Egzersiz Yapmak: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Egzersiz Yapmak konusundaki 35 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

B2 35 kelime B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
aerobics /ɝˈoʊbɪks/ isim

aerobik

Akciğer ve kalbi güçlendirmeyi amaçlayan, genellikle müzik eşliğinde yapılan egzersiz türü

"Aerobics is energetic."Aerobik enerjik bir aktivitedir.

locker room /lˈɑːkɚ ɹˈuːm/ isim

soyunma odası

Okul vb. yerlerde, insanların kıyafet değiştirebileceği dolapların bulunduğu oda

"The locker room is crowded."Soyunma odası kalabalıktı.

barbell /ˈbɑrˌbel/ isim

halter

Uçlarında ağır plakalar bulunan metal çubuk; vücut geliştirmede kullanılır

"The barbell is heavy."Halter ağırdır.

dumbbell /ˈdəmˌbɛɫ/ isim

dambıl

Kısa bir sapın iki ucunda ağır plakalar bulunan, vücut geliştirmede kullanılan ekipman

"The dumbbell is small."Dambıl küçüktür.

horizontal bar /hˌɔːɹɪzˈɑːntəl bˈɑːɹ/ isim

yatay bar

Yerden yüksek bir konumda, tutunup çekme hareketleri yapılabilen sabit çubuk

"The horizontal bar is high."Yatay bar yüksektir.

multigym /mˈʌltɪdʒˌɪm/ isim

çoklu spor aleti

Vücudun farklı kas gruplarını çalıştırmak için tasarlanmış bir egzersiz cihazı.

"The multigym is large."Çoklu spor aleti büyük.

pommel horse /pˈɑːməl hˈɔːɹs/ isim

kuvvet beygiri

Jimnastikçilerin üzerinde belirli hareketleri yapmalarını sağlayan, yüzeyinde iki adet tutamağı bulunan bir jimnastik ekipmanı.

"The gymnast used the pommel horse."Jimnastikçi kuvvet beygirini kullandı.

rowing machine /ɹˈoʊɪŋ məʃˈiːn/ isim

kürek makinesi

Kürek çekme hareketini taklit eden, bir çubuğu ve kayar bir oturacağı bulunan egzersiz cihazı.

"The rowing machine is busy."Kürek makinesi yoğun bir şekilde kullanılıyor.

punching bag /pˈʌntʃɪŋ bˈæɡ/ isim

yumruk torbası

Darbeleri ve yumruk tekniklerini çalışmak için asılı tutulan, genellikle doldurulmuş ağır bir torba.

"The punching bag is heavy."Yumruk torbası ağır.

trampoline /ˌtɹæmpəˈɫin/ isim

trambolin

Esnek bir kumaşın çerçeveye bağlandığı ve insanların eğlence ya da egzersiz amacıyla zıpladığı bir spor ekipmanı.

"The trampoline is bouncy."Trambolin çok esnek.

treadmill /ˈtɹɛdˌmɪɫ/ isim

koşu bandı

Üzerinde yürümeye ya da koşmaya yarayan hareketli bir yüzeyi bulunan fitness makinesi.

"The treadmill is running."Koşu bandı çalışıyor.

strengthen /ˈstɹɛŋθən/ fiil

güçlendirmek

bir şeyi daha güçlü hale getirmek

"Exercise helps strengthen your muscles."Egzersiz kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olur.

squat /ˈskwɑt/ fiil

çömelmek

Dizlerin bükülüp kalçanın topuklara temas ettiği veya çok yakın olduğu bir pozisyona geçmek.

"He did squat down."Kutuyu kaldırmak için çömelin.

chin-up /tʃˈɪnˈʌp/ isim

chin-up

Kolları çalıştıran bir egzersiz; barın altında asılı kalınır ve çene barın üzerine çıkana kadar kendinizi çekersiniz.

"The chin-up is hard."Chin-up zor.

push-up /ˈpʊˌʃəp/ isim

şınav

Yüzüstü uzanıp, ellerinizi yere iterek vücudunuzu yerden kaldırmaya çalışan bir egzersiz.

"The push-up was tiring."Şınav yorucuydu.

sit-up /sˈɪtˈʌp/ isim

mekik

Kişinin bacaklarını hareket ettirmeden, yatma pozisyonundan oturma pozisyonuna geçerek karın kaslarını güçlendirdiği egzersiz.

"The sit-up is useful."Mekik faydalıdır.

massage /məˈsɑʒ/ fiil

masaj yapmak

Genellikle ellerle bir kişinin vücudunun bir bölümüne baskı uygulamak veya ovalayarak onu rahatlatmak

"He will massage his sore shoulders."Ağrılı omuzlarına masaj yapacak.

muscle memory /mˈʌsəl mˈɛmɚɹi/ isim

kas hafızası

Vücudun bir süre hareketsiz kaldıktan sonra kasları daha hızlı toparlayıp yeniden inşa etme yeteneği.

"Muscle memory helps athletes."Kas hafızası sporculara yardımcı olur.

six-pack /ˈsɪkˌspæk/ isim

six-pack

Kolayca görülebilen, belirgin ve güçlü karın kasları.

"He has a six-pack."Onun six-pack'ı var.

martial arts /mˈɑːɹʃəl ˈɑːɹt/ isim

dövüş sanatları

Judo, kung fu gibi özellikle Uzak Doğu kökenli, dövüş içeren spor dalları.

"Martial arts require discipline."Dövüş sanatları disiplin gerektirir.

weight-lift /wˈeɪtlˈɪft/ fiil

ağırlık kaldırma

Egzersiz ya da güç antrenmanı amacıyla ağır ağırlıkların kaldırılması.

"I weight-lift every morning."Her sabah ağırlık kaldırıyorum.

athletic /æθˈlɛtɪk/ sıfat

atletik

sporculara ya da sporla ilgili kariyere ait

"She is athletic."O, atletiktir.

cross trainer /kɹˈɔs tɹˈeɪnɚ/ isim

eliptik bisiklet

Ayakta durulan, iki tutma çubuğu ve iki hareketli pedalı bulunan, düşük etkili kardiyo egzersizi sağlayan spor aleti

"The cross trainer is quiet."Eliptik bisiklet sessiz çalışır.

jump rope /dʒˈʌmp ɹˈoʊp/ isim

ip atlama

Uçlarında tutamak bulunan, kişinin başının üzerinden ve ayaklarının altından geçerek atlandığı ip

"The jump rope is tangled."İp atlama dolaşık durumda.

mat /ˈmæt/ isim

mat

Özellikle spor dallarında iniş veya uzanma için kullanılan kalın plastik ya da kauçuk yüzey

"The mat is soft."Mat yumuşaktır.

bounce /ˈbaʊns/ fiil

zıplamak

Özellikle esnek bir yüzeyde tekrar tekrar yukarı aşağı sıçramak

"Bounce the ball high."Topu yerde zıplat.

hop /ˈhɑp/ fiil

zıplamak

Tek bir bacağı kullanarak atlama eylemi.

"Rabbits hop across the green field."Tavşanlar yeşil tarlada zıplıyor.

stretch /strɛʧ/ fiil

esnemek

vücut uzuvlarını veya tüm vücudu tam uzunluğa kadar uzatmak

"I stretch my arms."Kollarımı esnetiyorum.

sweat /ˈswɛt/ fiil

terlemek

Cildin yüzeyinde küçük sıvı damlacıkları üretmek.

"He sweats heavily after running fast."O, hızlı koştuğu için çok terliyor.

jumping jack /dʒˈʌmpɪŋ dʒˈæk/ isim

zıplamalı açma-kapama (jumping jack)

Ayakta dururken bacakları genişçe açıp elleri baş üstünde birleştirerek zıplama, ardından ayakları birleştirip kolları yanlara indirme hareketiyle yapılan egzersiz.

"The children did jumping jacks in gym class."Çocuklar beden eğitimi dersinde zıplamalı açma-kapama yaptılar.

work out /wˈɜːk ˈaʊt/ fiil

spor yapmak

Sağlıklı ya da daha güçlü olmak amacıyla egzersiz yapmak.

"She works out every single morning."Her sabah spor yapıyor.

pace /peɪs/ isim

adım

yürürken, hareket ederken veya koşarken bir kişinin hızı

"Her pace was fast."Adımı hızlıydı.

burn off /bˈɜːn ˈɔf/ fiil

yakmak (kalori yakmak)

Fiziksel aktivite yaparak enerji harcamak.

"She burns off calories by exercising."Egzersiz yaparak kalori yakıyor.

dressing room /ˈdrɛsɪŋ ˌrum/ isim

soyunma odası

Sporcuların kıyafet değiştirip yarışma ya da maç öncesi hazırlık yaptığı oda.

"The dressing room is small."Soyunma odası küçük.

pound for pound /pˈaʊnd fɔːɹ pˈaʊnd/ ifade

pound for pound

Boyut ya da ağırlık gözetmeksizin, özellikle boks gibi spor dallarında, sporcuların yetenek, güç ya da becerilerini karşılaştırmak için kullanılan bir ifade.

"He is the best pound for pound."O, pound for pound en iyisi.

Bu listedeki 35 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular