Kişilik: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Kişilik konusundaki 42 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

B2 42 kelime B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
arrogant /ˈɛɹəɡənt/ sıfat

kibirli

başkarşısındakilere karşı gururlu, hoş olmayan bir tutum sergileyen ve kendini gereğinden fazla önemli gören

"He is too arrogant."O çok kibirli biri.

caring /ˈkɛɹɪŋ/ sıfat

şefkatli

başkalarının refahına özen gösteren ve eylemlerinde ve etkilemlerinde nazik ve destekleyici olan

"She is a caring person."O şefkatli bir insandır.

decent /ˈdisənt/ sıfat

düzgün

Başkalarına saygı ve dürüstlikle davranan.

"He is a decent person."O düzgün bir insandır.

dishonest /dɪˈsɑnəst/ sıfat

dürüst olmayan

doğru sözlü veya güvenilir olmayan; sıklıkla ahlâki olmayan davranışlarda bulunan

"The salesman was dishonest."Satıcı dürüst değildi.

easy-going /ˈiːziɡˈoʊɪŋ/ sıfat

rahat

Sakin ve kolayca endişelenmeyen ya da rahatsız olmayan.

"My boss is easy-going."Patronum rahat biri.

energetic /ˌɛnɝˈdʒɛtɪk/ sıfat

enerjik

aktif ve enerji dolu

"My dog is energetic."Köpeğim çok enerjik.

enthusiastic /ɪnˌθuziˈæstɪk/ sıfat

hevesli

bir şeye karşı yoğun heyecan, istek veya tutku duyan veya gösteren

"She is enthusiastic."O hevesli.

forgetful /fɝˈɡɛtfəɫ/, /fɔɹˈɡɛtfəɫ/ sıfat

unutkan

Şeyleri unutmaya yatkın veya olayları hatırlamakta güçlük çeken.

"I am forgetful sometimes."Bazen unutkanım.

greedy /ˈɡɹidi/ sıfat

açgözlü

özellikle zenginlik, mal veya iktidar gibi şeyler için aşırı ve yoğun arzusu olan

"The boss is greedy."Patron açgözlü.

icy /ˈaɪsi/ sıfat

buzlu

o kadar soğuk ki rahatsız edici veya zararlı

"The road is icy."Yol buzlu.

impatient /ˌɪmˈpeɪʃənt/ sıfat

sabırsız

Bir şeyi veya birini sıkıntıyla bekleyemeyen; sinirlenme veya huzursuzluk hisseden

"I am getting impatient."Sabırsızlanıyorum.

logical /ˈɫɑdʒɪkəɫ/ sıfat

mantıksal

açık akıl yürütme veya sağlam muhakemeye dayanan

"Her argument is logical."Onun argümanı mantıksal.

moody /ˈmudi/ sıfat

huysuz

sık sık sebepsiz veya açıklanamayan ruh hali değişiklikleri yaşayan

"She is moody."Kız kardeşim bugün huysuz.

nosy /ˈnoʊzi/ sıfat

meraklı

İnsanların hayatlarına, özellikle de kendisini ilgilendirmeyen konulara fazla gösteren.

"My neighbor is nosy."Komşum meraklı biri.

optimistic /ˌɑptəˈmɪstɪk/ sıfat

iyimser

hayata dair umutlu ve olumlu bir bakış açısına sahip olan, iyi şeyler olmasını bekleyen

"He is optimistic about the future."Gelecek konusunda iyimser.

pessimistic /ˌpɛsəˈmɪstɪk/ sıfat

kötümser

geleceğe olumsuz bakan ve her zaman kötü bir şey olmasını bekleyen

"Don't be so pessimistic."O kadar kötümser olma.

self-confident /ˌsɛɫfˈkɑnfədənt/ sıfat

kendinden emin

(bir kişi hakkında) kendi yeteneklerine ve niteliklerine güvenen

"You look self-confident."Kendinden emin görünüyorsun.

sincere /sɪnˈsɪɹ/ sıfat

içten

(söz, duygu, inanç veya davranış bakımından) gerçek ve dürüst olanı gösteren, kişinin gerçek görüş veya duygularına dayanan

"Her feelings are sincere."Onun özrü içtendi.

strong-willed /stɹˈɔŋwˈɪld/ sıfat

iradeli

inançlarında veya kararlarında çok kararlı, genellikle karakterin sağlamlığını ve istediğini elde etme konusundaki ısrarcılığını gösteren

"She is strong-willed."O iradeli biridir.

sympathetic /ˌsɪmpəˈθɛtɪk/ sıfat

sempatik, anlayışlı

Başkalarına, özellikle kötü hissettikleri durumlarda, özen ve anlayış gösteren

"He is sympathetic."O çok anlayışlı biri.

unreliable /ˌənɹiˈɫaɪəbəɫ/ sıfat

güvenilmez

güven veya itibar edilmeyen

"This car is unreliable."Bu araba güvenilmez.

unstable /ənˈsteɪbəɫ/ sıfat

dengesiz

duygularında ve davranışlarında öngörülemez ve ani değişiklikler gösteren

"His mood is unstable."Merdiven dengesiz.

lenient /ˈɫiniənt/ sıfat

hoşgörülü, müsamahakar

(bir kişi) kuralları ya da standartları uygulamakta toleranslı, esnek veya rahat olan; başkalarına karşı affedici ve anlayışlı

"The judge was lenient."Yargıç hoşgörülü davrandı.

tight-fisted /ˈtaɪtˈfɪstɪd/ sıfat

cimri

para harcamaktan veya vermekten çekinen

"My uncle is tight-fisted."Amcam cimridir.

bold /ˈboʊɫd/ sıfat

cesur

(Bir kişi için) cesur ve özgüvenli, risk alma yeteneğine sahip.

"Her choice was bold."Onun seçimi cesurdu.

dynamic /daɪˈnæmɪk/ sıfat

dinamik

Çok fazla enerjisi olan.

"She is a dynamic speaker."O dinamik bir konuşmacı.

greedy /ˈɡɹidi/ sıfat

açgözlü

Özellikle para, mal veya güç gibi şeylere karşı aşırı ve yoğun istek duyma hâli.

"The man is greedy."Adam açgözlü.

icy /ˈaɪsi/ sıfat

buzlu

sıcaklık veya dostluktan yoksun

"His greeting was icy."Selamı buz gibiydi.

lively /ˈɫaɪvɫi/ sıfat

canlı

(bir kişi için) çok enerjik ve dışa dönük

"She is very lively."Pazar yeri çok canlı.

modest /mɑdəst/ sıfat

mütevazı

Yeteneklerini, başarılarını veya sahip olduklarıyla övünmeyen

"He is modest about his success."Başarısı karşısında mütevazı.

moody /ˈmudi/ sıfat

huysuz

Sıklıkla ve sebepsizce ruh hali değişiklikleri gösteren

"She is moody."O, huysuz birisi.

moral /ˈmɔɹəɫ/ sıfat

ahlaki

doğru ve yanlış ilkelerini takip etmek ve bir toplumun etik standartlarına göre davranmak.

"His actions were moral."Eylemleri ahlakiydi.

passionate /ˈpæʃənət/ sıfat

tutkulu

Derinden önem verdiği bir şeye karşı coğu veya güçlü duygular gösteren.

"She is passionate about music."Müziğe karşı tutkulu.

practical /ˈpræktɪkəl/ sıfat

pratik

Her türlü mesele veya sorunla gerçekçi bir şekilde başa çıkan (bir kişi hakkında)

"She is very practical."O, çok pratiktir.

reasonable /ˈɹizənəbəɫ/ sıfat

makul

(bir kişi için) iyi yargıda bulunmak ve akla göre hareket etmek.

"He is reasonable."Makul bir insan.

respectable /ɹiˈspɛktəbəɫ/, /ɹɪˈspɛktəbəɫ/ sıfat

saygın

toplum tarafından iyi, doğru veya kabul edilebilir olarak görülen

"He comes from a respectable family."Saygın bir aileden geliyor.

sensitive /ˈsɛnsətɪv/, /ˈsɛnsɪtɪv/ sıfat

duyarlı

başkalarının duygularını anlayabilen ve onlara özen gösterebilen

"He is a sensitive person."O duyarlı bir insandır.

sincere /sɪnˈsɪɹ/ sıfat

samimi

(İfadeler, duygular, inançlar, davranışlar) gerçeği ve dürüstlüğü yansıtan, kişinin gerçek düşünce ve hislerine dayanan.

"His words were sincere."Onun özür dilemesi samimi.

unsure /ənˈʃʊr/ sıfat

emin olmayan

Kendinden, özellikle yeteneklerinden yeterince emin olamayan

"He feels unsure."Kendini emin hissetmiyor.

strict /strɪkt/ sıfat

katı

Esnek olmayan ve kuralların tam olarak takip edilmesini talep eden (bir kişi hakkında)

"The teacher is strict."Öğretmen katıdır.

violent /ˈvaɪəɫənt/, /ˈvaɪɫənt/ sıfat

şiddet içeren

fiziksel hasara yol açabilecek kuvvetin kullanıldığı veya kuvvetle ilgili olan

"The movie is violent."Film şiddet içeriyor.

tough /tʌf/ sıfat

sert

Beklentilerinde, kurallarında veya başkalarıyla başa çıkma yaklaşımında taviz vermeyen.

"The boss is tough."Patron sert.

Bu listedeki 42 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular