Sosyal Sınıf: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Sosyal Sınıf konusundaki 14 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

14 kelime Toplum ve Hukuk İle İlgili İngilizce Deyimler
upper crust /ˌʌpɚ kɹˈʌst/ isim

üst sınıf

Toplumun en yüksek sosyal sınıfına mensup kişiler.

"The party was for them."Parti üst sınıf için düzenlendi.

above the salt /əbˌʌv ðə sˈɑːlt/ ifade

tuzun üstünde oturmak

(İnsanların) yüksek ya da onurlu bir konuma sahip olması.

"He sits above the salt."O, akşam yemeğinde tuzun üstünde oturur.

airs and graces /ˈɛɹz ænd ɡɹˈeɪsᵻz/ ifade

kibirli tavırlar

Üstünlük ya da zerafeti abartılı ve yapay bir şekilde sergilemek.

"She displays airs and graces."O, kibirli tavırlar takınır.

blue blood /blˈuː blˈʌd/ isim

soylu kan

soylu bir aileden ya da sosyal olarak önde gelen bir aileden doğmuş kişi

"The duke has blue blood."Dük soylu kanlıdır.

fair-haired (boy|girl) /fˈɛɹhˈɛɹd bˈɔɪ ɔːɹ ɡˈɜːl/ ifade

gözdesi

Genellikle yetkili bir konumdaki biri tarafından tercih edilen veya özel ayrıcalıkla muamele gören bir kişi.

"He is the teacher's fair-haired boy."Öğretmenin gözdesi o.

born (in|to) the purple /bˈɔːɹn ɪn tʊ ðə pˈɜːpəl/ ifade

morla doğmuş

doğuştan ayrıcalıklı, soylu bir aileye mensup

"She was born to the purple."O, morla doğmuştu.

to [be] born with a silver spoon in {one's} mouth /biː bˈɔːɹn wɪð ɐ sˈɪlvɚ spˈuːn ɪn wˈʌnz mˈaʊθ/ ifade

gümüş kaşıkla doğmak

zengin ya da ayrıcalıklı bir aileye doğmuş olmak ve bunun getirdiği lüks ve konfora sahip olmak

"Born with silver spoon."O, gümüş kaşıkla doğmuştu.

silver spoon /sˈɪlvɚ spˈuːn/ isim

gümüş kaşık

soylu ya da çok zengin bir aileden miras kalan servet

"He inherited a silver spoon."O, gümüş kaşıkla doğmuştu.

the chattering class /tʃˈæɾɚɹɪŋ klˈæs/ isim

konuşan sınıf

kamu sorunları ve güncel olaylar hakkında sıkça konuşan ya da yazan, fakat pratik deneyim ya da siyasi gücü sınırlı olan entelektüeller, yorumcular ya da etkileyiciler

"The chattering class spoke."Konuşan sınıf skandalı tartıştı.

skid row /skˈɪd ɹˈoʊ/ isim

sokak köşesi (skid row)

Bir kasaba ya da şehirde evsiz ya da sarhoş kişilerin yoğun olarak yaşadığı yoksul bölge.

"The alcoholic ended up on skid row."Alkolik sokak köşesine düştü.

the right side of the tracks /ðə ɹˈaɪt sˈaɪd ʌvðə tɹˈæks/ ifade

zengin bölge

bir şehir ya da kasabada çok güvenli ve varlıklı bir alan

"He lives right side tracks."O, zengin bölgeden geliyordu.

worm's eye view /wˈɜːmz ˈaɪ vjˈuː/ ifade

solucan bakışı

düşük statü ya da otoriteye sahip birinin bakış açısından anlatılan perspektif

"Gives a worm's eye view."Makale savaşa solucan bakışıyla yaklaşıyor.

[plum] in {one's} mouth /plˈʌm ɪn wˈʌnz mˈaʊθ/ ifade

ağzında lokum varmış gibi konuşmak

Zenginlik, sosyal statü veya resmi eğitimle ilişkilendirilen bir konuşma tarzı.

"She has plum in mouth."Ağzında lokum varmış gibi konuşuyor.

below the salt /bɪlˌoʊ ðə sˈɑːlt/ ifade

tuzun altında oturmak

(insanların) düşük bir statü, konum ya da itibar içinde olması

"He sits below salt."O, tuzun altında oturur.

Bu listedeki 14 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Toplum ve Hukuk İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular