Takı: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Takı konusundaki 24 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

24 kelime Giyim İle İlgili İngilizce Kelimeler
amulet /ˈæmjəɫət/ isim

muska

Taşıyanı zarar, tehlike ya da kötü etkilerden koruduğuna inanılan, genellikle takı şeklinde küçük nesne.

"He wears an amulet for protection."Korunmak için bir muska takar.

ankh /ˈænk/ isim

ankh

Üst kısmında halka bulunan haç benzeri nesne ya da tasarım; antik Mısır’da yaşamın simgesi olarak kabul edilir.

"The ankh symbolizes eternal life."Ankh, sonsuz yaşamı simgeler.

bangle /ˈbæŋɡəɫ/ isim

bilezik

Bileği çevreleyen, sert ve dairesel şekilli takı parçası.

"She wore a golden bangle during the ceremony"Tören sırasında altın bir bilezik taktı.

bauble /ˈbɔbəɫ/ isim

süs eşyası

Ucuz, gösterişli ve süs amaçlı kullanılan küçük takı ya da dekoratif parça.

"She hangs baubles on Christmas tree."Yılbaşı ağacına süs eşyaları asar.

bling /blˈɪŋ/ isim

parıltı

Dikkat çekmek amacıyla takılan gösterişli ve parlak takı ya da benzeri pahalı aksesuar.

"Her bling sparkles under lights."Parıltısı ışıklar altında pırıl pırıl parlıyor.

bracelet /ˈbreɪslɪt/ isim

bilezik

bilek veya kola takılan süs eşyası

"She wore a gold bracelet."Altın bir bilezik takıyordu.

brooch /ˈbɹoʊtʃ/, /ˈbɹutʃ/ isim

broş

genellikle metalden, değerli taş veya emaye ile süslenmiş, kıyafete menteşeli bir iğne ve mandal ile tutturulan süs eşyası

"The antique brooch was made of silver."Antika broş gümüşten yapılmıştı.

clasp /ˈkɫæsp/ isim

mandal

İki parçayı bir arada tutmak için kullanılan, tokma, kanca ya da klips gibi bir bağlama aparatı.

"The gold clasp is broken."Altın mandal kırılmış.

cufflink /kˈʌflɪŋk/ isim

manşet düğmesi

bir erkeğin gömlek manşetine takılan dekoratif düğmelerden her biri

"Gold cufflink worn."Altın manşet düğmesi takıldı.

earring /ˈɪrɪŋ/ isim

küpe

kulağa takılan takı

"She lost one earring."Bir küpesini kaybetti.

engagement ring /ɛnɡˈeɪdʒmənt ɹˈɪŋ/ isim

nişan yüzüğü

Evlenecekleri konusunda anlaşma sağlandıktan sonra birinin partnerine verdiği yüzük.

"The engagement ring is shining."Nişan yüzüğü parlıyor.

choker /tʃˈoʊkɚ/ isim

choker

Boyna sıkıca oturan, genellikle dar bir zincir ya da bant şeklinde takılan kolye.

"The velvet choker has a cameo."Kadife choker’da bir cameo bulunur.

nose ring /nˈoʊz ɹˈɪŋ/ isim

burun halkası

Kişinin burnuna süs olarak takılan ya da bir hayvanın burnuna yönlendirme amacıyla takılan halka.

"Her nose ring is small."Burun halkası küçüktür.

toe ring /toʊ ɹɪŋ/ isim

ayak parmağı halkası

Genellikle ikinci ya da üçüncü ayak parmağında takılan, takı ya da süs amaçlı kullanılan küçük halka.

"She wears a silver toe ring."Gümüş bir ayak parmağı halkası takar.

clip-on earring /klɪp ɑn ˈɪrɪŋz/ isim

klipsli küpe

Delik açmaya gerek kalmadan kulak memesine ya da kulağın diğer bölümlerine takılan küpe.

"She wore a clip-on earring."Klipsli bir küpe taktı.

karat /ˈkɛɹət/ isim

karat

altının saflığını ölçen bir birim; en saf altın 24 karattır

"24 karat gold."24 karat altın.

locket /ˈɫɑkɪt/ isim

madalya kolye

içine bir hatıra konulabilen, genellikle değerli metaldan yapılmış küçük süs kutusu; zincirle boyun etrafında takılır

"He gave a locket."Altın madalya kolye takıldı.

necklace /ˈnɛkləs/ isim

kolye

boyna takılan, zincir, boncuk dizisi vb. oluşan bir takı parçası

"She bought a pearl necklace."Bir inci kolye aldı.

trinket /ˈtɹɪŋkət/ isim

takı

Değeri çok yüksek olmayan, mücevher olarak takılan küçük, dekoratif bir nesne.

"She bought a trinket."Bir takı aldı.

jeweled headdress /dʒˈuːəld hˈɛddɹɛs/ isim

taşlı başlık

Kraliyet ya da tören anlamı taşıyan, süslü bir başlık.

"The queen wears jeweled headdress."Kraliçe taşlı bir başlık takar.

jeweler /ˈdʒuələr/ isim

kuyumcu

takı ve saat alıp satan, yapan, tamir eden kişi

"The jeweler fixed ring."Kuyumcu yüzüğü onardı.

jewelry store /dʒˈuːəlɹi stˈoːɹ/ isim

takı mağazası

Çeşitli takıların satıldığı perakende işletme.

"The jewelry store sells diamond rings."Takı mağazası elmas yüzükler satıyor.

pierced earring /pˈɪɹst ˈɪɹɪŋ/ isim

delikli küpe

Kulağa delik açılarak takılan, genellikle metal, plastik ya da diğer malzemelerden yapılan takı.

"She buys gold pierced earrings."Altın delikli küpeler alıyor.

jewelry maker /dʒˈuːəlɹi mˈeɪkɚ/ isim

takı tasarımcısı

Çeşitli malzeme ve teknikler kullanarak takı üreten, tasarlayan kişi ya da işletme.

"The jewelry maker works with silver."Takı tasarımcısı gümüşle çalışıyor.

Bu listedeki 24 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Giyim İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular