altını çizmek, haksızlık yapmak
birinin zayıf yönlerinden haksız bir şekilde yararlanmak
"His insult was below the belt."Onun aşağılayıcı yorumu altını çizmekti.
Street Talk 1 Kelime Listesi listesindeki "A Closer Look: Ders 6" ile ilgili 30 İngilizce kelimeyi telaffuzu, örnek cümlesi ve Türkçe anlamıyla birlikte öğren.
altını çizmek, haksızlık yapmak
birinin zayıf yönlerinden haksız bir şekilde yararlanmak
"His insult was below the belt."Onun aşağılayıcı yorumu altını çizmekti.
kötü bir ruh halinde olmak
üzgün, sinirli ya da keyifsiz hissetmek
"My father is in a bad mood today."Babam bugün kötü bir ruh halinde.
kaçakçılık yapmak
Uyuşturucu, alkol veya sahte ürünler gibi yasa dışı ürünleri satmak veya dağıtmak
"They bootleg movies and sell them cheaply."Filmleri kaçakçılık yaparak ucuza satıyorlardı.
korkudan titremek
aşırı korkuya karşı istemsiz olarak titremek
"The big dog made the mailman shake in his boots."Büyük köpek postacıyı korkudan titretmişti.
mavi yakalı
El işi ya da beceri gerektiren mesleklerde çalışan işçi sınıfı çalışanları tanımlayan terim.
"My father has a blue-collar job."Babam mavi yakalı bir işte çalışıyor.
çok sinirli olmak
aşırı öfkeli ya da kızgın olmak
"He gets hot under the collar when people are late."İnsanlar geç kaldığında o çok sinirlenir.
hazırlıksızca
herhangi bir hazırlık ya da plan olmadan
"He gave a funny speech off the cuff."O, hazırlıksızca komik bir konuşma yaptı.
nazikçe, özenle davranmak
birine ya da bir şeye karşı özellikle dikkatli, nazik ve düşünceli olmak
"You have to treat her with kid gloves, she is sensitive."Onunla nazikçe davranmalısın, o hassas.
başınız sağ olsun / takdirlerimi sunarım
yapılan bir iş için övgü ya da saygı göstermek amacıyla söylenen söz
"Hats off to you!"Başınız sağ olsun! Harika bir iş çıkardınız.
gizli tutmak
bir sırrı başkalarına söylememek
"Please keep it under your hat."Lütfen bunu gizli tut.
eski moda, demode
çok kez kullanılmış ya da uzun süredir var olan, artık yeni olmayan şeyleri tanımlamak için kullanılır
"That idea is old hat."Bu teknoloji artık eski moda.
birden çok rol üstlenmek
aynı anda farklı görev, pozisyon ya da işleri yapmak
"She wears many different hats daily."O, her gün birçok farklı rol üstleniyor.
sabırsız, heyecanlı olmak
çok sinirli ya da heyecanlı olduğu için sakin kalmakta zorlanmak
"The kids had ants in pants."Çocukların sabırsızlığı vardı.
kırmızıya yakalanmak
beklenmedik bir anda utandırıcı bir durumla karşılaşmak ya da ortaya çıkarmak
"The reporter caught him with his pants down."Denetim şirketi kırmızıya yakaladı.
büyüleyici bir izlenim bırakmak
ilk karşılaşmada bir kişiyi çok etkileyerek ona karşı büyük bir ilgi uyandırmak
"She charmed the pants off him."O, onu büyüleyici bir izlenim bıraktı.
sezgisel olarak, içgüdüyle
gerekli bilgi ya da araçlar olmadan sadece sezgi ya da kişisel yargıya dayanarak bir işi yapmak
"He managed it by the seat of his pants."Uçağı sezgisel olarak uçurdu.
tamamen dava etmek
birine karşı o kadar büyük bir maddi tazminat talep ederek dava açmak ki, karşı tarafın hiçbir şeyi kalmaz
"They will sue the pants off him."Pencereyi kırarsan seni tamamen dava edeceğim.
kararları elinde tutmak
bir ilişkide ya da ailede en önemli kararları veren, tam kontrol sahibi olan kişi olmak
"She wears the pants here."Burada kararları elinde tutan o.
kıyafeti bile vermek
birine yardım ederken kendi ihtiyaçlarını bile feda etmeye hazır olmak
"He gives shirt off his back."Sana kıyafeti bile verir.
sabırlı ol, sakin kal
birine acele etmemesini, öfkelenmeden önce düşünmesini söylemek için kullanılan ifade
"Keep your pants on, please."Sakin ol — yemek yakında hazır olacak.
parayı kaybetmek, bütün parasını kaybetmek
riskli bir bahis ya da yatırımdan dolayı büyük bir miktar para kaybetmek
"He lost his shirt gambling."Yanlış atağa bahis yaparak parasını kaybetti.
kibirli bürokrat
kendisini başkalarından üstün gören, çok resmi ve eski moda davranan kişi
"The manager is a stuffed shirt who never cracks a joke."Müdür kibirli bir bürokrat, hiç şaka yapmaz.
uyarsa, kabul et
eğer bir tanım birine tam olarak uyuyorsa, bunu doğru kabul etmesi gerektiğini ima eden ifade
"If the shoe fits, wear it, he is talking to you."Eğer uyuyorsa, giy; bu seninle ilgili.
gizli bir kozunu saklamak
İhtiyaç duyulduğunda stratejik olarak kullanılabilecek gizli bir kaynak, plan ya da avantajın bulunması.
"He has something up his sleeve."Onun bir kozunu sakladığını biliyorum.
çorapları uçurmak
Birini çok etkileyip hayran bırakmak.
"The magic show will knock your socks off."Sihir gösterisi çoraplarınızı uçuracak.
susmak
Sesini kısması ya da konuşmayı bırakması için birine söylenir; özellikle gürültülü ya da rahatsız edici olduğunda kullanılır.
"Please put a sock in it, I am trying to sleep."Lütfen sus, uyumaya çalışıyorum.
vurmak
Bir kemer veya benzeri bir nesneyle kuvvetlice veya hızla vurmak.
"He belted the wall."Duvara vurdu.
başlatmak
(bir bilgisayar ya da elektronik cihazın) işletim sistemini belleğe yükleyerek kullanıma hazır hâle getirmek
"Boot up your computer now."Bilgisayarını şimdi başlat.
askeri eğitim kampı
askeri yeni alımları eğitmek amacıyla kurulan kamp
"The soldiers went to boot camp."Yeni alım askerlik kampında zorlanıyor.
tam bir iyi çocuk
Her zaman doğru davranış sergilediğini ve iyi bir insan olduğunu başkalarına göstermek için çaba harcayan kişi.
"My sister is such a goody two shoes."Kız kardeşim tam bir iyi çocuk.
Bu listedeki 30 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla