Ayakkabı: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Ayakkabı konusundaki 47 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

47 kelime Giyim İle İlgili İngilizce Kelimeler
moccasin /ˈmɑkəsɪn/ isim

mokasin

Topuk kısmı ayrı olmayan, tabanı ayak üstüne dikişle birleştirilmiş düz deri ayakkabı; aslen Yerli Amerikalılar tarafından giyilirdi.

"These are moccasins."O, deri mokasins giyiyor.

cowboy boot /kˈaʊbɔɪ bˈuːt/ isim

kovboy çizmeleri

Ucu sivri, topuğu yükseltilmiş ve baldır yüksekliğinde deri çizmeler; kökeni kovboyların giyimine dayanır.

"He wore cowboy boots."Onun kovboy çizmelerinde çiviler var.

Dr Martens /dˈɑːktɚ mˈɑːɹʔn̩z/ isim

dr Martens

(tescilli) Bağcıklı, baldır yüksekliğinde ve hava yastıklı tabana sahip, rahat ve dayanıklı bir bot modeli.

"She likes Dr Martens."Dr Martens botların tabanları kalındır.

loafer /ˈɫoʊfɝ/ isim

loafer

düşük topuklu, bağcık gerektirmeyen, deri yapıda düz ayakkabı

"He wears loafers."O loafers giyiyor.

slingback /slˈɪŋbæk/ isim

slingback

Arka kısmı açık ve ince bir kayışla bağlanan kadın ayakkabısı.

"She bought slingbacks."Slingback ayakkabılar bir kayışa sahiptir.

sneaker /ˈsnikɝ/ isim

spor ayakkabısı

Kauçuk tabanlı, hafif ve yumuşak bir ayakkabı; spor ya da günlük kullanım için tercih edilir.

"He tied the laces on his sneaker and went for a run."Spor ayakkabısının bağcıklarını bağladı ve koşuya çıktı.

brogue /bɹˈoʊɡ/ isim

brogue ayakkabı

Dekoratif desenlere ve çivili tabana sahip ağır deri ayakkabı.

"He likes brogues."Brogue ayakkabıları sever.

roller skate /ɹˈoʊlɚ skˈeɪt/ isim

roller paten

alt kısmına bir dizi küçük tekerlek takılmış, paten yapmak için kullanılan ayakkabı

"He has roller skates."Roller patenin dört tekerleği vardır.

sandal /ˈsændəl/ isim

sandalet

Kayışlarla ayağa bağlanan, açık tabanlı, özellikle sıcak havalarda giyilen ayakkabı.

"The sandal is open."Sandalet açık.

high heels /hˈaɪ hˈiːlz/ isim

topuklu ayakkabı

Genellikle kadınların giydiği, yüksek ve ince topuklu ayakkabılar.

"She wore high heels to the wedding."Düğüne topuklu ayakkabı giydi.

athletic shoe /æθlˈɛɾɪk ʃˈuː/ isim

spor ayakkabı

spor yaparken giyilen, kalın pamuklu ya da deri malzemeden üretilmiş ayakkabı

"Buy athletic shoes."Onun spor ayakkabıları beyazdır.

deck shoe /dˈɛk ʃˈuː/ isim

gemi ayakkabısı

kaymaz kauçuk tabanlı, kanvas ya da deriden yapılmış, arkasında bir kanaldan geçen bağcık bulunan düz ayakkabı

"He needs deck shoes."Gemi ayakkabılarının kaymaz tabanları vardır.

blucher /blˈʌtʃɚ/ isim

blucher ayakkabı

Vampın üzerine dikilmiş açık bağcık sistemine sahip bir ayakkabı türü.

"This is a blucher."Bu bir blucher ayakkabı.

figure skate /fˈɪɡjɚ skˈeɪt/ isim

figür pateni

uzun, kavisli bıçağı ve sert botu olan, öncelikle artistik paten ve diğer buz sporları için tasarlanmış buz pateni

"She uses figure skates."Figür patenlerinde ayak ucunda dişler bulunur.

heels /hiːlz/ isim

topuklu ayakkabı

Kadınların giydiği, uzun ve ince topukları olan ayakkabılar.

"She wore high heels to the party."Partiye yüksek topuklu ayakkabı giydi.

rollerblade /ˈɹoʊɫɝˌbɫeɪd/ isim

rollerblade

(ticari marka) alt kısmında bir dizi küçük tekerlek bulunan ve kaykay için kullanılan bot

"He used his rollerblade to commute to work."İşe giderken rollerblade'ını kullandı.

ski boot /skˈiː bˈuːt/ isim

kayak botu

alp kayakları için tasarlanmış, ayak, ayak bileği ve alt bacakta destek ve denge sağlayan özel ayakkabı

"Put on ski boots."Kayak botları bağlamalara tıkırdar.

slipper /ˈsɫɪpɝ/ isim

ev terliği

İç mekanda giyilen yumuşak ve rahat ayakkabı

"She lost one slipper under the bed."Bir ev terliğini yatağın altında kaybetti.

tennis shoe /tˈɛnᵻs ʃˈuː/ isim

tenis ayakkabısı

hafif, yumuşak ve kauçuk tabanlı, tenis oynarken ya da gündelik kullanımda giyilen ayakkabı

"I need tennis shoes."Onun tenis ayakkabıları aşınmış durumda.

rubber boot /ɹˈʌbɚ bˈuːt/ isim

lastik bot

ayakları kuru tutmak amacıyla kauçuk ya da benzeri sentetik malzemeden üretilen su geçirmez ayakkabı

"Get rubber boots."Lastik botlar ayakları kuru tutar.

snowshoe /ˈsnoʊˌʃu/ isim

kar ayakkabısı

Derin karda yürümeyi kolaylaştırmak için tasarlanmış bir ayakkabı türü.

"Use snowshoes."Kar ayakkabıları, toz kar içinde batmayı önler.

stiletto /stəˈɫɛtoʊ/ isim

stiletto

İnce, yüksek topuklu kadın ayakkabısı.

"She likes stilettos."Stiletto topukları çok uzundur.

galosh /ɡəˈɫɑʃ/ isim

galos

Su geçirmez, kauçuktan yapılmış ve kar ya da çamurda kullanılmak üzere ayakkabıların üzerine giyilen bir dış ayakkabı.

"Wear galoshes."Galoslar ayakkabıların üzerine oturur.

boot /buːt/ isim

bot

Ayağı ve bileği, çoğu zaman bacağın alt kısmını da kaplayan dayanıklı bir ayakkabı türü.

"He cleaned his boots."Botlarını temizledi.

saddle shoe /sˈædəl ʃˈuː/ isim

sırtlık ayakkabı

Beyaz deri burun ve ayak kemerinin üzerine uzanan kontrast renkli deri “sırt” bölgesiyle karakterize edilen rahat bir ayakkabı stili.

"She has saddle shoes."Sırtlık ayakkabılarda kontrast bant bulunur.

oxfords /ˈɑksfɝdz/ isim

oxford ayakkabı

Deri malzemeden, bağcık ve alçak topuklu bir çift ayakkabı.

"He wears oxfords."Oxford ayakkabılarda kapalı bağcık sistemi vardır.

desert boot /dˈɛsɚt bˈuːt/ isim

çöl botu

Üst kısmı süet ya da deriden, tabanı krep kauçuktan ve bağcık delikleri iki ya da üç olan ayak bileği yüksekliğinde bot.

"Desert boots have crepe soles."Çöl botlarının tabanı krep kauçuktan yapılmıştır.

rain boot /reɪn buːt/ isim

yağmur çizmeleri

Yağışlı ya da ıslak koşullarda ayakları kuru tutmak amacıyla su geçirmez, genellikle kauçuk malzemeden yapılan çizmeler.

"Her pink rain boots are cute."Pembe yağmur çizmeleri çok şirin.

combat boot /kˈɑːmbæt bˈuːt/ isim

savaş botu

Yüksek bilek kısmı, bağcıklı ön kısmı ve kaymaz tabanı bulunan askeri tarzda bir bot.

"Combat boots lace up high."Savaş botları yüksek bağcık sistemine sahiptir.

bowling shoe /bˈoʊlɪŋ ʃˈuː/ isim

bowling ayakkabısı

Kayma için pürüzsüz, denge için kauçuk tabana sahip, bowling sporunda kullanılan ayakkabı türü.

"Bowling shoes have sliding soles."Bowling ayakkabılarının kayma tabanı vardır.

cleats /ˈkɫits/ isim

çivili ayakkabı

Tabanı çivili olan, özellikle futbol gibi spor dallarında kullanılan bir çift spor ayakkabısı.

"Football cleats grip the grass."Futbol çivili ayakkabıları çimi kavrar.

chukka boot /tʃˈʌkə bˈuːt/ isim

chukka bot

İki ya da üç çift bağcık deliği bulunan, ayak bileği yüksekliğinde, genellikle süet ya da deriden yapılan bot.

"Chukka boots have two eyelets."Chukka botların iki bağcık deliği vardır.

hockey skate /hˈɑːki skˈeɪt/ isim

hokey pateni

Buz hokeyi oynamak için tasarlanmış, sert bir bot ve keskin çelik bıçak içeren buz pateni.

"Hockey skates are very stiff."Hokey patenleri çok serttir.

ice skate /aɪs skeɪt/ isim

buz pateni

Buz üzerinde hızlı hareket etmek için kullanılan, altında bıçağı olan bot.

"He wears ice skates."Buz pateni giyiyor.

jackboot /dʒˈækbuːt/ isim

çizme

Diz ya da dizin üzerine kadar uzanan, genellikle deri yapılan, sert bir ayaklıkla donatılmış askeri bot.

"The soldier wore black jackboots."Asker siyah çizme giydi.

riding boot /ɹˈaɪdɪŋ bˈuːt/ isim

binicilik botu

At binmek için özel olarak tasarlanmış, genellikle dizin altına kadar uzanan yüksek bir ayaklı ayakkabı.

"Riding boots have no laces."Binicilik botlarının bağcığı yoktur.

spectator pump /spɛktˈeɪɾɚ pˈʌmp/ isim

iki renkli kadın ayakkabısı

Üst kısmının ve topuk kısmının bir renkte, ayakkabının geri kalanının ise başka bir renkte olduğu iki tonlu tasarıma sahip bir kadın elbise ayakkabısı türü.

"Spectator pumps have two colors."İki renkli kadın ayakkabısı iki renge sahiptir.

track shoe /tɹˈæk ʃˈuː/ isim

pist ayakkabısı

Tabanı üzerinde çivili (spike) bulunan, pist koşuları için tasarlanmış ayakkabı.

"Track shoes have short spikes."Pist ayakkabılarının kısa çivileri vardır.

waders /ˈweɪdɝz/ isim

su geçirmez bot

Islak ya da çamurlu ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanmış, su geçirmez özelliğe sahip bot.

"Waders let him stand in water."Su geçirmez botlar onun su içinde ayakta durmasını sağladı.

walking shoe /wˈɔːkɪŋ ʃˈuː/ isim

yürüyüş ayakkabısı

Uzun süreli yürüyüşlerde konfor, destek ve dayanıklılık sağlayan spor ayakkabısı.

"Walking shoes support his arches."Yürüyüş ayakkabıları onun kemerlerini destekler.

clog /ˈkɫɑɡ/ isim

ahşap terlik

Ağır bir ahşap tabana sahip ayakkabı ya da sandalet.

"Her wooden clogs are noisy."Onun ahşap terlikleri gürültülüdür.

flip-flop /flˈɪpflˈɑːp/ isim

terlik (parmak arası)

Genellikle kauçuk ya da plastikten yapılan, başparmak ve yanındaki parmak arasında V‑şeklinde kayış bulunan, topuksuz sandal

"She wears flip-flop."Parmak arası terlik giyiyor.

hiking boot /ˈhaɪ.kɪŋ ˌbuːt/ isim

yürüyüş botu

Engebeli arazilerde ve uzun mesafelerde yürümek için tasarlanmış, genellikle doğa yürüyüşü ya da kamp gibi açık hava etkinliklerinde kullanılan bir ayakkabı türü.

"Hiking boots have ankle support."Yürüyüş botları ayak bileği desteği sağlar.

hip boot /hˈɪp bˈuːt/ isim

kalça botu

Su geçirmez bir ayakkabı türü olup, kalçaya kadar uzanarak ayak ve bacakları su ve diğer tehlikelerden korur; genellikle sığ suda yürürken ya da ıslak koşullarda çalışırken kullanılır.

"Hip boots cover the thighs."Kalça botları bacakları örter.

wellington /ˈwɛɫɪŋtən/ isim

wellington

Dizine kadar uzanan, su geçirmez kauçuk ya da plastik bir bot; 19. yüzyılda yaygın olan askeri deri botun modern versiyonu.

"He wore green Wellington boots."Yeşil wellington botları giydi.

steel toe boot /stˈiːl tˈoʊ bˈuːt/ isim

çelik burunlu bot

Ayakları tehlikeli iş ortamlarında korumak amacıyla çelik ya da takviye edilmiş burun kapağı bulunan bot.

"Steel toe boots protect his feet."Çelik burunlu botlar ayaklarını korur.

kicks /ˈkɪks/ isim

spor ayakkabı

Gündelik olarak veya egzersiz sırasında giyilen yumuşak bir ayakkabı çifti.

"Nice kicks!"Güzel spor ayakkabı!

Bu listedeki 47 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Giyim İle İlgili İngilizce Kelimeler — Konular