Zaman: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Zaman konusundaki 31 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

B2 31 kelime B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
schedule /ˈskɛdʒul/ fiil

planlamak

Bir şeyi belirli bir zamanda yapacak şekilde ayarlamak ya da bir etkinliği düzenlemek.

"She schedules appointments for next week."O, gelecek hafta için randevuları planlıyor.

fortnight /ˈfɔɹtˌnaɪt/ isim

iki hafta

İki haftadan yani 14 günden oluşan zaman dilimi.

"We stayed for a fortnight."İki hafta kaldık.

millennium /məˈɫɛniəm/ isim

milenyum

genellikle İsa Mesih'in doğum yılından itibaren hesaplanan bin yıllık süre

"A new millennium began."2000 yılı yeni bir milenyumu başlattı.

time zone /tˈaɪm zˈoʊn/ isim

saat dilimi

aynı standart saate sahip dünyanın bir bölgesi

"We changed time zone."Türkiye, UTC+3 saat dilimindedir.

(about|high) time /ɪt biː ɐbˌaʊt hˈaɪ tˈaɪm/ ifade

zamanı gelmiş

Bir şeyin daha önce olmuş veya yapılmış olması gerektiğini belirtmek için kullanılır.

"It is high time now."Şimdi tam zamanı.

local time /lˈoʊkəl tˈaɪm/ isim

yerel saat

Belirli bir bölgeye göre ölçülen standart zaman.

"Local time matters."Yerel saat önemli.

chronometer /kɹənˈɑːmɪɾɚ/ isim

kronometre

Zamanı çok kesin bir şekilde gösteren, özellikle denizde kullanılan bir saat.

"The ship used a chronometer."Gemi bir kronometre kullandı.

hourglass /ˈaʊɝˌɡɫæs/ isim

kum saati

üst kısımdan alt kısma kum akışını kullanarak her altmış dakikayı ölçen, iki parçalı cam kap.

"The hourglass measures sixty minutes."Kum saati altmış dakikayı ölçer.

pendulum clock /pˈɛndʒuːləm klˈɑːk/ isim

sarkaçlı saat

Düz bir hat üzerindeki sarkaç ucunun salınımıyla çalışan saat türü

"The pendulum clock chimed every hour."Sarkaçlı saat her saat başı çaldı.

stopwatch /ˈstɑpˌwɑtʃ/ isim

kronometre

Zamanı başlatıp durdurmak için düğmesi bulunan, spor etkinliklerinde kullanılan saat

"The stopwatch is ready."Kronometre hazır.

sundial /ˈsənˌdaɪɫ/ isim

güneş saati

Düz bir taş üzerine yerleştirilen metal çubuğun gölgesiyle zamanı gösteren eski ölçüm aracı

"The sundial is in the garden."Güneş saati bahçede.

twilight /ˈtwaɪˌɫaɪt/ isim

alacakaranlık

Güneşin ufkun altında olduğu akşam vakti

"The twilight was beautiful."Alacakaranlık çok güzeldi.

lateness /ˈɫeɪtnəs/ isim

gecikme

Beklenen ya da olağan zamandan sonra gelme, gerçekleşme ya da tamamlanma durumu

"His lateness was annoying."Onun gecikmesi sinir bozucuydu.

chronological /ˌkɹɑnəˈɫɑdʒɪkəɫ/ sıfat

kronolojik

Olayların gerçekleştiği sıraya göre düzenlenmiş

"Put the events in chronological order."Olayları kronolojik sıraya koy.

for the moment /fɚðə mˈoʊmənt/ zarf

şimdilik

Şu an için, ancak mevcut durumun ya da kararın yakın gelecekte değişebileceği anlayışıyla

"For the moment please wait here."Şimdilik lütfen burada bekle.

lately /ˈɫeɪtɫi/ zarf

son zamanlarda

Geçtiğimiz kısa süre içinde

"I have been busy lately."Son zamanlarda çok yoğunum.

day-to-day /ˈdeɪtuˌdeɪ/ sıfat

günlük

her gün gerçekleşen veya yapılan

"I manage day-to-day tasks."Günlük işleri yönetiyorum.

annually /ˈænjuəɫi/ zarf

yıllık olarak

her yıl bir kez gerçekleşen şekilde

"We take a vacation annually."Yıllık olarak tatil yaparız.

monthly /ˈmʌnθli/ zarf

aylık

Her ay bir kez gerçekleşen biçimde

"He pays rent monthly."Kira ödemesini aylık yapar.

now and again /nˈaʊ ænd ɐɡˈɛn/ ifade

ara sıra

Düzenli veya sık olmayan durumlarda.

"She calls me now and again."Ara sıra beni arar.

(every|) now and then /ˈɛvɹi nˈaʊ ænd ðˈɛn/ ifade

ara sıra

Nadir olmayan ancak düzensiz durumlarda.

"I see him now and then."Onu ara sıra görüyorum.

later on /lˈeɪɾɚɹ ˈɑːn/ zarf

daha sonra

bahsedilen zamandan sonra ya da gelecekte

"I will explain later on."Daha sonra açıklayacağım.

age /eɪdʒ/ isim

çağ

belirli bir olayla özdeşleştirilen tarihsel dönem

"We live in the age of rapid information."Hızlı bilgi çağında yaşıyoruz.

calendar /ˈkæləndər/ isim

takvim

Yılı belirli dönemlere ölçen ve bölen bir sistem.

"Check the calendar date."Takvim tarihini kontrol et.

era /ˈɛɹə/ isim

çağ

Belirli özellikler ya da olaylarla karakterize edilen tarihsel bir dönem.

"The invention of the printing press began a new era."Matbaanın icadı yeni bir çağ başlattı.

instant /ˈɪnstənt/ sıfat

anında

Çok hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleşen ya da yapılan

"The coffee is instant."Kahve anında hazırlanıyor.

annual /ˈænjuəɫ/ sıfat

yıllık

her yıl bir kez gerçekleşen, yapılan veya üretilen

"We have an annual meeting."Yıllık bir toplantımız var.

monthly /ˈmənθli/ sıfat

aylık

Her ay bir kez gerçekleşen veya yapılan.

"It is a monthly meeting."Aylık bir toplantı.

weekly /ˈwikˌli/ sıfat

haftalık

Her hafta gerçekleşen, yapılan ya da hazırlanan.

"We have a weekly meeting."Haftalık toplantımız var.

momentarily /ˌmoʊmənˈtɛɹəɫi/ zarf

kısa bir süre içinde

çok kısa bir zaman dilimi için

"I will be with you momentarily."Sizinle kısa bir süre içinde birlikte olacağım.

overtime /ˈoʊvɝˌtaɪm/ zarf

fazla mesai

normal çalışma süresinden daha uzun süre çalışmak

"He worked overtime today."Projeyi bitirmek için fazla mesai yaptı.

Bu listedeki 31 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular