memnuniyet
Mevcut durum veya koşullarıyla tatmin olma, razı olma ve iç açıcılık duyma hali
"Her contentedness was evident."Onun memnuniyeti herkesi gülümsetti.
Olumlu Duygular Hakkında Konuşma konusundaki 15 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
memnuniyet
Mevcut durum veya koşullarıyla tatmin olma, razı olma ve iç açıcılık duyma hali
"Her contentedness was evident."Onun memnuniyeti herkesi gülümsetti.
huzur
stres, kaygı veya rahatsızlıktan uzak, sakin ve huzurlu bir durum
"The serenity of the quiet lake at dawn was truly breathtaking."Şafak vakti sakin gölün huzuru gerçekten nefes kesiciydi.
tatmin
Gerçekten arzulanan bir şeyi yaparak veya başardıktan sonra yaşanan hoş duygu
"He felt satisfaction after winning."Sonunda zor bulmacayı çözdükten sonra büyük bir tatmin hissetti.
sevinç
Neşe, mutluluk veya hoşnutluk duygusu
"His gladness filled the room."Onun sevinci kolayca görülebiliyordu.
hayret
Olağanüstü ya da dikkat çekici bir şeye karşı duyulan hayranlık, büyülenme veya merak duygusu.
"The children stared at the stars in silent wonderment and awe."Çocuklar sessizce hayret ve huşu içinde yıldızlara baktılar.
şaşkınlık
Genellikle olağanüstü bir nedenden kaynaklanan büyük hayret duygusu
"She looked at me in amazement."Bana şaşkınlıkla baktı.
hoşluk
Çekici, hoş veya mutluluk getirme niteliği
"The delightfulness of the sunny spring morning made everyone smile."Güneşli bahar sabahının hoşluğu herkesi gülümsetti.
şükran
Minnettarlık ve takdir duyma veya ifade etme hali
"His gratefulness was very deep."Onun şükranı kalbime dokundu.
neşelilik
Neşeli, kaygısız ve rahat bir olma hali; içtenlikle gülümseme ve keyifli olma durumu.
"Her lightheartedness was infectious."Neşelilik, stresli ofis toplantısında herkesin rahatlamasını sağladı.
sevgi
Birine ya da bir şeye karşı duyulan şefkat ya da beğeni hissi.
"She showed her affection by giving her grandmother a gentle hug."Büyükannesine nazik bir sarılma ile sevgisini gösterdi.
büyülenme
Bir şeye veya birine karşı yoğun ilgi duyma, kendini tamamen kaptırma hali.
"His fascination with dinosaurs began when he was just a small boy."Dinozorlara olan büyülenmesi küçük bir çocukken başlamıştı.
sükûnet
Huzurlu, dingin ve rahat bir olma hali; kaygıdan ve tedirginlikten uzak olma durumu.
"His calmness was evident."Sükûnet onun rahatlamasına yardımcı oldu.
huzur
Dinginlik, sükûnet ve barış içinde olma hali; herhangi bir rahatsızlık veya tedirginlikten uzak olma durumu.
"The garden offered tranquility."Duyguları birbirinden farklıydı.
nostalji
Geçmiş deneyimleri ve değerli anıları özlemek; sıcak ve hüzünlü bir hasret duygusu.
"Nostalgia for childhood."Eski fotoğraflar nostaljiyle doluydu.
gönül rahatlığı
Özellikle kendi yaşamından duyulan mutluluk ve tatmin duygusu.
"She found deep contentment living a simple life in the quiet countryside."Sessiz kırsal kesimde sade bir yaşam sürmekten derin bir gönül rahatlığı buldu.
Bu listedeki 15 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla