ekmeğini elinden almak
İnsanları en temel geçim kaynaklarından mahrum bırakmak, özellikle haksız yöntemlerle.
"The new law took our bread."Yeni yasa ekmeğimizi elimizden aldı.
Sert ve Katı Muamele konusundaki 9 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
ekmeğini elinden almak
İnsanları en temel geçim kaynaklarından mahrum bırakmak, özellikle haksız yöntemlerle.
"The new law took our bread."Yeni yasa ekmeğimizi elimizden aldı.
yaraya tuz basmak
Birinin içinde bulunduğu zor veya acı verici durumu daha da kötüleştirmek.
"Don't rub salt into wound."Yaraya tuz basma.
sert pazarlık yapmak
pazarlıkta katı ve akıllı davranarak, kendine avantajlı koşullar elde etmeye çalışmak
"She drives a hard bargain."O, sert pazarlık yapıyor.
demir yumruk
zor, acımasız ve sınırsız bir yönetim tarzı
"She ruled with iron fist."Diktatör demir yumrukla yönetiyordu.
cehenneme sürüklemek
birine büyük zorluklar yaşatmak
"The exams put me through hell."Beni cehenneme sürüklediler.
bıçağı saplamak
Birinin zaten çektiği acıyı kasıtlı olarak artırmak.
"Don't twist the knife."Bıçağı saplama.
ağır el
aşırı güç, kontrol ya da otorite kullanımı; sert ve baskıcı tutum
"The teacher used heavy hand."Müdür ağır el kullandı.
kadife eldiven içinde demir yumruk
dışarıdan nazik ve kibar görünse de, eylemlerinde kararlı ve acımasız olan kişi
"She has an iron hand in velvet glove."Kadife eldiven içinde demir yumrukla yönetiyor.
tarzını kısıtlamak
birinin özgür, yaratıcı ya da alışılmış şekilde davranmasını engellemek
"Rules cramp my style."Kurallar tarzımı kısıtlıyor.
Bu listedeki 9 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla