morarma
Altındaki damarların yırtılmasını içeren bir darbe sonucu oluşan, ciltte koyu bir leke olarak görünen bir yaralanma.
"She has a bruise on her leg."Bacağında bir morarma var.
Yaralanma Türleri konusundaki 21 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
morarma
Altındaki damarların yırtılmasını içeren bir darbe sonucu oluşan, ciltte koyu bir leke olarak görünen bir yaralanma.
"She has a bruise on her leg."Bacağında bir morarma var.
yaralanma
Vücutta meydana gelen, özellikle cildi veya eti ciddi şekilde zedeleyen bir hasar.
"He has a deep wound."Derin bir yarası var.
çizik
Üst deri tabakasının sürtünme ya da kazıma sonucu zarar görmesiyle oluşan hafif yaralanma.
"She has a scrape on her knee."Dizinde bir çizik var.
burkulma
Eklem ya da kemiğin aniden bükülmesiyle oluşan ağrılı yaralanma, özellikle bilek ya da ayak bileği için.
"The sprain keeps him off the field."Burkulma onu sahadan uzak tuttu.
kırık
kemik ya da benzeri sert bir yapının çatlaması ya da kırılması
"The fracture healed slowly"Kırık yavaş yavaş iyileşti.
stres kırığı
Tekrarlayan zorlanma ya da aşırı kullanım sonucu kemiğin küçük bir çatlağı.
"The runner suffers a stress fracture."Koşucu bir stres kırığı yaşadı.
açık kırık
Kemik parçalarının deri üzerinden dışarı çıkmasıyla oluşan kırık.
"The compound fracture requires surgery."Açık kırık ameliyat gerektirir.
lezyon
Canlı dokuda, çoğunlukla deride kesik, kırık veya travma içeren bir yaralanma veya yara.
"The scan showed a small lesion on the patient's liver."Tarama, hastanın karaciğerinde küçük bir lezyon olduğunu gösterdi.
birinci derece yanık
Sadece cildin dış tabakasını etkileyen hafif yanık.
"The first-degree burn reddens his skin."Birinci derece yanık cildini kızarttı.
ikinci derece yanık
Cildin ilk iki tabakasını etkileyen, kızarıklık, kabarcık ve şişlikle birlikte şiddetli ağrı veren yanık.
"The second-degree burn forms painful blisters."İkinci derece yanık ağrılı kabarcıklar oluşturur.
üçüncü derece yanık
Epidermis ve dermisi tamamen yok eden, ısı, radyasyon ya da kimyasallar sonucu ortaya çıkan derin ve şiddetli yanık.
"The third-degree burn destroys skin layers."Üçüncü derece yanık cilt katmanlarını yok eder.
topallama
Ağrı, sertlik ya da bacak/ayak problemleri nedeniyle zor yürümeyi ya da belirgin bir topallamayı ifade eder.
"His hobble shows his ankle hurts."Topallaması ayak bileğinin ağrıdığını gösteriyor.
kabuk
İyileşmekte olan yaranın üzerini koruyan, kuruyan ve sertleşen tabaka.
"The scab itches as it heals."Kabuk iyileşirken kaşınıyor.
yanık
Sıcak sıvı veya buharla temas sonucu oluşan yanık veya yaralanma.
"The scald leaves a red mark."Yanık kırmızı bir iz bırakır.
skar
yaranın ya da kesik bölgesinin iyileşmesi sonrasında deride kalan iz
"The scar remains visible"Skar hâlâ gözle görülür.
iğneleme
Bazı böceklerin zehir enjekte etmek için kullandığı sivri organla verilen acı verici batma hissi.
"The bee sting hurts terribly."Arı iğnesi çok acı veriyor.
sarsıntı
Kafaya alınan sert bir darbe sonucu geçici bilinç kaybı
"The athlete suffered concussion after the hard collision"Sporcu sert çarpışmadan sonra sarsıntı geçirdi.
kontüzyon
cildi delmeden, kör darbeyle oluşan morluk
"The doctor checks the deep contusion."Doktor derin kontüzyonu inceliyor.
whiplash yaralanması
boynun aniden ve şiddetle ileri-geri bükülmesiyle oluşan boyun yaralanması
"The car crash gives him whiplash injury."Araba çarpması ona whiplash yaralanması verdi.
karnabahar kulağı
özellikle güreş ve boks gibi temas sporlarında tekrarlanan darbeler sonucu dış kulağın şekil bozukluğu
"The wrestler has a cauliflower ear."Güreşçi karnabahar kulağına sahip.
ülser
Deride kanama yapabilen ve hatta zararlı bir madde üretebilen bir lezyon veya yara.
"The doctor treated the painful ulcer in his stomach."Doktor onun midesindeki ağrılı ülseri tedavi etti.
Bu listedeki 21 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla