Fotoğrafçılık Alanları: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Fotoğrafçılık Alanları konusundaki 27 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

27 kelime Sanat İle İlgili İngilizce Kelimeler
applied photography /ɐplˈaɪd fətˈɑːɡɹəfi/ isim

uygulamalı fotoğrafçılık

fotoğrafın reklam, gazetecilik, bilimsel araştırma gibi pratik amaçlarla bilgi iletmek ya da mesaj vermek için kullanılması

"Applied photography serves practical purposes."Uygulamalı fotoğrafçılık pratik amaçlara hizmet eder.

aerial photography /ˈɛɹɪəl fətˈɑːɡɹəfi/ isim

havadan fotoğrafçılık

uçak, drone ya da uydu gibi yükseltilmiş bir konumdan fotoğraf çekerek yer yüzeyinin, çevrenin ya da yapıların kapsamlı bir perspektifini sunma yöntemi

"Aerial photography shoots from above."Havadan fotoğrafçılık yukarıdan çekim yapar.

astrophotography /ˌæstɹoʊfəˈtɑɡɹəfi/ isim

astrofotoğrafçılık

yıldızlar, gezegenler ve galaksiler gibi gök cisimlerinin fotoğraflarını çekmeye yönelik uzmanlaşmış fotoğrafçılık dalı

"Astrophotography captures stars."Astrofotoğrafçılık gök cisimlerini yakalar.

autoradiography /ˌɔːɾoʊɹˌeɪdɪˈɑːɡɹəfi/ isim

otorradyografi

örnek içindeki radyoaktif maddelerin konumlarını özel film ya da dedektörlerle radyoaktiviteyi yakalayarak gösteren yöntem

"Autoradiography shows radioactive areas."Otorradyografi radyoaktif örnekleri görüntüler.

chronophotography /kɹˌɑːnəfoʊtˈɑːɡɹəfi/ isim

kronofotografi

Hareketli bir nesnenin hızlı bir şekilde çekilen bir dizi fotoğrafıyla hareket ve davranışları analiz etmeye yarayan fotoğraf tekniği.

"Chronophotography records motion phases."Kronofotografi hareket aşamalarını kaydeder.

geophotography /dʒˌiːoʊfoʊtˈɑːɡɹəfi/ isim

jeofotografi

Doğal ortam ve manzaraları, jeolojik özellikleri, arazi şekillerini ve doğal fenomenleri belgelemeye odaklanan fotoğraf türü.

"Geophotography documents geological features."Jeofotografi jeolojik özellikleri belgeler.

phototherapy /fˌoʊɾoʊθˈɛɹəpi/ isim

fototerapi

Genellikle ultraviyole (UV) ışık olmak üzere ışık kullanarak cilt hastalıkları, depresyon ve uyku bozuklukları gibi çeşitli durumları tedavi eden tıbbi yöntem.

"Phototherapy uses light for healing."Fototerapi iyileşme için ışık kullanır.

straight photography /stɹˈeɪt fətˈɑːɡɹəfi/ isim

düz fotoğrafçılık

Manipülasyon ya da değişiklik yapmadan, nesnenin gerçekçi ve nesnel temsiline vurgu yapan, dünyayı doğru ve doğrudan yansıtan fotoğrafçılık tarzı.

"Straight photography avoids manipulation."Düz fotoğrafçılık manipülasyondan kaçınır.

remote sensing /ɹɪmˈoʊt sˈɛnsɪŋ/ isim

uzaktan algılama

Uydu, uçak ya da insansız hava aracı gibi sistemlerle, nesnelere fiziksel temas kurmadan, Dünya yüzeyi ya da diğer nesneler hakkında bilgi elde etme yöntemi.

"Remote sensing collects data from distance."Uzaktan algılama uzaktan veri toplar.

dark-field microscopy /dˈɑːɹkfˈiːld mˈaɪkɹəskəpi/ isim

karanlık alan mikroskopisi

Örnek üzerine eğik ya da teğetsel ışık yönlendirerek, örneğin karanlık bir fon üzerinde parlak görünmesini sağlayan özel mikroskopi tekniği.

"Dark-field microscopy shows bright specimen."Karanlık alan mikroskopisi örnek kenarlarını aydınlatır.

high-speed photography /hˈaɪspˈiːd fətˈɑːɡɹəfi/ isim

yüksek hızlı fotoğrafçılık

Yüksek hızlı kameralar ve stroblar gibi özel ekipmanlar kullanarak, çok hızlı hareket eden nesneleri ya da olayları son derece kısa enstantane süreleriyle yakalayan teknik.

"High-speed photography freezes fast motion."Yüksek hızlı fotoğrafçılık hızlı hareketi dondurur.

holography /həlˈɑːɡɹəfi/ isim

holografi

Lazer ışığı kullanarak bir nesnenin üç boyutlu görüntüsünü (hologram) kaydeden ve ışık girişim desenini kaydederek üç boyutlu bir imaj oluşturan fotoğraf tekniği.

"Holography records three-dimensional images."Holografi üç boyutlu görüntüler kaydeder.

photogrammetry /fˌoʊɾoʊɡɹˈæmətɹi/ isim

fotogrametri

Bir nesnenin farklı açılardan çekilen fotoğraflarını kullanarak, nesnenin doğru üç boyutlu ölçümlerini ve modellerini oluşturma tekniği.

"Photogrammetry measures from photographs."Fotogrametri fotoğraflardan ölçüm yapar.

photomicrography /fˌoʊɾoʊmˈaɪkɹəɡɹəfi/ isim

fotomikrografi

Mikroskop altında çok küçük nesnelerin ya da detayların (hücreler, dokular, mikroorganizmalar vb.) büyütülmüş fotoğraflarını çekmeye yarayan özel fotoğrafçılık biçimi.

"Photography through a microscope is photomicrography."Mikroskop altında fotoğraf çekmek fotomikrograftır.

ultraviolet photography /ˌʊltɹɐvˈaɪələt fətˈɑːɡɹəfi/ isim

ultraviyole fotoğrafçılık

İnsan gözüyle görülmeyen ultraviyole (UV) ışığını yakalamayı amaçlayan özel bir fotoğrafçılık tekniği.

"Ultraviolet photography captures UV light."Ultraviyole fotoğrafçılık UV ışığını yakalar.

infrared photography /ˌɪnfɹɚɹˈɛd fətˈɑːɡɹəfi/ isim

kızılötesi fotoğrafçılık

İnsan gözüyle görülmeyen kızılötesi ışığı yakalamayı amaçlayan özel bir fotoğrafçılık tekniği.

"Infrared photography records heat radiation."Kızılötesi fotoğrafçılık ısı radyasyonunu kaydeder.

medical imaging /mˈɛdɪkəl ˈɪmɪdʒɪŋ/ isim

tıbbi görüntüleme

Çeşitli görüntüleme tekniklerini kullanarak vücudun iç yapısını inceleyen tıbbın bir dalı.

"Medical imaging sees inside the body."Tıbbi görüntüleme vücudun içini görür.

headshot /ˈhɛdˌʃɑt/ isim

portre fotoğrafı

Özellikle kişinin yüzüne odaklanan, genellikle profesyonel ya da tanıtım amaçlı kullanılan fotoğraf türü.

"Headshot shows only face."Portre fotoğrafı yüzün bir portresidir.

stock photography /stˈɑːk fətˈɑːɡɹəfi/ isim

stok fotoğrafçılık

Ticari ya da editöryel amaçlarla lisanslanan, önceden çekilmiş fotoğraflardan oluşan koleksiyon.

"Stock photography sells pre-taken images."Stok fotoğrafçılık önceden çekilmiş görselleri satar.

mugshot /mˈʌɡʃɑːt/ isim

sabıka fotoğrafı

Kolluk kuvvetleri tarafından tutuklanmış bir kişinin, genellikle kayıt sırasında çekilen ve kimlik tespiti için kullanılan fotoğrafı.

"The suspect's mugshot was released to the press."Şüphelinin sabıka fotoğrafı basına dağıtıldı.

selfie /ˈsɛlfi/ isim

selfie

Kişinin kendisi tarafından çekilen ve genellikle sosyal medyada paylaşılan fotoğraf

"She took a selfie."O bir selfie çekti.

photojournalism /ˈfoʊtoʊˌʤɝːnəlɪzəm/ isim

fotoğraf gazeteciliği

haberleri esasen fotoğraflarla anlatan meslek ya da faaliyet

"Photojournalism tells stories."Fotoğraf gazeteciliği hikayeler anlatır.

narrative photography /nˈæɹətˌɪv fətˈɑːɡɹəfi/ isim

anlatı fotoğrafçılığı

Bir mesajı iletmek ya da bir hikâye anlatmak amacıyla görüntülerle anlatı oluşturan fotoğrafçılık türü.

"Narrative photography tells a story."Anlatı fotoğrafçılığı bir hikâye anlatır.

paparazzi /ˌpɑpəˈrɑtsi/ isim

paparazziler

Ünlülerin fotoğraflarını izinsiz ve agresif bir şekilde çekmek için peşlerine düşen serbest fotoğrafçılar.

"The paparazzi followed the famous singer everywhere."Paparazziler ünlü şarkıcıyı her yerde takip etti.

photo-essay /fˈoʊɾoʊˈɛseɪ/ isim

foto-deneme

Bir hikaye anlatan veya bir mesaj ileten, genellikle başlıklar, metin veya diğer görsel öğelerle desteklenen bir dizi fotoğraf.

"Photo-essay combines images with text."Foto-deneme, görüntüleri metinle birleştirir.

candid photography /kˈændɪd fətˈɑːɡɹəfi/ isim

doğal çekim fotoğrafçılığı

Konu ya da hayvanların farkında olmadan, spontane ve doğal anları yakalayan fotoğrafçılık türü.

"Candid photography captures unposed moments."Doğal çekim fotoğrafçılığı poz vermeyen anları yakalar.

snapshot /ˈsnæpˌʃɑt/ isim

anlık fotoğraf

Hazırlık ya da teknik detaylara çok fazla zaman harcanmadan, hızlı ve gayri resmi bir şekilde çekilen fotoğraf.

"Snapshot is a quick casual photo."Anlık fotoğraf hızlı ve gayri resmi bir fotoğraftır.

Bu listedeki 27 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Sanat İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular