akne
Gençlerde sıkça görülen, yüzde ya da boyunda kırmızı nokta şeklinde döküntülerle kendini gösteren deri rahatsızlığı
"Acne is a skin condition."Ergenlik döneminde akne sorunu.
Cilt Hastalıkları ve Sorunları konusundaki 35 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
akne
Gençlerde sıkça görülen, yüzde ya da boyunda kırmızı nokta şeklinde döküntülerle kendini gösteren deri rahatsızlığı
"Acne is a skin condition."Ergenlik döneminde akne sorunu.
pemfigus
vücudun bağışıklık sisteminin sağlıklı hücrelere saldırmasıyla deri ve ağız içinde ağrılı kabarcıkların oluştuğu nadir bir hastalık
"Pemphigus causes painful skin blisters."Pemfigus ağrılı deri kabarcıklarına neden olur.
alopecia areata
bağışıklık sisteminin saç köklerine saldırmasıyla kafa derisi veya vücudun diğer bölgelerinde ani, belirgin saç dökülmesi oluşan otoimmün durum
"Alopecia areata causes patchy hair loss."Alopecia areata, yamalı saç dökülmesine neden olur.
psoriasis
deri hücrelerinin aşırı hızlı üremesiyle kalın, kırmızı ve pul pul lezyonların oluştuğu kronik bir deri hastalığı
"Psoriasis leads to thick scaly skin patches."Psoriasis kalın pul pul deri lezyonlarına yol açar.
atopik dermatit
çoğunlukla çocuklukta başlayan, kırmızı ve kaşıntılı döküntülere neden olan kronik bir deri rahatsızlığı
"Atopic dermatitis makes his skin very itchy."Atopik dermatit onun cildini çok kaşıntılı hâle getiriyor.
raynaud fenomeni
parmak ve ayak parmaklarındaki kan damarlarının geçici daralmasıyla kan akışının azalması ve renk değişikliklerine yol açan durum
"Raynaud's phenomenon turns her fingers white."Raynaud fenomeni parmaklarını beyaza çeviriyor.
kurdeşen
alerji, stres gibi faktörlerin tetiklemesiyle ortaya çıkan, kaşıntılı ve kabarık deri döküntüleri
"Hives appear after eating shellfish."Kabuklu deniz ürünleri yedikten sonra kurdeşen çıktı.
epidermoliz bullosa
derinin kolayca kabarcıklaşması ve kırılganlaşmasıyla karakterize genetik bir deri hastalığı
"Epidermolysis bullosa makes skin extremely fragile."Epidermoliz bullosa deriyi aşırı kırılgan hâle getirir.
rozase
kızarıklık, şişlik ve akneye benzer küçük kabarcıklar oluşturan kronik bir deri hastalığı
"Rosacea causes facial redness and bumps."Rozase, yüzde kızarıklık ve kabarcıklara neden olur.
hidradenit süpürativa
derinin ter bezlerinde ağrılı, iltihaplı nodüller ve apseler oluşturan kronik bir deri hastalığı
"Hidradenitis suppurativa causes painful boils."Hidradenit süpürativa, ağrılı kistlere yol açar.
skleroderma
deri ve dokuların sertleşmesine, ayrıca iç organları etkileyebilen nadir bir otoimmün hastalık
"Scleroderma hardens the skin and connective tissues."Skleroderma, deri ve bağ dokularını sertleştirir.
vitiligo
melanositlerin yok olması sonucu pigment kaybı ile ciltte beyaz lekeler oluşan bir deri hastalığı
"Vitiligo causes white patches on skin."Vitiligo, ciltte beyaz lekeler oluşturur.
iktoz
balık pullarına benzer kalın, kuru ve pullu bir cilt oluşumuna yol açan genetik bir deri hastalığı
"Ichthyosis gives the skin a scaly appearance."İktoz, cilde pullu bir görünüm verir.
pakoonik konjenita
tırnakları etkileyen, kalınlaşmış ve anormal şekilli tırnakların yanı sıra diğer deri ve ağız anormalliklerine yol açan nadir bir genetik bozukluk
"Pachyonychia congenita causes thick nails."Pakoonik konjenita, kalın tırnaklara neden olur.
soğuk yara
herpes simplex virüsü nedeniyle genellikle dudak çevresinde ortaya çıkan küçük, ağrılı kabarcık
"A cold sore appears on his lip."Dudaklarında bir soğuk yara belirdi.
su toplama kabarcığı
sürekli sürtünme veya yanık sonucu ciltte sıvı dolu şişmiş bir alan
"A blister formed on skin."Yeni ayakkabılarım topuğumda çok ağrılı bir su toplama kabarcığı oluşturdu.
aktinik keratoz
aşırı güneş ışığına maruz kalma sonucu ortaya çıkan, pürüzlü ve pullu bir deri lezyonu; kansere dönüşme riski vardır
"Actinic keratosis is a rough scaly patch."Aktinik keratoz, pürüzlü ve pullu bir lezyondur.
karbunkül
bakteriyel enfeksiyon sonucu deride birbirine bağlanmış ağrılı ve şiş bir grup iltihaplı kist
"The carbuncle is a painful cluster of boils."Karbunkül, ağrılı bir kist topluluğudur.
egzama
cildin kuruması, kızarması, kaşıntılı ve kabarık hâle gelmesine neden olan çok yaygın bir deri rahatsızlığı
"The eczema on her hands was red"Ellerindeki egzama kırmızıydı.
donma yarası
aşırı soğuğa maruz kalmak sonucunda burun, ayak parmakları, el parmakları gibi bölgelerin donmasına yol açan ciddi bir yaralanma
"The climber got frostbite on his fingers in the extreme cold."Dağcı aşırı soğukta parmaklarında donma yarası oluştu.
selülit
deri bütünlüğünün bozulmasıyla ortaya çıkan, kızarıklık, şişlik ve hassasiyetle seyreden bakteriyel deri enfeksiyonu
"Cellulitis causes skin redness and swelling."Selülit, deri kızarıklığı ve şişliğine neden olur.
lupus
İltihap ve eklem ağrısı, deri döküntüsü gibi çeşitli bulgulara yol açan kronik bir otoimmün hastalık.
"Lupus affects many different body systems."Lupus, birçok farklı vücut sistemini etkiler.
melazma
Hormonal değişiklikler ya da güneş ışığına maruz kalma nedeniyle yüzde kahverengi ya da gri‑kahverengi lekeler oluşan bir deri rahatsızlığı.
"Melasma causes dark patches on the face."Melazma, yüzde koyu lekeler oluşturur.
temas dermatiti
Tahriş edici ya da alerjen maddelerle temas sonucu kızarıklık, kaşıntı ve bazen kabarcıklarla kendini gösteren deri iltihabı.
"Contact dermatitis flares after touching poison ivy."Temas dermatiti, zehirli sarmaşıkla temas ettikten sonra alevlenir.
siğil
Virüs kaynaklı, genellikle sert ve küçük bir deri yükselmesi.
"The wart on his finger spreads."Parmağındaki siğil yayılıyor.
seboreik egzama
Saç derisi ve yüzde kızarıklık, kaşıntı ve pul pul döküntülere yol açan uzun süreli bir deri hastalığı.
"Seborrheic eczema affects his scalp."Seboreik egzama, onun saç derisini etkiliyor.
keratoz pilaris
Kollar, uyluklar, yanaklar ya da kalça bölgesinde küçük, pürüzlü yumruçuklar meydana getiren bir deri rahatsızlığı.
"Keratosis pilaris causes small rough bumps."Keratoz pilaris, küçük pürüzlü yumruçuklara neden olur.
kırmızı deri mantarı
Dolaşık, kırmızı ve kaşıntılı, kenarı yükselmiş dairesel döküntülerle kendini gösteren bulaşıcı bir mantar enfeksiyonu.
"Ringworm creates a red circular rash."Kırmızı deri mantarı, dairesel kırmızı bir döküntü oluşturur.
impetigo
Kırmızı yaraların sarımsı‑kahverengi kabuklanmalara dönüşmesiyle seyreden bulaşıcı bir bakteriyel deri enfeksiyonu.
"Impetigo causes honey-colored crusted sores."Impetigo, bal rengi kabuklu yaralar oluşturur.
herpes
Herpes simpleks virüsü nedeniyle genital ya da oral bölgelerde ağrılı kabarcıklar oluşturan viral bir enfeksiyon.
"Herpes causes recurring blisters."Herpes, tekrarlayan kabarcıklara neden olur.
yatak yarası
Uzun süre aynı pozisyonda kalınması sonucu kemik çıkıntıları üzerindeki deri ve alttaki dokularda meydana gelen yaralanmalar.
"The immobile patient develops a bedsore."Hareket kabiliyeti kısıtlı hasta bir yatak yarası geliştirir.
köşegen dudak iltihabı
Ağız köşelerinde iltihap ve çatlaklarla kendini gösteren, genellikle enfeksiyon, kuruluk ve beslenme eksikliklerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir durum.
"Angular cheilitis cracks the corners of his mouth."Köşegen dudak iltihabı, onun ağzının köşelerinde çatlaklar oluşturdu.
dermatit
Kızarıklık, kaşıntı ve çeşitli cilt problemlerine neden olabilen, cildin iltihaplanması anlamına gelen genel bir terim.
"The lotion relieved her dermatitis symptoms quickly"Losyon, dermatit belirtilerini çabucak hafifletti.
ısırgan döküntüsü
Kaşıntılı, kabarık kabarcıklarla kendini gösteren, alerjik reaksiyon ya da diğer tetikleyiciler nedeniyle ortaya çıkan bir deri rahatsızlığı.
"Nettle rash appears after touching the plant."Isırgan döküntüsü, bitkiye dokunduktan sonra ortaya çıktı.
selülit
Vücudun belirli bölgelerinde yağ birikintileri ve bağ dokusunun etkisiyle derinin çukurcuklu ya da pütürlü görünmesi.
"She has cellulite on thighs."Kilo ya da kondisyon seviyesi ne olursa olsun birçok kadında selülit bulunur.
Bu listedeki 35 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla