anger and haste hinder good counsel/ˈæŋɡɚɹ ænd hˈeɪst hˈɪndɚ ɡˈʊd kˈaʊnsəl/kalıp
öfke ve acele iyi aklı engeller
Öfkeli ya da aceleci bir şekilde karar almanın ya da harekete geçmenin kötü yargılara ve hatalara yol açacağını belirtir.
"Acting in anger or haste leads to bad decisions — anger and haste hinder good counsel."Öfkeyle ya da aceleyle hareket etmek kötü kararlar doğurur — öfke ve acele iyi aklı engeller.
draw not your bow till your arrow is fixed/dɹˈɔː nˌɑːt jʊɹ bˈoʊ tˈɪl jʊɹ ˈæɹoʊ ɪz fˈɪkst/kalıp
okunu sabitlemeden yay çekme
Hazırlık ve planlama yapmadan aceleyle harekete geçmenin başarısızlıkla sonuçlanacağını ima eder.
"Prepare fully before you act — draw not your bow till your arrow is fixed."Tamamen hazırlanmadan harekete geçme — okunu sabitlemeden yay çekme.
fool's haste is no speed/fˈuːlz hˈeɪst ɪz nˈoʊ spˈiːd/kalıp
aptalın aceleciği hız değildir
Planlama ve düşünmeden aceleyle hareket etmenin hatalara ve gecikmelere yol açacağını, dolayısıyla ilerlemeyi yavaşlatacağını söyler.
"Rushing does not speed things up — fool's haste is no speed."Koşmak işleri hızlandırmaz — aptalın aceleciği hız değildir.
hurry no man's cattle/hˈɜːɹi nˈoʊ mˈænz kˈæɾəl/kalıp
başkasının sığırını aceleyle sürme
Başkalarının malına ve işine saygı göstererek sabırlı olmanın, izinsiz müdahalenin olumsuz sonuçlar doğuracağını vurgular.
"Do not rush other people — hurry no man's cattle."Başkalarını aceleye getirme — başkasının sığırını aceleyle sürme.
make haste slowly/mˌeɪk hˈeɪst slˈoʊli/kalıp
yavaşça acele et
Hızlı ve verimli ilerlemenin önemli olduğunu, fakat aceleyle, düşüncesizce karar vermekten kaçınılması gerektiğini ifade eder.
"Go quickly but carefully — make haste slowly."Hızlı ama dikkatli git — yavaşça acele et.
the sharper the storm, the sooner it is over/ðə ʃˈɑːɹpɚ ðə stˈoːɹm ðə sˈuːnɚɹ ɪt ɪz ˈoʊvɚ/kalıp
fırtına ne kadar şiddetli ise, o kadar çabuk diner
Zor bir durum ne kadar yoğun olursa olsun, çabuk geçeceğini hatırlatarak sabır ve sebat etmeyi teşvik eder.
"Intense situations end quickly — the sharper the storm, the sooner it is over."Yoğun sorunlar çabuk biter — fırtına ne kadar şiddetli ise, o kadar çabuk diner.
haste trips over its own heels/hˈeɪst tɹˈɪps ˌoʊvɚɹ ɪts ˈoʊn hˈiːlz/kalıp
acele kendi topuğuna takılır
Planlama ve düşünmeden aceleyle bir işe girişmenin daha fazla zarar getireceğini, sabırlı ve düşünceli olmanın daha iyi olduğunu anlatır.
"Rushing leads to mistakes — haste trips over its own heels."Acele hatalara yol açar — acele kendi topuğuna takılır.
Planlamadan, düşünmeden hızlı bir şekilde yükselmeye çalışanların aniden gerileyeceğini, beklenmedik sorunlarla karşılaşacağını ifade eder.
"Those who rise too fast fall hard — hasty climbers have sudden falls."Çok hızlı yükselenler çabuk düşer — aceleci tırmanıcılar ani düşüş yaşar.
haste makes waste (, and waste makes want|)/hˈeɪst mˌeɪks wˈeɪst ænd wˈeɪst mˌeɪks wˈɑːnt/kalıp
aceleciliğin israfı doğurur
Düşünmeden ya da aceleyle hareket etmenin, kaynakların ya da fırsatların boşa harcanmasına ve sonrasında ihtiyaç doğmasına yol açacağını anlatan bir atasözü.
"He rushed the report and made many errors — haste makes waste."Raporu aceleyle hazırladı ve birçok hata yaptı — aceleciliğin israfı doğurur.
more haste, less speed/mˈoːɹ hˈeɪst lˈɛs spˈiːd/kalıp
acele çok, hız az
Bir şeyi çok hızlı veya yeterli özen göstermeden yapmaya çalışmanın hatalara yol açabileceğini ve nihayetinde göreve daha fazla sabır ve ayrıntılara dikkatle yaklaşmaktan daha uzun sürebileceğini öne sürmek için kullanılır.
"Going too fast produces worse results — more haste, less speed."Çok hızlı gitmek daha kötü sonuçlar doğurur — acele çok, hız az.
Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren