çölün içinde çığlık atan ses
diğerlerinin görmezden geldiği ya da beğenmediği bir görüşü dile getiren kişi
"A voice crying wilderness."Bilim insanı çölün içinde çığlık atan bir sesdi.
Sosyal Normlar ve Uyum konusundaki 17 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
çölün içinde çığlık atan ses
diğerlerinin görmezden geldiği ya da beğenmediği bir görüşü dile getiren kişi
"A voice crying wilderness."Bilim insanı çölün içinde çığlık atan bir sesdi.
tersine gitmek
Alışılagelmiş geleneklere, normlara veya doğal yöne aykırı bir şekilde yapılan bir şeye atıfta bulunmak için kullanılır.
"It goes against grain."Tersine gidiyor.
kendi kanunlarıyla yaşamak
toplumun kurallarına ya da beklentilerine uymayan kişi
"He is law unto himself."O, kendi kanunlarıyla yaşıyor.
kabul edilemez sınırlar içinde
(Bir kişinin sözleri veya eylemleri için) kabul edilebilir veya kibar olarak kabul edilenin dışında.
"His words beyond pale."Sözleri kabul edilemez sınırlar içindeydi.
kalıpları kırmak
geleneksel ya da önceki yöntemleri değiştirecek kadar farklı davranmak
"She broke the mold."O, kalıpları kırmak istiyordu.
sınırı aşmak
Kabul edilemez veya uygunsuz bir davranış sergilemek.
"He crossed the line."Sınırı aştı.
sınırı aşmak
Kurallara veya toplumsal olarak kabul görmüş davranışlara uymayan bir şekilde davranmak.
"You stepped out of line."Sınırı aştın.
dokunulmaz konu
Eleştiriye ya da sorgulamaya bağışık olmayan düşünce, gelenek ya da kurum.
"That policy is a sacred cow."Dokunulmaz konu asla sorgulanmaz.
kırmızı çizgi çekmek
Neyin doğru veya kabul edilebilir, neyin olmadığını açıkça belirten bir sınır.
"Draw a line in sand."Kırmızı çizgini çek.
her kuralı çiğnemek
belirli bir ortamın standartlarına tamamen aykırı davranmak
"They broke every rule."Onlar her kuralı çiğnediler.
yapılması gereken
Belirli bir durumda toplumsal olarak kabul görmüş veya beklenen davranış veya eylem.
"It is the done thing."Yapılması gereken bu.
sürü zihniyeti
Bir kişinin, belirli bir grup ya da toplum içinde diğerlerinin standartlarına ya da davranışlarına uymaya doğal eğilimi.
"They showed herd mentality."Kalabalık sürü zihniyeti gösterdi.
akıntıya kürek çekmek
Çoğu insanın yaptığının veya düşündüğünün tam tersini yapmak veya düşünmek.
"She swims against the tide."Akıntıya kürek çekiyor.
oyunu oynamak
Kâr ya da başarı elde etmek için kurallara, geleneklere ya da beklentilere uygun davranmak.
"Play the game for profit."Başarılı olmak için oyunu oynaman gerekir.
bağımsız hareket etmek
Toplumun ya da bir otoritenin beklentilerini görmezden gelerek davranmaya başlamak.
"The soldier went rogue."Ajan bağımsız hareket etmeye karar verdi.
sınırı aşmak
İzin verilen ya da kabul edilen sınırların ötesine geçecek şekilde davranmak.
"Don't overstep the line."Bugün gerçekten sınırı aştın.
sınırların ötesinde
kabul edilebilir davranışların sınırlarının ötesinde
"That is out of bounds."Bu sınırların ötesinde.
Bu listedeki 17 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla