cüzdan
kağıt para, bozuk para, kredi kartı vb. eşyaları saklamak için kullanılan, cebe sığan, katlanabilir bir kılıf
"My wallet is in my bag."Cüzdanım çantamda.
Çantalar konusundaki 26 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
cüzdan
kağıt para, bozuk para, kredi kartı vb. eşyaları saklamak için kullanılan, cebe sığan, katlanabilir bir kılıf
"My wallet is in my bag."Cüzdanım çantamda.
omuz çantası
Omuza takılan, genellikle kumaş ya da deriden yapılan ve kişisel eşyaların taşınmasında kullanılan çanta türü.
"Her shoulder bag is leather."Omuz çantası deri.
kordonlu çanta
Üst kısmı bir kordonla bağlanarak kapanan çanta türü; kordon çekilerek açıklık kapatılır, gevşetildiğinde içerik çıkar.
"The drawstring bag closes easily."Kordonlu çanta kolayca kapanır.
sırt çantası
Sırt üzerine takılarak taşınan, genellikle yürüyüş ya da tırmanış gibi aktivitelerde kullanılan çanta.
"He carried a heavy rucksack."Ağır bir sırt çantası taşıyordu.
sırt çantası
Sırtında taşınmak üzere tasarlanmış bir çanta; genellikle doğa yürüyüşüne veya tırmanışa gidenler tarafından kullanılır.
"She carries a backpack."Sırt çantam ağır.
sırt çantası
Genellikle kanvas ya da deriden yapılan, omuz askılarıyla sırt üzerinde taşınan çanta türü.
"The student carries a knapsack."Öğrenci bir sırt çantası taşıyor.
evrak çantası
sapı olan düz, deri veya plastik bir çanta; kağıt veya belge taşımak için kullanılır
"He carried a briefcase to work."İşe evrak çantasıyla gitti.
bagaj
Seyahat ederken kişinin kıyafetlerini ve diğer eşyalarını saklamak için kullanılan bavullar, çantalar vb.
"My luggage is heavy."Bagajım ağır.
tote çanta
İki saplı, üstü açık büyük çanta; kitap, market alışverişi ya da kişisel eşyalar gibi çeşitli öğeleri taşımak için kullanılır.
"Her tote bag is huge."Onun tote çantası çok büyük.
haversack
Sırt üzerine takılan, genellikle yürüyüşçüler ya da askerler tarafından kullanılan çanta.
"The soldier's haversack holds rations."Askerin haversack'ı rasyonları tutar.
duffel çanta
Üst kısmı genellikle kordonla kapanan, iki saplı büyük silindirik çanta.
"His duffle bag is army green."Onun duffel çantası ordu yeşili.
haftasonu çantası
Kısa bir seyahat ya da hafta sonu kaçamağı için kıyafet ve temel ihtiyaçların taşındığı çanta türü.
"The weekender bag fits two days."Haftasonu çantası iki gün için yeterli.
sporran
Kiltle birlikte giyilen, kasık bölgesinin önünde asılı duran geleneksel İskoç çantası.
"The Scotsman wears a sporran."İskoç adam sporran takıyor.
bel çantası
Kişisel eşyaları taşımak için tasarlanmış, bel ya da kalça çevresine takılan küçük çanta.
"She wears a belt bag."O, bel çantası takıyor.
plaj çantası
Plajda ya da tatilde havlu, güneş kremi, atıştırmalık gibi plaj malzemelerini taşımak için kullanılan büyük, dayanıklı çanta.
"Her beach bag holds a towel."Onun plaj çantası bir havlu taşıyor.
madeni para çantası
Genellikle kumaş, deri gibi malzemelerden yapılan, madeni paraları saklamak için kapanışı bulunan küçük çanta.
"She finds coins in her coin purse."O, madeni para çantasındaki paraları buluyor.
gün çantası
Günlük geziler, dış mekan etkinlikleri ya da günlük kullanım için, birden çok bölmesi ve rahat omuz askısı bulunan küçük sırt çantası.
"The student carries a heavy daypack."Öğrenci ağır bir gün çantası taşıyor.
makyaj çantası
Kozmetik ürünleri düzenli bir şekilde saklamak için bölmeleri bulunan, genellikle taşınabilir küçük çanta ya da poşet.
"Her cosmetic case has many brushes."Onun makyaj çantasında birçok fırça var.
çanta (satchel)
Genellikle deri ya da kanvas malzemeden yapılan, bir omuzdan diğerine geçirilerek taşınan, uzun bir askıya sahip çanta türü.
"The leather satchel looks vintage."Derili çanta vintage bir görünüme sahip.
alışveriş çantası
satın aldıklarınızı taşımak için kullanılan, kâğıt veya plastikten yapılmış, iki kulplu çanta
"She carried her groceries in a shopping bag."Alışverişini alışveriş çantasında taşıdı.
sele çantası
İki bölmesi olan ve genellikle bir atın ya da bisikletin sele yanına takılan, alt kısmından geçen bir kayışla bağlanan çanta.
"The bicycle has a small saddlebag."Bisikletin küçük bir sele çantası var.
pochette
Özel günlerde ya da moda aksesuarı olarak kullanılan, genellikle el ya da kol altında taşınan küçük dikdörtgen çanta ya da clutch.
"She carries a tiny pochette."O, minik bir pochette taşıyor.
bağlama çuval (bindle)
Bir çubuğa ya da sopaya bağlanan, genellikle evsiz ya da göçmenlerin eşyalarını taşımak için kullandığı geçici çuval ya da paket.
"The hobo carries a bindle."Serseri bir bağlama çuval taşıyor.
çapraz omuz çantası
Eller serbest kalacak şekilde, uzun çapraz bir kayışla vücudun üzerinden taşınan çanta.
"Her cross body bag is convenient."Onun çapraz omuz çantası çok pratik.
panyer
Atın ya da bisiklet gibi bir hayvanın sırtına takılmak üzere tasarlanmış sepet ya da çanta.
"The donkey carries two panniers."Eşek iki panyer taşır.
giyim çantası
Kıyafetleri kırışmadan ve temiz kalacak şekilde taşımak için tasarlanmış bir bagaj türü.
"She hangs clothes in garment bag."Kıyafetlerini giyim çantasında asar.
Bu listedeki 26 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla