Seyahat Etme: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Seyahat Etme konusundaki 38 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

B2 38 kelime B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler
resort /ɹiˈsɔɹt/, /ɹiˈzɔɹt/, /ɹɪˈzɔɹt/ isim

tatil köyü

Tatilciler için konaklama, yemek, eğlence vb. hizmetler sunan işletme.

"The resort is beautiful."Tatili köyü çok güzel.

lodging /ˈɫɑdʒɪŋ/ isim

konaklama

Seyahat edenlere geçici barınma sağlayan yer.

"Lodging was cheap."Konaklama ucuzdu.

room service /ɹˈuːm sˈɜːvɪs/ isim

oda servisi

Otelde konukların menüden seçtikleri yiyecek, içecek ya da diğer hizmetleri odalarına getiren hizmet.

"Room service is available."Oda servisi mevcut.

travel agency /tɹˈævəl ˈeɪdʒənsi/ isim

seyahat acentesi

Seyahat etmek isteyen kişiler için düzenleme yapan işletme.

"The travel agency booked our flight."Seyahat acentemiz uçuşumuzu ayırdı.

E-ticket /ˈiːtˈɪkɪt/ isim

e-bilet

Kağıt bilet yerine elektronik ortamda alınan ve gösterilebilen bilet.

"I bought an E-ticket online."E-bileti internetten aldım.

vacationer /veɪˈkeɪʃənɝ/ isim

tatilci

Tatil veya izinli olan, genellikle dinlenme ya da eğlence amacıyla evinden uzakta seyahat eden kişi.

"The beach was crowded with vacationers enjoying the hot summer sunshine."Sahilde, sıcak yaz güneşinin tadını çıkaran tatilcilerle doluydu.

excursion /ɪkˈskɝʒən/ isim

gezi

Özellikle bir grup insan için düzenlenen, eğlence amaçlı kısa yolculuk.

"The excursion was very fun."Gezi çok eğlenceliydi.

package tour /pˈækɪdʒ tˈʊɹ/ isim

paket tur

Sabit bir fiyat karşılığında ulaşım, konaklama vb. masrafları içeren, bir seyahat acentesi ya da şirket tarafından düzenlenen tatil.

"The package tour was convenient."Paket tur çok pratikti.

trek /ˈtɹɛk/ fiil

uzun yolculuk yapmak

Özellikle dağlarda, ormanlarda vb. yerlerde macera amacıyla uzun yürüyüşe veya yolculuğa çıkmak

"They trekked through the jungle for days."Günler boyunca yağmur ormanında uzun bir yolculuk yaptılar.

cabin crew /kˈæbɪn kɹˈuː/ isim

kabin ekibi

Uçakta yolculara hizmet vermekle görevli personel grubu.

"The cabin crew was helpful."Kabin ekibi çok yardımcıydı.

baggage claim /bˈæɡɪdʒ klˈeɪm/ isim

bagaj teslim alanı

Yolcuların iniş sonrası bavullarını alabilecekleri havalimanı bölgesi.

"Baggage claim was crowded."Bagaj teslim alanı kalabalıktı.

jet lag /dʒˈɛt lˈæɡ/ isim

jet lag

Uzun bir uçuş sonrasında, özellikle birden çok saat dilimini hızlıca geçerken ortaya çıkan yorgunluk ve uyku bozukluğu.

"Jet lag is tiring."Jet lag çok yorucu.

main line /mˈeɪn lˈaɪn/ isim

ana hat

İki şehir ya da büyük kasaba arasında bulunan önemli demiryolu hattı.

"The main line was busy."Ana hat çok yoğundu.

railroad crossing /ɹˈeɪlɹoʊd kɹˈɔsɪŋ/ isim

demiryolu geçidi

Bir yolun demiryolu ile kesiştiği, genellikle kapı, sinyal ya da uyarı levhalarıyla tren yaklaşırken sürücü ve yayaları uyaran yer.

"The railroad crossing is clear."Demiryolu geçidi temiz.

compartment /kəmˈpɑɹtmənt/ isim

bölme

Yolcu vagonunun içinde duvarlarla ayrılmış, oturma düzenine sahip ayrı bölümler.

"Sit in the compartment."Bölme çok küçüktü.

rest stop /ɹˈɛst stˈɑːp/ isim

dinlenme istasyonu

Yol kenarında, insanların yemek yiyip dinlenebileceği alan.

"The rest stop is nearby."Dinlenme istasyonu yakındadır.

gift shop /ɡˈɪft ʃˈɑːp/ isim

hediyelik eşya dükkanı

Küçük hediyeler ve hatıra eşyalarının satıldığı, hediye amaçlı ürünlerin bulunduğu mağaza.

"The museum gift shop sold postcards and magnets."Müze hediyelik eşya dükkanı kartpostallar ve magnetler satıyordu.

hot-air balloon /hˈɑːtˈɛɹ bəlˈuːn/ isim

sıcak hava balonu

içine ısıtılmış hava doldurulmuş, bu sayede havada süzülüp hareket edebilen çok büyük balon

"The hot-air balloon rose high."Sıcak hava balonu yükseklere yükseldi.

April Fools' Day /ˈeɪpɹəl fˈuːlz dˈeɪ/ isim

1 Nisan Şakaları Günü

Batı ülkelerinde 1 Nisan’da insanların birbirine şaka yaptığı ve şaka yapılan kişinin Nisan Şakacısı denildiği gün

"April Fools' Day is playful."1 Nisan Şakaları Günü neşelidir.

Independence Day /ˌɪndɪpˈɛndəns dˈeɪ/ isim

bağımsızlık Günü

Amerikalıların 1776’da Britanya’dan bağımsızlıklarını ilan ettikleri 4 Temmuz günü

"Independence Day is celebrated."Bağımsızlık Günü kutlanır.

New Year's Eve /nˈuː jˈɪɹz ˈiːv/ ifade

yılbaşı Gecesi

31 Aralık akşamı, yılın son günü

"We celebrated New Year's Eve at home."Yılbaşı Gecesini evde kutladık.

St. Patrick's Day /sənt pˈætɹɪks dˈeɪ/ isim

st. Patrick Günü

İrlanda’da Hristiyanlığı yaymaya yardımcı olan Aziz Patrick’i anmak için 17 Mart’ta kutlanan kültürel ve dini bayram

"St. Patrick's Day is festive."St. Patrick Günü coşkuludur.

Black Friday /blˈæk fɹˈaɪdeɪ/ isim

kara Cuma

ABD’de Şükran Günü’nü takiben gelen, mağazalarda büyük indirim ve kampanyaların yapıldığı, Noel alışveriş sezonunun başlangıcı sayılan gün

"Black Friday is busy."Kara Cuma yoğundur.

Mardi Gras /mˈɑːɹdi ɡɹˈɑːz/ isim

mardi Gras

Orucun başlamasından bir gün önceki gün; bazı ülkelerde insanlar sokaklarda yüksek sesli müzik eşliğinde dans edip renkli kostümler giyerek kutlama yapar

"Mardi Gras is colorful."Mardi Gras renkli bir kutlamadır.

budget /ˈbəʤɪt/ sıfat

bütçe

Ekonomik ve pahalı olmayan.

"This is a budget meal."Bu bir bütçe yemeği.

lounge /ˈɫaʊndʒ/ isim

lobi

Genellikle havalimanı ya da otelde, insanların dinlenip, bekleyip ya da sosyalleşebileceği, oturma, ikram ve bazen Wi‑Fi gibi hizmetlerin bulunduğu rahat alan.

"The lounge is quiet."Lobi sessizdi.

checkout /ˈʧɛˌkaʊt/ isim

çıkış

Bir konuğun otel odasını terk etmesi, faturaları ödemesi ve anahtarı iade etmesi gereken zaman.

"What is the checkout time?"Çıkış saati kaç?

resident /ˈrɛzɪdənt/ isim

konuk

Bir otel odasında kalan kişi.

"The resident checked in."Konuk giriş yaptı.

get away /gɪt əˈweɪ/ fiil

kaçmak

Evden uzakta tatile gitmek.

"Let's get away soon."Yakında kaçalım.

aisle /aɪəl/ isim

koridor

Bir tiyatro, tren, uçak vb. yerlerde koltuk sıralarını ayıran dar geçit.

"Sit in the aisle."Koridora oturun.

cabin /ˈkæbən/ isim

kabin

bir uçağın yolcuların oturduğu bölümü

"The cabin was very crowded."Kabin çok kalabalıktı.

terminal /ˈtɜrmənəl/ isim

terminal

tren, otobüs, uçak ya da gemilerin yolculuklarını başlattığı ya da bitirdiği bina

"Flights to the US leave from Terminal 5."ABD'ye giden uçuşlar Terminal 5'ten kalkar.

cruise /kruːz/ fiil

kruvaziyer yapmak

Bir gemi veya tekne ile tatil yapmak.

"The boat cruises along the coast."Tekne kıyı boyunca kruvaziyer yapıyor.

delay /dɪˈɫeɪ/ fiil

gecikmek

Beklenenden veya planlanandan daha geç varmak, gecikmek

"The flight will delay due to weather."Uçuş hava nedeniyle gecikecek.

navigate /ˈnævɪˌɡeɪt/ fiil

seyrüsefer yapmak

Bir gemi veya tekneyle bir su alanı üzerinden veya boyunca seyahat etmek.

"Sailors navigate using the stars."Denizciler yıldızlar kullanarak seyrüsefer yaparlar.

caravan /ˈkæɹəˌvæn/, /ˈkɛɹəˌvæn/ isim

karavan

Araba tarafından çekilen, içinde uyunup yaşanabilen, özellikle seyahat ve kamp amaçlı kullanılan araç.

"The caravan moved slowly."Karavan yavaş ilerliyordu.

mardi gras /ˈmɑrdi grɑ/ isim

Mardi Gras

Bazı ülkelerde insanların sokaklarda yüksek sesli müzikle dans ederek ve renkli kostümler giyerek kutlamaya başladığı, Lent'in başlangıcından önceki gün

"Mardi Gras is fun."Mardi Gras eğlencelidir.

transportation /ˌtrænspərˈteɪʃən/ isim

ulaşım

insanları veya malları farklı yollarla bir yerden başka bir yere taşıma eylemi veya işi

"Transportation is important."Ulaşım önemlidir.

Bu listedeki 38 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

B2 Seviyesi İngilizce Kelimeler — Konular