İş Dünyası: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

İş Dünyası konusundaki 40 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

40 kelime Toefl Essential İngilizce Kelimeleri
human capital /hjˈuːmən kˈæpɪɾəl/ isim

insan sermayesi

bireylerin ya da bir grup insanın bilgi, beceri, deneyim gibi değerli yetkinlikleri

"Invest in human capital."İnsan sermayesine yatırım yap.

marketplace /ˈmɑɹkətˌpɫeɪs/, /ˈmɑɹkɪtˌpɫeɪs/ isim

pazar yeri

Malların, hizmetlerin ve emtiaların alınıp satıldığı, genellikle çeşitli satıcı ve alıcıların bulunduğu fiziksel ya da sanal alan.

"Busy marketplace full."Yoğun bir pazar yeri doluydu.

commerce /ˈkɑmɜrs/ isim

ticaret

Mal ve hizmetlerin alım satımı, özellikle ülkeler arasındaki eylemi.

"International commerce is growing."Uluslararası ticaret artıyor.

corporation /ˌkɔɹpɝˈeɪʃən/ isim

şirket

Hukuken tek bir birim olarak kabul edilen bir işletme veya insan grubu.

"She is the CEO of a multinational corporation."O, çok uluslu bir şirketin genel müdürü.

corporate /ˈkɔɹpɝət/, /ˈkɔɹpɹət/ sıfat

kurumsal

büyük bir şirketi kapsayan, ona ait

"She works in a corporate office."O bir kurumsal ofiste çalışıyor.

start-up /ˈstɑɹˌtəp/ isim

girişim

Genellikle yenilikçi yaklaşımı, erken aşama gelişimini ve büyümeye odaklanmasıyla karakterize edilen yeni kurulmuş şirket ya da iş girişimi.

"The start-up grew fast"Girişim hızlı büyüdü.

headquarters /ˈhɛdˌkwɔrtɚz/ isim

genel merkez

Büyük bir şirketin veya kuruluşun ana ofislerinin bulunduğu yerdir.

"The company headquarters is in the center of the city."Şirketin genel merkezi şehrin merkezinde yer almaktadır.

venture /ˈvɛnʧɚ/ isim

riskli girişim

Çok yüksek risk taşıyan iş faaliyeti.

"The venture succeeded well"Riskli girişim başarılı oldu.

manufacture /ˌmænjəˈfæktʃɝ/ fiil

üretmek

makine kullanarak büyük miktarlarda ürün yapmak

"The factory manufactures car parts."Fabrika araç parçaları üretiyor.

machinery /məˈʃinɝi/ isim

makine

makineler, özellikle büyük olanlar, toplu olarak kabul edilir.

"The machinery is loud."Makine gürültülüdür.

profit margin /pɹˈɑːfɪt mˈɑːɹdʒɪn/ isim

kar marjı

Bir işletmede gelirler ile maliyetler arasındaki fark

"The profit margin is high."Kar marjı düşüktür.

earnings /ˈɝnɪŋz/ isim

kazançlar

(her zaman çoğul) yapılan iş ya da sunulan hizmet karşılığında alınan para

"The company's earnings increased by twenty percent."Şirketin kazançları yüzde yirmi arttı.

shareholder /ˈʃɛɹˌhoʊɫdɝ/ isim

hissedar

Bir şirkette en az bir hisseye sahip olan gerçek veya tüzel kişi

"Any shareholder can submit a question ahead of the general meeting."Herhangi bir hissedar, genel toplantıdan önce soru gönderebilir.

sponsor /ˈspɑnsɝ/ fiil

destekçi olmak / sponsor olmak

Genellikle reklam karşılığında bir proje, televizyon veya radyo programı, etkinlik vb. masraflarını karşılamak

"Businesses sponsor events."İşletmeler her yıl büyük spor etkinliklerine sponsor olur.

merger /ˈmɝdʒɝ/ isim

birleşme

İki şirketin ya da kuruluşun daha büyük bir yapı oluşturmak üzere bir araya gelmesi.

"The merger created a larger corporation"Birleşme, daha büyük bir şirket ortaya çıkardı.

administrative /ədˈmɪnɪstreɪtɪv/ sıfat

idari

Bir organizasyon ya da sistem içinde görevlerin, süreçlerin ya da kaynakların yönetimi ve düzenlenmesiyle ilgili.

"Her job is administrative."Onun işi idari görevlerdir.

marketing /ˈmɑːrkɪˌtɪŋ/ isim

pazarlama

genellikle araştırmayı da kapsayan bir ürün veya hizmetin satışını veya tanıtımını yapma eylemi veya süreci

"Marketing is important."Pazarlama önemlidir.

branding /ˈbɹændɪŋ/ isim

markalaşma

Belirli bir ürün ya da şirketin reklam ve ayırt edici tasarım yoluyla tanıtılması.

"Strong branding important."Güçlü markalaşma önemlidir.

chair /tʃɛr/ fiil

başkanlık etmek

bir komite veya toplantıya başkanlık etmek

"She chairs the weekly meeting."Haftalık toplantıya başkanlık eder.

chief technology officer /tʃif tɛkˈnɑlədʒi ˈɔfɪsər/ isim

baş teknoloji sorumlusu

bir şirketin teknolojik konularından sorumlu üst düzey yönetici

"The chief technology officer announced new software"Baş teknoloji sorumlusu yeni bir yazılım duyurdu.

entrepreneur /ˌɑntɹəpɹəˈnɝ/, /ˌɑntɹəpɹəˈnʊɹ/ isim

girişimci

özellikle finansal risk alarak iş kuran kişi

"The entrepreneur is ambitious."Girişimci hırslıdır.

merchant /ˈmɜrtʃənt/ isim

tüccar

toptan alım‑satım yapan kişi

"The merchant sold goods."Tüccar mal sattı.

chief financial officer /tʃˈiːf faɪnˈænʃəl ˈɑːfɪsɚ/ isim

finans müdürü

bir şirketin mali işlerinden en yüksek otoriteye sahip kişi

"The chief financial officer spoke."Finans müdürü konuştu.

chief executive officer /tʃˈiːf ɛɡzˈɛkjuːtˌɪv ˈɑːfɪsɚ/ isim

başkan

bir şirkette en üst düzeydeki kişi

"The CEO leads the company."Başkan şirketin büyük kararlarını alır.

agency /ˈeɪdʒənsi/ isim

acente

özellikle işlemlerde başkalarını temsil ederek hizmet sunan bir işletme veya kuruluş

"The agency helped."Acente yardımcı oldu.

commercial /kəˈmɝːʃəl/ sıfat

ticari

çeşitli mal ve hizmetlerin alım satımıyla ilgili

"It is a commercial."Bina ticari amaçlı kullanılmaktadır.

industry /ˈɪndəstɹi/ isim

sanayi

bir hizmet sunan veya mal üreten tüm faaliyetler, şirketler ve bu işlere dahil olan kişiler

"The tech industry is booming."Teknoloji sanayisi gelişiyor.

enterprise /ˈɛntɚˌpraɪz/ isim

girişim

bir şirket

"This is a new enterprise."Bu yeni bir girişim.

human resources /ˈjumən ˈrisɔrsɪz/ isim

insan kaynakları

(bir kuruluş, şirket vb. içinde) yeni çalışanları işe alma ve onları eğitme sorumluluğuna sahip bir departman.

"Ask human resources."İnsan kaynaklarına sorun.

franchise /ˈfrænˌʧaɪz/ isim

bayilik

köklü bir şirketin markasını, sistemlerini ve ürünlerini kullanarak bir anlaşma çerçevesinde faaliyet gösteren ticari işletme

"She opened a pizza franchise."Bir pizza bayiliği açtı.

strategy /ˈstɹætədʒi/ isim

strateji

bir hedefe ulaşmak için yapılan organize bir plan

"We need a new strategy."Yeni bir stratejiye ihtiyacımız var.

workshop /ˈwɝːkˌʃɑp/ isim

atölye

çeşitli yollarla belirli malların üretildiği veya onarıldığı bina veya oda

"The workshop is ready."Atölye on'da başlıyor.

representative /ˌrɛprɪˈzɛnətɪv/ isim

temsilci

Başkasının politikasını veya amacını destekleyen bir savunucu veya temsilci.

"He is a representative."O bir temsilci.

association /əˌsoʊsiˈeɪʃən/, /əˌsoʊʃiˈeɪʃən/ isim

dernek

Ortak bir amaç etrafında toplanmış kişilerin oluşturduğu örgüt.

"Professional association joined."Profesyonel bir derneğe katıldı.

administration /ædˌmɪnɪˈstɹeɪʃən/ isim

yönetim

Bir organizasyonu kontrol etmek ve yönetmek için gereken süreç ve faaliyetler.

"The administration helps the company."Yönetim şirkete yardım eder.

executive /ɪɡˈzɛkjətɪv/ sıfat

yürütücü

Önemli konularda karar verme ve planları hayata geçirme yetkisine sahip olan.

"The executive decision was made."Onun yürütücü bir görevi var.

promotion /pərˈmoʊʃən/ isim

promosyon

Daha fazla satılmasına yardımcı olmak için bir hizmet veya ürüne kamuoyunun dikkatini çekme faaliyeti.

"There is a promotion."Bir promosyon var.

publicize /ˈpəblɪˌsaɪz/ fiil

duyurmak

Bir şey hakkında, halk tarafından bilinmesini sağlayacak şekilde bilgi yaymak.

"Publicize the event."Etkinliği duyurun.

launch /ˈɫɔntʃ/ fiil

piyasaya sürmek

Yeni bir ürün yapmak veya yeni bir hizmet sunmak ve bunu kamuoyuna tanıtmak.

"The company will launch a new product."Şirket yeni bir ürünü piyasaya sürecek.

distribution /ˌdɪstɹəbˈjuʃən/ isim

dağıtım

Dükkanlara ve diğer işletmelere satılacak ürünlerin tedarik edilmesi süreci.

"The distribution of goods increased."Mal dağıtımı arttı.

Bu listedeki 40 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Toefl Essential İngilizce Kelimeleri — Konular