Doğaçlama ve Uzlaşma: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Doğaçlama ve Uzlaşma konusundaki 22 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

22 kelime Davranış İle İlgili İngilizce Deyimler
to [cross] that bridge when {sb} [come|get] to it /kɹˈɔs ðæt bɹˈɪdʒ wɛn ˌɛsbˈiː kˈʌm ɡˈɛt tʊ ɪt/ ifade

köprüyü geldiğinde geçmek

Bir sorunu önceden düşünmek yerine, ortaya çıktığında o an çözmek gerektiğini ifade eder.

"Cross bridge later."Köprüyü sonra geçeriz.

to [take] {sth} as it comes /tˈeɪk ˌɛstˌiːˈeɪtʃ æz ɪt kˈʌmz/ ifade

olduğu gibi kabul etmek

Olayları önceden planlamak yerine, ortaya çıktıkça onlarla başa çıkmak.

"Just take it as comes."Sadece olduğu gibi kabul et.

to [let] it roll /lˈɛt ɪt ɹˈoʊl/ ifade

akışına bırakmak

Aşırı müdahale etmeden, doğal bir şekilde gelişmesine izin vermek; sonuca karşı rahat ve kabullenici bir tutum sergilemek.

"I decided to just let it roll."Sadece akışına bırakmaya karar verdim.

happy medium /hˈæpi mˈiːdiəm/ ifade

mutlu orta nokta

İki zıt ve aşırı seçeneğin arasında kalan, dengeli bir durum ya da yöntem.

"We need to find a happy medium."Mutlu bir orta nokta bulmamız gerekiyor.

balancing act /bˈælənsɪŋ ˈækt/ isim

denge oyunu

Birden çok faktör, sorumluluk vb. aynı anda yönetilmesi gereken durum.

"Juggling work and family is a balancing act."İş ve aileyi dengelemek bir denge oyunudur.

by the seat of {one's} pants /baɪ ðə sˈiːt ʌv wˈʌnz pˈænts/ ifade

sezgisel olarak, içgüdüyle

gerekli bilgi ya da araçlar olmadan sadece sezgi ya da kişisel yargıya dayanarak bir işi yapmak

"He managed it by the seat of his pants."Uçağı sezgisel olarak uçurdu.

to [follow] {one's} nose /fˈɑːloʊ wˈʌnz nˈoʊz/ ifade

kokusunu takip etmek

Kurallardan ya da başkalarının söylediklerinden ziyade sezgiye göre hareket etmek

"Just follow your nose to the bakery."Fırına doğru kokusunu takip et.

to [meet] {sb} halfway /mˈiːt ˌɛsbˈiː hˈæfweɪ/ ifade

ortaya doğru uzatmak

karşı tarafın isteklerinden bir kısmını kabul ederken, kendi isteklerinden de bir kısmını kabul ederek bir anlaşmaya varmak

"We will meet halfway."Fiyatta sana bir miktar taviz veririm.

off the cuff /ˈɔf ðə kˈʌf/ ifade

hazırlıksızca

herhangi bir hazırlık ya da plan olmadan

"He gave a funny speech off the cuff."O, hazırlıksızca komik bir konuşma yaptı.

off the top of {one's} head /ˈɔf ðə tˈɑːp ʌv wˈʌnz hˈɛd/ ifade

aklımın ucundan

Düşünmek ya da detaylı değerlendirme yapmadan, hafızadan anında söylenmesi.

"Off the top of my head, I think it is 50 dollars."Aklımın ucundan, bence 50 dolar.

to [pluck] {sth} (out of|from) (the|thin) air /plˈʌk ˌɛstˌiːˈeɪtʃ ˌaʊɾəv ɔːɹ fɹʌmðɪ ɔːɹ θˈɪn ˈɛɹ/ ifade

{bir şeyi} havadan kapmak

Genellikle bir şeye yanıt olarak, düşünmeden hızlıca bir şey söylemek.

"Pluck answer from air."Cevabı havadan kap.

(give|cut) {sb} a break /ɡˈɪv ɔːɹ kˈʌt ˌɛsbˈiː ɐ bɹˈeɪk/ kalıp

rahat bırakmak

Birine karşı sert veya katı davranmayı bırakmak.

"Give him a break, please."Lütfen ona rahat bırak.

to [give] {sb} a (free|) pass /ɡˈɪv ˌɛsbˈiː ɐ fɹˈiː pˈæs/ ifade

serbest geçiş vermek

Birinin uygunsuz ya da kaba davranışı için onu cezalandırmamak ya da eleştirmemek.

"Give him a free pass."Ona serbest geçiş ver.

to [go] easy on {sb} /ɡˌoʊ ˈiːzi ˌɑːn ˌɛsbˈiː/ ifade

hafif davranmak

birine daha nazik ve hoşgörülü davranmak, sert ya da katı olmamak

"Please go easy on him."Lütfen ona hafif davran.

to [cut|give] {sb} some slack /kˈʌt ɡˈɪv ˌɛsbˈiː sˌʌm slˈæk/ ifade

biraz hoşgörü göstermek

Birine karşı çok katı, sert ya da eleştirel olmamak.

"Cut him some slack now."Şimdi ona biraz hoşgörü göster.

to [take] the easy way out /tˈeɪk ðɪ ˈiːzi wˈeɪ ˈaʊt/ ifade

kolay yolu seçmek

Bir durumu ya da sorunu, doğru ya da onurlu olmaktan ziyade en kolay şekilde çözmek.

"He took the easy way out and quit."Kolay yolu seçti ve istifa etti.

to [think] on {one's} feet /θˈɪŋk ˌɑːn wˈʌnz fˈiːt/ ifade

ayakları üzerinde düşünmek

Önceden düşünmeden, hızlıca düşünmek ve tepki vermek.

"She thinks on her feet well."O, ayakları üzerinde düşünmede iyi.

to [play] {sth} by ear /plˈeɪ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ baɪ ˈɪɹ/ ifade

kulaktan kulağa karar vermek

Önceden plan yapmadan, durumun gelişimine göre kararlar almak ya da hareket etmek.

"Let's play it by ear today."Bugün kulaktan kulağa karar verelim.

to [be] all things to all (people|men) /biː ˈɔːl θˈɪŋz tʊ ˈɔːl pˈiːpəl ɔːɹ mˈɛn/ ifade

herkese her şeyi olmak

İnsanları memnun etmek için tutum ve görüşleri sürekli değiştirmek.

"You cannot be all things to all people."Herkese her şeyi olamazsın.

followone'snose /followone'snose*/ ifade

kendi içgüdüsünü takip etmek

kuralları veya başkalarının söylediklerini dinlemek yerine sezgilerini takip etmek

"I will follow my nose."Kendi içgüdümü takip edeceğim.

halfway house /ˈhæfˈweɪ haʊs/ isim

ara çözüm

iki ayrı şeyin farklı niteliklerinin bir karışımına sahip bir şey

"It's a halfway house."Bu bir ara çözüm.

free ride /fɹˈiː ɹˈaɪd/ isim

bedava yolculuk

Kişinin eylemlerinin sonuçlarını üstlenmek zorunda kalmadığı, rahat bir muamele.

"He expects a free ride."Bedava bir yolculuk bekliyor.

Bu listedeki 22 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Davranış İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular