir versiyonunu barındıran ve bu şekilde kendini yineleyen bir görüntü ya da tasarım.

"Droste effect shows infinite recursion."Droste etkisi, sonsuz bir yineleme gösterir.

drybrush /dɹˈɪbɹʌʃ/ isim

kuru fırça

Fırçanın çok az boya alarak yüzey üzerinde sürülmesiyle dokulu çizgiler ve vurgular elde edilen bir boyama tekniği.

"Drybrush leaves textured broken marks."Kuru fırça, dokulu kırık izler bırakır.

fat over lean /fˈæt ˌoʊvɚ lˈiːn/ ifade

yağlı üzerine ince

Boyama sırasında daha ince bir tabakanın üzerine daha kalın boya uygulanması tekniği; katmanların birbirine iyi tutunmasını ve doğru kurumasını sağlar.

"In oil painting, use fat over lean."Yağlı boya resimlerinde yağlı üzerine ince kuralını kullanın.

faux painting /fˈoʊ pˈeɪntɪŋ/ isim

sahte boyama

Boyayla taş, ahşap, metal gibi daha pahalı malzemeleri taklit eden dekoratif bir teknik.

"Faux painting imitates other materials."Sahte boyama diğer malzemeleri taklit eder.

finger-painting /ˈfɪŋɡɚ ˈpeɪntɪŋ/ isim

parmak boyama

fırça yerine parmaklarla boyama sanatı

"Finger-painting is messy."Parmak boyama dağınıktır.

fresco-secco /fɹˈɛskoʊsˈɛkoʊ/ isim

fresco-secco

pigmentlerin kurumuş veya sertleşmiş sıva üzerine uygulandığı bir duvar resmi tekniği

"Fresco-secco paints on dry plaster."Fresco-secco kuru sıva üzerine boyar.

gilding /ˈɡɪɫdɪŋ/ isim

altın varaklama

Bir yüzeye ince bir altın ya da gümüş tabakası uygulayarak süsleme ve koruma amacıyla yapılan sanat dalı.

"Gilding applies thin gold leaf."Altın varaklama ince bir altın yaprağı uygular.

gongbi /ɡˈɔŋbaɪ/ isim

gongbi

Çin fırça resim tekniği; kesin ve kontrollü fırça darbeleriyle konuyu ayrıntılı bir şekilde tasvir eder.

"Gongbi uses detailed brushwork."Gongbi detaylı fırça darbeleri kullanır.

grattage /ɡɹˈæɾɪdʒ/ isim

grattage

Islak boya üzerine keskin bir aletle kazıma yaparak doku ve desen oluşturma tekniği.

"Grattage scrapes wet paint."Grattage ıslak boyayı kazıyarak desen oluşturur.

grisaille /ɡɹˈɪseɪl/ isim

grisaille

Sadece gri ya da nötr tonlarla yapılan, heykel etkisi yaratmak amacıyla monokrom bir sahne tasvir eden boya tekniği.

"Grisaille uses only gray tones."Grisaille sadece gri tonları kullanır.

haboku /hˈæboʊkˌuː/ isim

haboku

Sumi mürekkebi ve suyla kağıt üzerine soyut, ifadeli fırça darbeleri yaratan Japon resim tarzı.

"Haboku is broken ink style."Haboku kırık mürekkep stilidir.

hierarchical proportion /haɪɚɹˈɑːɹkɪkəl pɹəpˈoːɹʃən/ isim

hiyerarşik oran

Sanatta figür ve nesnelerin boyut ve konumlarının önem derecesine göre düzenlendiği kompozisyon yöntemi.

"Hierarchical proportion scales by importance."Hiyerarşik oran önemine göre ölçeklendirir.

illusionistic ceiling painting /ɪlˈuːʒənˈɪstɪk sˈiːlɪŋ pˈeɪntɪŋ/ isim

illusyonistik tavan resmi

Rönesans döneminde düz bir tavan yüzeyine üç boyutlu bir alan yanılsaması yaratmak için yapılan resim tarzı.

"The church has a beautiful illusionistic ceiling painting."Kilise, güzel bir illusyonistik tavan resmine sahiptir.

lost-wax casting /lˈɔstwˈæks kˈæstɪŋ/ isim

kayıp balmumu döküm

Bir balmumu modelinin kalıp malzemesiyle kaplanıp ısıtılarak balmumu eritilen, ardından boş kalıba erimiş metal dökülerek son heykelin oluşturulduğu heykel tekniği.

"Lost-wax casting molds metal precisely."Kayıp balmumu döküm, metali tam olarak şekillendirir.

mosaic /moʊˈzeɪɪk/ isim

mozaik

Küçük taş, cam ya da seramik parçalarının bir araya getirilerek bir resim ya da desen oluşturduğu sanat dalı

"The floor was a beautiful mosaic of colored tiles."Zemin, renkli fayanslardan oluşan güzel bir mozaikti.

nerikomi /nˌɛɹɪkˈoʊmi/ isim

nerikomi

Farklı renkli kil parçalarının ya da dokularının karıştırılarak yoğrulup tek bir formda rulo haline getirilmesiyle elde edilen Japon kil tekniği.

"Nerikomi stacks colored clays."Nerikomi, renkli kil bloklarını üst üste yığar.

oblique projection /əblˈiːk pɹədʒˈɛkʃən/ isim

eğimli izdüşüm

Görüş yönü ile yatay düzlem arasındaki bir açıyla konumlandırılmış izdüşüm düzlemi kullanılarak yapılan perspektif çizim yöntemi.

"Oblique projection shows front and side."Eğimli izdüşüm, ön ve yan yüzleri gösterir.

pholage /fˈɑːlɪdʒ/ isim

folaj

Altına altın ya da gümüş yaprak yapıştırılan, ardından desen oluşturmak için kazıyarak çıkarılan bir sanat tekniği.

"Pholage scrapes gold leaf."Folaj, şeffaf görüntüleri üst üste bindirir.

plique-a-jour /plˈiːkɐʒˈʊɹ/ isim

pliqué‑a‑jour

Metal çerçevenin içine cam ya da emaye gibi şeffaf bir madde doldurularak ışığın geçmesine izin verilen ve vitray etkisi yaratan süsleme tekniği.

"Plique-a-jour creates stained glass effects."Plié‑a‑jour, vitray etkisi oluşturur.

rapid visualization /ɹˈæpɪd vˌɪʒuːəlaɪzˈeɪʃən/ isim

hızlı görselleştirme

Nesneleri, sahneleri ve mantıksal ilişkileri çabuk zihinde canlandırıp manipüle edebilme yetisi.

"Rapid visualization sketches quickly."Hızlı görselleştirme, taslakları çabuk çizer.

rubbing /ˈɹəbɪŋ/ isim

baskı (çizim)

Doku taşıyan bir yüzeye pigment ya da grafit uygulanıp, üzerine kağıt konularak kağıda dokunun aktarılması yöntemi.

"Rubbing transfers texture to paper."Baskı, dokuyu kağıda aktarır.

sfumato /ˈɛsfjuːmˈɑːɾoʊ/ isim

sfumato

Renk ve ton geçişlerini yumuşatarak kenarları bulanıklaştıran, tablonun sisli ve gizemli bir atmosfer kazanmasını sağlayan teknik.

"Sfumato blurs edges softly."Sfumato, kenarları yumuşakça bulanıklaştırır.

sgraffito /ˈɛsɡɹæfˈiːɾoʊ/ isim

sgraffito

Üst katmandaki sıva ya da boya tabakasını kazıyarak altındaki zıt rengi ortaya çıkaran süsleme tekniği.

"Sgraffito scratches through top layer."Sgraffito, üst katmanı kazıyarak desen oluşturur.

spray painting /spɹˈeɪ pˈeɪntɪŋ/ isim

sprey boya

Boya, basınçlı bir kap içinde tutulup bir sprey tabancasıyla yüzeye püskürtülerek uygulanan boyama tekniği.

"Spray painting covers evenly."Sprey boya, yüzeyi eşit şekilde kaplar.

stippling /stˈɪplɪŋ/ isim

noktalama tekniği

Renkli küçük noktalar kullanılarak ton, doku ve görüntü oluşturulan bir resim ya da çizim tekniği.

"Stippling uses dots for shading."Noktalama tekniği gölgelendirme için noktalar kullanır.

transfer technique /tɹˈænsfɜː tɛknˈiːk/ isim

transfer tekniği

Bir görüntünün önce ara bir maddeye uygulanıp ardından başka bir yüzeye aktarılması yöntemi.

"Transfer technique moves images between surfaces."Transfer tekniği görüntüleri yüzeyler arasında taşır.

tarashikomi /tˌæɹɐʃɪkˈoʊmi/ isim

tarashikomi

Renklerin hâlâ ıslak bir yüzeye damlatılarak karışım etkisi yaratıldığı geleneksel Japon resim tekniği.

"Tarashikomi pools wet ink."Tarashikomi, ıslak mürekkebi birikintiler hâline getirir.

verdaille /vɚˈdaɪ/ isim

verdaille

Tamamen yeşil renk tonlarından oluşan bir resim.

"Verdaille uses green monochrome."Verdaille, tek renkli yeşil kullanır.

Bu listedeki 47 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Sanat İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular