kilt
İskoç erkeklerinin geleneksel olarak giydiği, diz boyunda, kareli (tartan) desenli yün etek.
"The Scotsman wears a kilt."İskoç adam kilt giyer.
Geleneksel Kıyafetler konusundaki 34 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
kilt
İskoç erkeklerinin geleneksel olarak giydiği, diz boyunda, kareli (tartan) desenli yün etek.
"The Scotsman wears a kilt."İskoç adam kilt giyer.
kimono
Geniş kollu, uzun ve bol bir elbise; kuşakla bağlanır, Japonya’da resmi törenlerde giyilir.
"She wore a silk kimono as a robe."İpek bir kimonoyu bornoz olarak giydi.
sari
Güney Asya’da kadınların giydiği, uzun bir kumaş şeridinin vücut etrafına sarılmasıyla oluşan geleneksel giysi.
"She drapes a silk sari."O, ipek bir sariyi omuzlarına sarar.
tracht
Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi Almanca konuşulan bölgelerde belirli coğrafi alanlara özgü geleneksel halk kıyafeti.
"Tracht is traditional German clothing."Tracht, geleneksel Alman giyimidir.
kebaya
Güneydoğu Asya’da kadınların giydiği, genellikle ince ve şeffaf kumaştan, ince işçilikli dantel ya da nakış süslemeli geleneksel bluz.
"She wears a kebaya to wedding."O, düğüne kebaya giyer.
baro't saya
Filipinli kadınların geleneksel kıyafeti; üst kısmı (baro) ve etek kısmı (saya) olmak üzere iki parçadan oluşur.
"Baro't saya is Filipino dress."Baro't saya, Filipin kıyafetidir.
burka
Gözler hariç tüm vücudu, başı da kapsayan, bazı Müslüman kadınların giydiği gevşek dış giysi.
"The burka covers completely."Burka tamamen örtücüdür.
cülbab
Eller, yüz ve ayaklar hariç tüm vücudu örten, bazı Müslüman kadınların tercih ettiği uzun ve bol dış giysi.
"The jilbab is loose fitting."Cülbab bol kesimlidir.
galabiye
Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaygın olarak giyilen, bilek hizasında biten, gevşek kesimli uzun bir elbise ya da tunik.
"The galabia is Egyptian robe."Galabiye, Mısırlıların geleneksel elbisesidir.
kaftan
Orta Doğu’da erkeklerin giydiği geleneksel pelerinlerden esinlenmiş kadın elbisesi
"She wore a kaftan."O bir kaftan giydi.
kameez
Güney Asya’da kadınların genellikle giydiği uzun tunik ya da gömlek.
"She wears a long kameez."Uzun bir kameez giyiyor.
şervani
Güney Asya’da özellikle resmi törenlerde ve düğünlerde erkeklerin giydiği uzun, ceket benzeri geleneksel kıyafet.
"The groom wears a sherwani."Damat bir şervani giyiyor.
gharara
Kadınların giydiği, oturmuş bir alt etek üzerine geniş bir etek takılan, genellikle eşleşen bir bluz ya da kurtayla tamamlanan geleneksel Güney Asya kıyafeti.
"The gharara has wide pants."Gharara geniş paçalı bir etek içerir.
çuridar
Ayak bileği yakınında fazla kumaşın katlanarak toplanmasıyla oluşan, Güney Asya’da sıkı oturan bir pantolon türü.
"Churidars fit tightly at ankles."Çuridarlar ayak bileklerinde sıkı oturur.
achkan
Kısa diz boyunda, genellikle resmi ortamlarda giyilen geleneksel Hint ceketi.
"The achkan is a long coat."Achkan uzun bir cekettir.
lehenga
Düğün ve bayram gibi kutlamalarda, genellikle eşleşen bir bluz ve dupatta (şal) ile birlikte giyilen geleneksel Hint etek.
"The lehenga is wedding skirt."Lehenga bir düğün etekidir.
kurta
Güney Asya’da hem erkek hem kadınların giydiği, uzun ve bol kesimli bir tunik.
"He wears a cotton kurta."Pamuklu bir kurta giyiyor.
salvar
Güney ve Orta Asya’da kadınların giydiği, ayak bileğine kadar daralan, bol kesimli bir pantolon.
"She wears loose salwar pants."Geniş salvar pantolonlar giyiyor.
huipil
Orta Amerika’nın birçok bölgesindeki yerli kadınların giydiği, genellikle canlı renklerde ve karmaşık desenlerde işlenmiş geleneksel bluz ya da tunik.
"The huipil is Mexican blouse."Huipil Meksika bluzudur.
agbada
Özel günlerde erkeklerin giydiği, geniş kolları olan ve genellikle el dokuması kumaşla süslü geleneksel Afrika elbisesi.
"The agbada is flowing robe."Agbada akıcı bir elbisedir.
boubou
Batı Afrika’da hem erkek hem kadın tarafından çeşitli törenlerde giyilen, uzun bir elbise ya da kaftan şeklinde, renkli ve bol kesimli bir giysi.
"The boubou is West African gown."Boubou, Batı Afrika elbisesidir.
hicab
bazı Müslüman kadınların kamusal alanda başını ve boynunu örten dini kıyafet parçası
"Wear hijab daily."Her gün hicab takar.
sarong
Malezya ve Endonezya’da erkek ya da kadınların bel ya da koltuk altına bağlayarak sardığı uzun bir kumaş parçası.
"He wraps a sarong at beach."O, sahilde bir sarong sarıyor.
haik
Kuzey Afrika’da, genellikle uzun ve bol kesimli, baştan aşağı giyilen bir elbise; hem erkek hem kadın tarafından diğer kıyafetlerin üzerine giyilir.
"The haik covers head and body."Haik, başı ve vücudu örter.
jubbah
Orta Doğu’da erkeklerin tevazu ya da dini sebeplerle giydiği, bilek hizasında biten bol bir elbise.
"The jubbah is long garment."Jubbah uzun bir giysidir.
kanzu
Doğu Afrika’nın bazı ülkelerinde erkeklerin geleneksel olarak giydiği, uzun ve düz kesimli bir tunik.
"The kanzu is white tunic."Kanzu beyaz bir tuniktir.
kaross
Güney Afrika’da yerli halkların ısı ve koruma amacıyla hayvan derileri ya da kürklerinden yaptığı bir pelerin ya da battaniye.
"The kaross is animal skin cloak."Kaross hayvan derisinden bir pelerindir.
kittel
Yahudi erkeklerin dini törenlerde ya da özel günlerde giydiği, diz boyunda beyaz bir cüppe.
"The kittel is white robe."Kittel beyaz bir cüppedir.
serape
Genellikle yün iplikten dokunan, şeritli ya da desenli bir Meksika şalı; hem örtü hem de giysi olarak kullanılır.
"The serape is colorful."Serape Meksika tipi bir battaniyedir.
tallit
Yahudilerin dua ederken omuzlarına sardığı, kenarlarında tüy (tzitzit) bulunan geleneksel bir şal.
"The tallith has fringes."Tallit'in kenarlarında tüyler bulunur.
tanga
Önünde bir parça kumaş bulunan bir bel kuşağı veya kısa pantolon içeren geleneksel bir giysi türü.
"He wore a tanga."Tanga giymişti.
yaşmak
Müslüman kadınların yüzünü örten, genellikle hafif kumaştan yapılan geleneksel bir giysi parçası.
"The yashmak covers face."Yaşmak yüzü örter.
afgan
Afganistan’da erkeklerin geleneksel olarak giydiği, uzun kollu, bol kesimli bir elbise.
"He wore an Afghan."Afgan kaban kıvırcık yün içerir.
çongsam
Yüksek yakalı, vücuda oturan silueti ve genellikle ince desenli ya da nakışlı olmasıyla tanınan geleneksel Çin elbisesi.
"The cheongsam fits tightly."Çongsam sıkı oturur.
Bu listedeki 34 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla