Toplum: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Toplum konusundaki 16 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

16 kelime Toplum ve Hukuk İle İlgili İngilizce Deyimler
to [make] common cause /mˌeɪk kˈɑːmən kˈɔːz/ ifade

ortak bir amaç edinmek

ortak bir hedefe ulaşmak için birisiyle bir araya gelmek

"We should make common cause against the enemy."Düşmana karşı ortak bir amaç edinmeliyiz.

in a body /ɪn ɐ bˈɑːdi/ ifade

bir bütün olarak

Tüm grup bir arada hareket ederken.

"The staff resigned in a body."Personel topluca istifa etti.

there [is] safety in numbers /ðɛɹ ɪz sˈeɪfti ɪn nˈʌmbɚz/ kalıp

güvenlik sayılardan gelir

Kalabalık içinde olmak, bir durumu ya da aktiviteyi daha az tehlikeli kılar.

"Go with a group — there is safety in numbers."Bir grup halinde git — güvenlik sayılardan gelir.

to [go|swim] with the tide /ɡˌoʊ swˈɪm wɪððə tˈaɪd/ ifade

akıntıya kürek çekmek

Bir toplumdaki insanların çoğunluğu gibi davranmak veya düşünmek.

"He likes to go with tide."Akıntıya kürek çekmeyi sever.

laced mutton /lˈeɪst mˈʌʔn̩/ ifade

fahişe (argo)

Cinsel ilişki karşılığında para kazanan kişi.

"She was laced mutton."O, fahişe olarak biliniyordu.

red-light district /ɹˈɛdlˈaɪt dˈɪstɹɪkt/ isim

kırmızı ışık bölgesi

Şehir içinde gece kulüpleri, genelevler ve benzeri seks odaklı işletmelerin yoğun olduğu bölge.

"The red-light district is dangerous."Kırmızı ışık bölgesi geceleri tehlikelidir.

brain drain /ˈbreɪn dreɪn/ isim

beyin göçü

Bir ülkenin çok zeki veya yetenekli insanlarının daha iyi bir yaşam sürmek için başka bir ülkeye taşınması durumu.

"Brain drain hurts poor countries."Beyin göçü yoksul ülkelere zarar verir.

glass ceiling /ɡlˈæs sˈiːlɪŋ/ isim

cam tavan

Kadınlar ya da azınlık gruplarının profesyonel alanda yükselmesini engelleyen görünmez engel.

"She broke the glass ceiling."O, cam tavanı kırdı.

to [come] out of the closet /kˈʌm ˌaʊɾəv ðə klˈɑːzɪt/ ifade

dolaptan çıkmak

Cinsel yönelimini ya da cinsiyet kimliğini artık gizlememek.

"He came out of the closet."Sonunda dolaptan çıktı.

to [jump|climb|get] on the bandwagon /dʒˈʌmp klˈaɪm ɡɛt ɑːnðə bˈændwæɡən/ ifade

trendine binmek

Moda haline gelen bir şeyi yaparak popüler veya başarılı olmaya çalışmak.

"They jumped on bandwagon."Trendine bindiler.

to [go] to the polls /ɡˌoʊ tə ðə pˈoʊlz/ ifade

sandığa gitmek

Seçimde oy kullanmak.

"It is time to go."Artık sandığa gitme zamanı.

gray vote /ɡɹˈeɪ vˈoʊt/ isim

gri oy

Yaşlı seçmenlerin seçimlerdeki oy gücü.

"The candidate targets gray vote."Aday, gri oyu hedefliyor.

a sign of the times /ɐ sˈaɪn ʌvðə tˈaɪmz/ ifade

zamanın bir göstergesi

Toplumun günümüzdeki durumunu, özellikle olumsuz yönlerini yansıtan bir olay ya da durum.

"High prices are a sign."Yüksek akaryakıt fiyatları zamanın bir göstergesi.

with one voice /wɪð wˈʌn vˈɔɪs/ ifade

tek sesle

herkesin aynı görüşü ifade etmesi

"They said no with one voice."Tek sesle hayır dediler.

come out of the closet /kəm aʊt əv ðə ˈklɑzət/ ifade

açılmak

cinsel yönelimini veya cinsiyet kimliğini gizlemeyi bırakmak

"She will come out of the closet."Açılacak.

grass roots /ɡɹˈæs ɹˈuːts/ isim

taban hareketi

Ortak bir ilgi etrafında toplanan sıradan insanlar; bir hareket, örgüt ya da siyasi partinin temelini oluşturan kesim.

"This is a grass roots movement."Bu bir taban hareketidir.

Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Toplum ve Hukuk İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular