elbise
Kız ve kadınların giydiği, tek parça halinde yapılmış, bedeni bacaklara kadar kaplayan ancak her bacak için ayrı bölümü olmayan giysi.
"She wore a red dress."Kırmızı bir elbise giydi.
Elbiseler konusundaki 24 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
elbise
Kız ve kadınların giydiği, tek parça halinde yapılmış, bedeni bacaklara kadar kaplayan ancak her bacak için ayrı bölümü olmayan giysi.
"She wore a red dress."Kırmızı bir elbise giydi.
küçük siyah elbise
Kısa ya da midi boyda, siyah renkli ve dışarıda ya da sosyal ortamlarda kadınların tercih ettiği klasik elbise.
"The little black dress is classic."Küçük siyah elbise klasiktir.
öğlelik
Üstüne başka kıyafetlerin giyildiği, kolsuz ve yakasız bir elbise.
"She wears a denim pinafore."O, kot bir öğlelik giyiyor.
akşam elbisesi
Genellikle akşam saatlerinde gerçekleşen resmi tören ve etkinliklerde giyilen uzun, şık bir elbise.
"Her evening gown sparkles."Onun akşam elbisesi ışıldıyor.
gece elbisesi
Özel akşam etkinliklerinde giyilen, uzun ve resmi bir elbise.
"Her evening dress was elegant."Onun gece elbisesi zarifti.
hamile elbisesi
Büyüyen karnı rahatça sığdırmak için esnek ya da ayarlanabilir kumaştan yapılmış, hamile kadınlar için tasarlanmış elbise.
"She buys a maternity dress."O, hamile elbisesi alıyor.
kılıf elbise
Diz hizasına kadar ya da biraz üzerine kadar inen, vücuda oturan, sade ve düz kesimli elbise.
"The sheath dress fits closely."Kılıf elbise vücudu sıkıca sarar.
mini elbise
Genellikle dizin üstünde biten kısa bir elbise türü.
"Her mini dress is short."Onun mini elbisesi çok kısa.
maxi elbise
Ayak bileklerine ya da yere kadar uzanan uzun, akıcı bir elbise.
"The maxi dress reaches floor."Maxi elbise yere kadar uzanıyor.
kokteyl elbisesi
Diz hizasına kadar ya da daha kısa, yarı resmi ortamlarda giyilen elbise.
"She wore a cocktail dress."O, bir kokteyl elbisesi giydi.
gelinlik
Düğün töreni ya da resepsiyonunda gelin tarafından giyilen resmi kıyafet.
"The wedding dress has lace."Gelinin gelinliğinde dantel var.
günlük elbise
Genellikle pamuktan yapılan, hafif ve bol kesimli, sıcak günlerde giyilmek üzere tasarlanmış elbise.
"She wears a floral sundress."O, çiçekli bir günlük elbise giyiyor.
kayık elbise
Omuzlardan gevşek bir şekilde sarkan, bel hattı belirgin olmayan, düz kesimli basit bir elbise.
"The shift dress hangs straight."Kayık elbise düz bir hat üzerinde asılıdır.
tek omuzlu elbise
Bir omzunda tek bir askı ya da kol bulunan, diğer omzunun açık bırakıldığı elbise türü.
"Her one-shoulder dress is asymmetrical."Onun tek omuzlu elbisesi asimetriktir.
bal elbisesi
Genellikle yere kadar uzanan, bal veya resmi etkinliklerde giyilen resmi bir elbise.
"The ballgown had a full skirt."Bal elbisesinin eteği genişti.
sabah elbisesi
Uzun kollu, tam boy bir elbiseden oluşan yarı resmi kıyafet; genellikle sabah ya da öğleden erken saatlerde giyilir.
"Morning dress is formal."Sabah elbisesi şapka içerir.
vücut hatlarını saran elbise
Vücuda sıkı oturan, genellikle bel hattı bulunmayan elbise ya da etek.
"The sheath is body-hugging."Vücut hatlarını saran elbise vücudu sarar.
gömlek elbise
Omuzlardan düz inen ve belde bol duran, bol kesimli, kolsuz bir iç giysi veya elbise.
"She wore a chemise."Gömlek elbise giymişti.
sarılı elbise
Vücudun etrafına sarılarak yan tarafta bağlanan, genellikle elbise ya da etek şeklinde bir giysi.
"The wraparound dress ties at waist."Sarılı elbise belde bağlanır.
kaban elbise
Kaban stilinde, yakası, yakaları ve ön kapanışı bulunan, genellikle kuşaklı bir elbise.
"The coatdress buttons up."Kaban elbise, kaban gibi düğmeli.
okul elbisesi (gym slip)
İngiltere ve İrlanda’da kız öğrencilerin okul üniforması olarak giydiği, kolsuz elbise.
"The gymslip is blue."Gym slip bir okul üniformasıdır.
mother Hubbard elbisesi
Yüksek bel ve alçak yaka kesimi olan, bol ve gevşek kesimli elbise.
"Mother Hubbard is loose."Mother Hubbard elbiseleri bol kesimlidir.
çay elbisesi
19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında kadınların gayri resmi davetlerde giydiği, rahat ve bol kesimli elbise.
"She wore a tea gown."O, ipek bir çay elbisesi giymişti.
kostüm (fancy dress)
Parti gibi etkinliklerde başka bir kişi ya da ünlü bir karakteri taklit etmek amacıyla giyilen kıyafet.
"Fancy dress party tonight."O, kostüm giymeyi seviyor.
Bu listedeki 24 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla