hava aracı
Her türlü uçan taşıt
"The aircraft flew high above the clouds."Hava aracı bulutların üzerinde yüksekte uçtu.
Ulaşım Araçları konusundaki 34 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
hava aracı
Her türlü uçan taşıt
"The aircraft flew high above the clouds."Hava aracı bulutların üzerinde yüksekte uçtu.
sıcak hava balonu
içine ısıtılmış hava doldurulmuş, bu sayede havada süzülüp hareket edebilen çok büyük balon
"The hot-air balloon rose high."Sıcak hava balonu yükseklere yükseldi.
paraşüt
Uçaktan atlayan bir kişi ya da nesnenin yavaşça yere inmesini sağlayan cihaz.
"The pilot used a parachute to land safely."Pilot güvenli bir iniş için paraşüt kullandı.
çift katlı otobüs
Üst üste iki katı bulunan, otobüs, tren ya da gemi gibi ek oturma kapasitesi sağlayan taşıma aracı.
"Double-decker bus arrived."Çift katlı otobüs geldi.
yük vagonu
Malları taşımak için kullanılan demiryolu vagonu.
"Freight car carries goods."Yük vagonu malları taşıyor.
tek katlı otobüs
Sadece bir katı bulunan otobüs türü.
"We took a single-decker bus to the museum."Müzeye tek katlı otobüsle gittik.
gemi treni
Yolcuları limana ve limandan taşıyan tren.
"Boat train service."Gemi treni hizmeti.
minibüs
Tipik bir arabadan büyük, tam boy otobüsten küçük olan, yolcu taşıyan küçük araç.
"Minibus carries passengers."Minibüs yolcuları taşıyor.
nakliye kamyonu
Mobilya ve diğer eşyaları bir yerden başka bir yere taşımak için kullanılan büyük araç.
"Moving van transported furniture."Nakliye kamyonu mobilyaları taşıdı.
bölme
Yolcu vagonunun içinde duvarlarla ayrılmış, oturma düzenine sahip ayrı bölümler.
"Sit in the compartment."Bölme çok küçüktü.
scooter
Ayakların konulduğu bir taban ve genellikle küçük tekerlekleri olan hafif motorlu taşıt.
"He rides his scooter to work every day."Her gün işe scooter'ı ile gidiyor.
kokpit
Bir uçağın pilotunun oturduğu yer.
"The pilot sat in the cockpit."Pilot kokpitte oturdu.
kavşak
Bir yolun başka bir yol ile kesiştiği yer.
"The crossroad is crowded."Kavşak kalabalık.
kavşak
İki ya da daha fazla yolun ya da demiryolunun kesiştiği yer.
"Busy road junction."Yoğun bir yol kavşağı.
erişim yolu
Başka bir yola ya da belirli bir yere ulaşım sağlayan yol.
"Narrow access road."Dar bir erişim yolu.
kaldırım
Yolun kenarında, genellikle beton veya asfalt yapılmış, yayaların yürüdüğü patika.
"The sidewalk is wet."Kaldırım ıslak.
yaya geçidi
İnsanların bir caddenin karşısına geçmek için kullandığı işaretli alan.
"Wait for the green light before using the crosswalk."Yaya geçidini kullanmadan önce yeşil ışığı bekleyin.
bulvar
Bir kasaba veya şehirdeki geniş cadde, genellikle her iki yanında veya ortasında ağaçlar bulunur.
"The boulevard is beautiful."Bulvar güzeldir.
dönel kavşak
İki ya da daha fazla yolun birleştiği ve tüm trafiğin dairesel bir yapı etrafında aynı yönde hareket ettiği alan.
"Large traffic circle."Büyük bir dönel kavşak.
hızlı şerit
Trafiğin daha hafif olduğu ve araçların daha hızlı gidebildiği yol bölümü.
"Use the express lane."Hızlı şeridi kullanın.
limuzin
Yolcu ve sürücü arasında bölme bulunan, büyük, lüks ve pahalı otomobil.
"Black limousine waited."Siyah limuzin bekliyordu.
savaş uçağı
Düşman uçaklarını saldırmak ve çok hızlı uçmak için tasarlanmış askeri bir uçak.
"The fighter flew fast."Savaş uçağı hızlı uçtu.
bombardıman uçağı
Hedeflere bomba bırakmak üzere tasarlanmış uçak.
"The bomber flew over the ocean."Bombardıman uçağı okyanusun üzerinde uçtu.
taşıt
İnsanları veya malları bir yerden başka bir yere taşımak için kullanılan, genellikle yol veya raylar üzerinde hareket eden ulaşım aracı
"The vehicle stopped."Taşıt durdu.
servis aracı
iki yer arasında sık sık seyahat eden bir ulaşım aracı
"The shuttle went back and forth."Servis aracı gidip geldi.
karavan
uyku, yemek pişirme ve dışarıda yaşama imkanları içeren seyahat için tasarlanmış bir araç
"We have a camper."Bir karavanımız var.
vagon
Bir trenin yolcuların oturduğu ayrı bölümlerinden biri.
"This is the next car."Bu bir sonraki vagon.
kabin
Bir aracın veya lokomotifin ön kısmındaki, sürücünün oturduğu ve kontrolleri kullandığı kapalı bölme.
"The driver sat in the cab."Sürücü kabinde oturdu.
gemi güvertesi
Bir gemi ya da teknenin dış üst katı.
"The crew cleaned the ship's deck."Mürettebat geminin güvertesini temizledi.
konteyner
gemilerde, trenlerde vb. malları taşımak için kullanılan büyük metal kutu
"The container arrived by train."Konteyner trenle geldi.
yaya geçidi
bir şeyi, özellikle bir sokağı güvenle geçebileceğiniz bir yer
"Use the crossing carefully."Yaya geçidini dikkatli kullanın.
tünel
dağ ya da yapı altında, genellikle araç, tren, insan vb. için kazılmış geçit
"The tunnel is dark."Tünel karanlık.
çatal
Bir nehrin, yolun veya patikanın iki veya daha fazla parçaya ayrıldığı yer.
"The river has a fork."Nehrin bir çatalı var.
off-road
Engebeli ya da engebeli olmayan arazide kullanılabilecek, araziye uygun araç.
"He drives an off-road vehicle."O, off-road bir araç sürüyor.
Bu listedeki 34 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla