Ağrıyı ve Yaralanmayı Tanımlama: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Ağrıyı ve Yaralanmayı Tanımlama konusundaki 25 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

25 kelime Sağlık İle İlgili İngilizce Kelimeler
achy /ˈeɪki/ sıfat

ağrılı

Vücudun bir bölgesinde sürekli ama hafif bir fiziksel ağrı hissetmek

"My legs feel achy."Kaslarım ağrılı.

agonizing /ˈæɡənaɪzɪŋ/ sıfat

acı verici

Çok büyük zorluk, ağrı, sıkıntı ya da rahatsızlık veren

"The pain was agonizing."Ağrı çok acı vericiydi.

crippling /ˈkɹɪpəɫɪŋ/, /ˈkɹɪpɫɪŋ/ sıfat

felç edici

Şiddetli zarar ya da kısıtlama yaratan, normal işlevi zorlaştıran

"The injury was crippling."Borç felç edici.

excruciating /ɪksˈkɹuʃiˌeɪtɪŋ/ sıfat

dayanılmaz

Aşırı ağrı veya rahatsızlığa neden olan.

"The headache was excruciating."Baş ağrısı dayanılmazdı.

itchy /ˈɪtʃi/ sıfat

kaşıntılı

Ciltte rahatsız edici bir his yaratan, kişinin kaşımak istemesine neden olan

"The rash is itchy."Yün kazak kaşıntılı.

painfully /ˈpeɪnfəɫi/ zarf

acı verici bir şekilde

Fiziksel ya da duygusal acı yaratarak.

"He learned painfully."Acı verici bir şekilde öğrendi.

raging /ˈɹeɪdʒɪŋ/ sıfat

şiddetli

Son derece yoğun ve şiddetli.

"She has a raging cough."Şiddetli öksürüğü var.

sharp /ʃɑrp/ sıfat

şık

(bir kişinin tarzı veya giysileri için) süslü ve modaya uygun, genellikle sofistike ve zarif bir anlam taşıyan.

"His suit looks sharp."Takımı şık görünüyor.

agoraphobic /ˌæɡoːɹɐfˈoʊbɪk/ sıfat

agorafobik

panik ya da çaresizlik hissi uyandırabilecek durumlar ya da mekanlardan yoğun bir korku duymak

"He is agoraphobic."O agorafobiktir.

arthritic /ɑɹˈθɹɪtɪk/ sıfat

artritli

eklemlerde iltihap ve ağrı ile karakterize bir hastalığa ait

"Her hands are arthritic."Onun elleri artritlidir.

brain-dead /bɹˈeɪndˈɛd/ sıfat

beyinsiz

son derece akılsız, aptalca davranan ya da düşünme yetisi çok zayıf olan

"That idea is brain-dead."Hasta beyin ölümü geçirmiştir.

concussed /kənkˈʌst/ sıfat

sarsılmış

başına darbe, çarpma ya da sarsıntı sonrası geçici olarak sersemlemiş ya da baygın hâl

"The player is concussed."Oyuncu sarsılmıştır.

dyslexic /dɪˈsɫɛksɪk/ sıfat

disleksik

okuma, yazma ve heceleme becerilerini etkileyen bir öğrenme bozukluğuna sahip olmak

"He is dyslexic."O disleksiktir.

epileptic /ˌɛpəˈɫɛptɪk/ sıfat

epileptik

tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir sinir sistemi hastalığına bağlı olmak

"She is epileptic."O epileptiktir.

frostbitten /ˈfɹɔstˌbɪtən/ sıfat

donmuş

aşırı soğuk havaya maruz kalınca deri ve alt dokuların donması sonucu ortaya çıkan durum

"His toes are frostbitten."Onun ayak parmakları donmuş.

incontinent /ˌɪnˈkɑntənənt/ sıfat

inkontinanslı

bağırsak ya da mesane kontrolünün kaybı nedeniyle istem dışı sızıntıların görülmesi

"The elderly man is incontinent."Yaşlı adam inkontinanslıdır.

leprous /lˈɛpɹəs/ sıfat

cüzzamlı

cilt lezyonları ve sinir hasarı yapan kronik bulaşıcı bir hastalığa yakalanmış olmak

"The leprous man lived alone."Cüzzamlı adam yalnız yaşıyordu.

malnourished /mæɫˈnɝɪʃt/ sıfat

yetersiz beslenmiş

Uygun beslenme eksikliği nedeniyle genel sağlık açısından yeterli beslenememiş olması.

"The refugee is malnourished."Mülteci yetersiz beslenmiş.

rheumatic /ɹuˈmætɪk/ sıfat

romatizmal

Eklemlerde, kaslarda veya bağ dokularında iltihaplanma ve ağrıya neden olan durumlarla ilgili.

"She has rheumatic pain."Romatizmal ağrısı var.

sclerotic /skləɹˈɑːɾɪk/ sıfat

sklerotik

Doku ve organların anormal sertleşme ya da kalınlaşma durumunu gösteren.

"His arteries are sclerotic."Onun arterleri sklerotik.

ulcerated /ˈʌlsɚɹˌeɪɾᵻd/ sıfat

ülserli

Açık yaralar ya da ülserler bulunan, genellikle ağrılı bir durum.

"The wound is ulcerated."Yara ülserli.

vertiginous /vərˈtɪdʒɪnəs/ sıfat

baş dönmesi yaratan

Denge ya da iç kulak sorunlarıyla ilişkili, dönme hissi veren bir durum.

"The height is vertiginous."Yükseklik baş dönmesi yaratan.

banged up /bˈæŋɡd ˈʌp/ sıfat

yaralanmış

Kaza ya da çarpışma sonucu zarar görmüş, incinmiş.

"He got banged up in the accident."Kaza sırasında yaralanmış.

burnt /ˈbɝnt/ sıfat

yanmış

Aşırı ısıya maruz kalma ya da kimyasal etkiden dolayı zarar görmüş, yanık oluşmuş.

"The skin was burnt."Tost yanmış.

bruising /ˈbɹuzɪŋ/ sıfat

yaralayıcı

Fiziksel veya zihinsel zarar veya yaralanmaya neden olan.

"The words were bruising."Sözler yaralayıcıydı.

Bu listedeki 25 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Sağlık İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular