Taktiksizlik ve Dikkatsizlik: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Taktiksizlik ve Dikkatsizlik konusundaki 12 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

12 kelime Davranış ve Tutum İle İlgili İngilizce Atasözleri
while two dogs are fighting for bone, a third (one|dog) runs away with it /wˌaɪl tˈuː dˈɑːɡz ɑːɹ fˈaɪɾɪŋ fɔːɹ bˈoʊn ɐ θˈɜːd wˈʌn ɔːɹ dˈɑːɡ ɹˈʌnz ɐwˈeɪ wɪð ɪt/ kalıp

iki köpek kemik için dövüşürken, üçüncüsü onu kapar

İki kişi veya grubun birbirleriyle rekabet etmek veya kavga etmekle çok meşgulken, üçüncü bir kişinin durumdan faydalanıp ondan yararlanabileceğini ima etmek için kullanılır.

"While two people argue, a third one benefits — while two dogs fight for a bone, a third runs away with it."İki kişi tartışırken, üçüncüsü faydalanır — iki köpek kemik için dövüşürken, üçüncüsü onu kapar.

burn not your house to fright away the mice /bˈɜːn nˌɑːt jʊɹ hˈaʊs tə fɹˈaɪt ɐwˈeɪ ðə mˈaɪs/ kalıp

fareyi korkutmak için evini yakma

Küçük bir sorunu çözmek için aşırı ve yıkıcı önlemler almanın mantıksızlığını, zararının daha büyük olacağını anlatan bir öğüt.

"Do not cause massive damage to solve a small problem — burn not your house to fright away the mice."Küçük bir problemi çözmek için büyük bir yıkıma gitme — fareyi korkutmak için evini yakma.

in vain the net is spread in the sight of the bird /ɪn vˈeɪn ðə nˈɛt ɪz spɹˈɛd ɪnðə sˈaɪt ʌvðə bˈɜːd/ kalıp

kuşun gördüğü yerde ağ yakmak boşuna

Açıkça görülen ya da stratejisiz bir şekilde yapılan çabaların genellikle sonuçsuz kalacağını ifade eden bir söz.

"If someone sees the trap, it will not work — in vain the net is spread in the sight of the bird."Kuş ağın yerini görürse tuzak işe yaramaz — kuşun gördüğü yerde ağ yakmak boşuna.

the mouse that has but one hole is (quickly|easily) taken /ðə mˈaʊs ðæt hɐz bˌʌt wˈʌn hˈoʊl ɪz kwˈɪkli ɔːɹ ˈiːzɪli tˈeɪkən/ kalıp

tek bir deliği olan fare çabuk yakalanır

Sadece bir seçeneğe ya da plana sahip olmanın riskli olduğunu, bu durumun kişiyi savunmasız bırakacağını anlatan bir öğüt.

"Having only one option is dangerous — the mouse that has but one hole is quickly taken."Tek bir çıkış yolu tehlikelidir — tek bir deliği olan fare çabuk yakalanır.

if you run after two hares, you will catch neither /ɪf juː ɹˈʌn ˈæftɚ tˈuː hˈɛɹz juː wɪl kˈætʃ nˈiːðɚ/ kalıp

iki tavşanı kovalarsan hiç birini yakalayamazsın

Aynı anda çok fazla iş yapmaya çalışmanın odak kaybına ve verimsizliğe yol açacağını anlatan bir atasözü.

"Chasing two things at once means getting neither — if you run after two hares, you will catch neither."İki şeyi aynı anda kovalarsan hiç birini elde edemezsin — iki tavşanı kovalarsan hiç birini yakalayamazsın.

the tongue is but three inches long, yet (it|) can kill a man six feet tall /ðə tˈʌŋ ɪz bˌʌt θɹˈiː ˈɪntʃᵻz lˈɑːŋ jˈɛt ɪt kæn kˈɪl ɐ mˈæn sˈɪks fˈiːt tˈɔːl/ kalıp

dil üç inç uzunluğunda ama altı fit boyundaki bir adamı öldürebilir

Sözlerin yıkıcı gücünü, bir insanın hayatını mahvedebilecek kadar etkili olabileceğini vurgulayan bir öğüt.

"Words can destroy a person — the tongue is but three inches long, yet it can kill a man six feet tall."Sözler bir insanı yok edebilir — dil üç inç uzunluğunda ama altı fit boyundaki bir adamı öldürebilir.

the tongue is not (made of|) steel, yet it cuts /ðə tˈʌŋ ɪz nˌɑːt mˌeɪd ʌv stˈiːl jˈɛt ɪt kˈʌts/ kalıp

dil çelikten değildir ama keser

Sözlerin keskinliğini ve başkalarına zarar verebilecek gücünü, fiziksel bir bıçak gibi etkili olabileceğini anlatan bir söz.

"Words cut as sharply as any blade — the tongue is not made of steel, yet it cuts."Sözler bir bıçak kadar keskindir — dil çelikten değildir ama keser.

a (joke|jest) never gains an enemy, but often loses a friend /ɐ dʒˈoʊk ɔːɹ dʒˈɛst nˈɛvɚ ɡˈeɪnz ɐn ˈɛnəmi bˌʌt ˈɔfən lˈuːzᵻz ɐ fɹˈɛnd/ kalıp

şaka düşman kazanmaz ama dost kaybeder

Şakaların düşman yaratmasa da, arkadaşları incitebileceği ve ilişkileri zedeleyebileceği konusunda uyarı niteliğinde bir söz.

"Jokes can damage friendships — a jest never gains an enemy, but often loses a friend."Şakalar dostlukları zedeler — şaka düşman kazanmaz ama dost kaybeder.

gentility without ability is worse than plain beggary /dʒɛntˈɪlɪɾi wɪðˌaʊt ɐbˈɪləɾi ɪz wˈɜːs ðɐn plˈeɪn bˈɛɡɚɹi/ kalıp

yeteneksiz asalet, sıradan yoksulluktan daha kötüdür

Sosyal statüye değer vermektense yeteneğe değer vermenin önemini vurgulamak için kullanılır; gerekli becerileri olmayan yüksek bir statü kibir, yetersizlik ve nihai olarak başarısızlıkla sonuçlanabilir.

"Good breeding without ability is worthless — gentility without ability is worse than plain beggary."İyi bir soyluluk yetenek olmadan değersizdir — yeteneksiz asalet, sıradan yoksulluktan daha kötüdür.

it is an ill bird that (fouls|defiles) its own nest /ɪt ɪz ɐn ˈɪl bˈɜːd ðæt fˈaʊlz dɪfˈaɪlz ɪts ˈoʊn nˈɛst/ kalıp

kendi yuvasını kirleten kuş, kötü bir kuştur

Kendi çevrenize, topluluğunuza ya da ilişkilerinize zarar vermemeniz gerektiğini, aksi takdirde bunun size olumsuz sonuçlar doğuracağını anlatmak için kullanılır.

"Do not harm your own community — it is an ill bird that fouls its own nest."Kendi topluluğuna zarar verme — kendi yuvasını kirleten kuş, kötü bir kuştur.

the pitcher will go to the well once too often /ðə pˈɪtʃɚ wɪl ɡˌoʊ tə ðə wˈɛl wˈʌns tˈuː ˈɔfən/ kalıp

kazan bir kez fazla suya gider

Bir yöntemi ya da stratejiyi aşırı derecede kullanmanın getirilerinin azalacağını, hatta başarısızlığa yol açacağını uyarmak için söylenir.

"Pushing your luck too often will end badly — the pitcher will go to the well once too often."Şansını çok sık zorlamak kötü sonuçlanır — kazan bir kez fazla suya gider.

a cat in gloves catches no mice /ɐ kˈæt ɪn ɡlˈʌvz kˈætʃᵻz nˈoʊ mˈaɪs/ kalıp

eldivenli kedi fare yakalamaz

Aşırı temkinli ya da pasif olmanın, istenen sonuca ulaşmayı engellediğini ima eder.

"Being too careful means getting nothing done — a cat in gloves catches no mice."Çok temkinli olmak hiçbir şey yapmamaya yol açar — eldivenli kedi fare yakalamaz.

Bu listedeki 12 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Davranış ve Tutum İle İlgili İngilizce Atasözleri — Konular