little pitchers (tend to|) have (big|large) ears/lˈɪɾəl pˈɪtʃɚz tˈɛnd tʊ hæv bˈɪɡ lˈɑːɹdʒ ˈɪɹz/kalıp
küçük kaplar büyük kulaklara sahiptir
Çocukların dışarıdan göründüklerinden daha farkında ve algılayıcı olabileceği konusunda yetişkinleri uyaran bir deyim.
"Children listen to everything — little pitchers have big ears."Çocuklar her şeyi duyar — küçük kaplar büyük kulaklara sahiptir.
the day has eyes, the night has ears/ðə dˈeɪ hɐz ˈaɪz ðə nˈaɪt hɐz ˈɪɹz/kalıp
günün gözü, gecenin kulağı vardır
İnsanların her zaman izlenebileceği ya da dinlenebileceği bilincinde olmaları gerektiğini hatırlatan bir öğüt.
"You are always being watched or heard — the day has eyes, the night has ears."Her zaman izleniyor ya da duyuluyorsun — günün gözü, gecenin kulağı vardır.
(eavesdroppers|listeners) never hear any good of themselves/ˈiːvzdɹɑːpɚz lˈɪsənɚz nˈɛvɚ hˈɪɹ ˌɛni ɡˈʊd ʌv ðɛmsˈɛlvz/kalıp
kulak misafiri olanlar kendileri hakkında asla iyi bir şey duymazlar
Kendileri için olmayan konuşmalara kulak misafiri olan birinin, kendileri hakkında hoş olmayan şeyler duymasının muhtemel olduğunu ima eder.
"Listeners never hear any good of themselves."Dinleyenler kendileri hakkında asla iyi bir şey duymazlar.
every man to his trade/ˈɛvɹi mˈæn tə hɪz tɹˈeɪd/kalıp
herkes kendi işine baksın
İnsanların başkalarının beceri ve uzmanlığına saygı duyması ve işlerine karışmaması, bunun yerine işlerini ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına izin vermesi gerektiğini öne sürer.
"Stick to what you know — every man to his trade."Bildiklerinle yetin; herkes kendi işine baksın.
sweep before your own door/swˈiːp bɪfˌoːɹ jʊɹ ˈoʊn dˈoːɹ/kalıp
kendi kapını süpür
Başkalarını eleştirmeden ya da düzeltmeye çalışmadan önce, önce kendi hatalarını ve sorunlarını gidermenin gerektiğini öğütleyen bir deyim.
"Deal with your own problems first — sweep before your own door."Önce kendi sorunlarınla ilgilen — kendi kapını süpür.
walls have ears/wˈɔːlz hæv ˈɪɹz/kalıp
duvarların kulakları vardır
Özel konuşmalarda dikkatli olunması gerektiğini, birilerinin dinliyor olabileceği anlamına gelen bir uyarı.
"Private conversations can always be overheard — walls have ears."Özel konuşmalar her zaman duyulabilir — duvarların kulakları vardır.
let every fox take care of his own tail/lɛt ˈɛvəri fɑks teɪk kɛr əv hɪz oʊn teɪl/kalıp
her tilki kendi kuyruğuna baksın
bireylerin başkalarının işlerine karışmamaları, bunun yerine kendi hayatlarına ve refahlarına odaklanmaları gerektiğini öne sürmek için kullanılır.
"Mind your own tail."Kendi kuyruğuna bak.
Bu listedeki 7 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren