Saldırgan Davranış: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Saldırgan Davranış konusundaki 15 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

15 kelime Davranış İle İlgili İngilizce Deyimler
to [eat] dirt /ˈiːt dˈɜːt/ ifade

sözünü yutmak

daha önce söylediklerinden pişman olmak veya kötü hissetmek

"He had to eat dirt."Sözünü yutmak zorunda kaldı.

to [look] down {one's} nose at {sb/sth} /lˈʊk dˌaʊn wˈʌnz nˈoʊz æt ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

küçümsemek

Bir kişi ya da şeyi önemsiz ve saygıyı hak etmeyen olarak görmek.

"She looks down at me."Bana küçümseyerek bakıyor.

near the knuckle /nˌɪɹ ðə nˈʌkəl/ ifade

sınırda olmak

(Şaka, söz vb.) insanların hoşgörebileceği ya da kabul edebileceği sınırların çok yakınında, özellikle hakaret içeren ya da cinsel ima taşıyan.

"His joke was a bit near the knuckle."Şakası sınırda kalmıştı.

to [air] {one's} lungs /ˈɛɹ wˈʌnz lˈʌŋz/ ifade

boşaltmak

Kaba veya cinsel olarak saldırgan bir şekilde konuşmak.

"He aired his lungs loudly."Ciğerlerini yüksek sesle boşalttı.

to [give] {sb} (some|any) lip /ɡˈɪv ˌɛsbˈiː sˌʌm ˌɛni lˈɪp/ ifade

laf yetiştirmek

Bir kişiye kaba ve saygısız bir şekilde konuşmak.

"Do not give me any lip, young lady."Bana laf yetiştirme, genç hanım.

close to home /klˈoʊs tə hˈoʊm/ ifade

derinden etkilemek

Birinin kişisel deneyimleri, duyguları veya inançlarıyla derinden rezonansa girmek.

"Her comments about laziness hit close to home."Tembellik hakkındaki yorumları derinden etkiledi.

to [hang] a BA /hˈæŋ ɐ bˌiːˈeɪ/ ifade

arkasını göstermek

Bir kişiye çıplak arkasını göstererek küçümseme veya saygısızlık ifade etmek.

"He will hang a BA."Arkası dönecek.

to [give|flip] {sb} the finger /ɡˈɪv ɔːɹ flˈɪp ˌɛsbˈiː ðə fˈɪŋɡɚ/ ifade

orta parmağını göstermek

Birine hakaret amacıyla orta parmağını kaldırmak.

"He gave her the finger yesterday."Dün ona orta parmağını gösterdi.

to [have] (a|some) nerve /hæv ɐ sˌʌm nˈɜːv/ ifade

yüzsüzlük etmek

Uygunsuz, kaba veya aşırı cesur bir tavır sergilemek.

"You have some nerve talking to me like that."Bana öyle konuşmaya yüzsüzlük ediyorsun.

to [take] {one's} name in vain /tˈeɪk ɪn vˈeɪn/ ifade

adını boş yere anmak

Birine saygısızca, değersiz bir şekilde bahsetmek.

"Don't take God's name in vain."Tanrı'nın adını boş yere anma.

close to the bone /klˈoʊs tə ðə bˈoʊn/ ifade

kemiklere dokunmak

(Şaka, hikâye, söz vb.) hassas ya da tartışmalı konulara değinmek, dinleyeni rahatsız edebilecek.

"His criticism was a bit close to the bone."Eleştirisi biraz kemiklere dokunuyordu.

no-go area /nˈoʊɡˌoʊ ˈɛɹiə/ isim

yasak bölge

Konuşulmaması gereken çok özel ya da müstehcen konu.

"Politics is a no-go area."Bodrum katı yasak bölge.

to [give] {sb} the bird /ɡˈɪv ˌɛsbˈiː ðə bˈɜːd/ ifade

parmak kaldırmak

Birine karşı güçlü bir hoşnutsuzluk, öfke ya da saygısızlık göstergesi olarak orta parmağı yukarı kaldırarak hakaret içeren el işareti yapmak.

"He gave the driver the bird."Kalabalık kötü oyuncuya parmak kaldırdı.

eat dirt /it dərt/ ifade

hakaretleri yutmak

Özellikle hiç şikayet etmeden hakaretler veya kötü muamele görmek.

"He ate dirt."Hakaretleri yuttu.

give somebody the bird /gɪv ˈsəmˌbɑdi ðə bərd/ ifade

kuş vermek

Birine gülmek veya hakaret bağırmak.

"They gave him the bird."Ona kuş verdiler.

Bu listedeki 15 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Davranış İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular