kin tutmak
Geçmişte birine yapılan bir hatadan dolayı olumsuz duygular beslemek.
"She holds a grudge still."O hâlâ kin tutuyor.
Düşmanlık konusundaki 14 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
kin tutmak
Geçmişte birine yapılan bir hatadan dolayı olumsuz duygular beslemek.
"She holds a grudge still."O hâlâ kin tutuyor.
birine karşı takıntısı olmak
Birine bilerek sürekli sorun çıkarmak veya onu eleştirmek.
"She has it in for him."Ona karşı bir takısı var.
omuzda kırık bir taş
Yaşanmış bir haksızlık nedeniyle öfke ya da kırgınlık taşıyan tutum.
"He has a chip on his shoulder."Onun omuzunda kırık bir taş var.
kötü kan
Geçmiş bir anlaşmazlık ya da çekişme nedeniyle birine karşı duyulan yoğun kin ya da nefret.
"There is bad blood between them."Aralarında kötü kan var.
yanlış bir başlangıç yapmak
Bir ilişki ya da işe hoş olmayan, başarısız bir başlangıç yapmak.
"We started off on the wrong foot."Yanlış bir başlangıç yaptık.
parmak kaldırmak
Birine karşı güçlü bir hoşnutsuzluk, öfke ya da saygısızlık göstergesi olarak orta parmağı yukarı kaldırarak hakaret içeren el işareti yapmak.
"He gave the driver the bird."Kalabalık kötü oyuncuya parmak kaldırdı.
kıçını sevmek
Birini son derece çok sevmek ya da nefret etmek (argo, çok yoğun bir nefret anlamında)
"I hate his guts so much."Onun kıçını çok sevmiyorum.
birinin kafasında olmak
birisiyle bir sorunu olmak veya ondan rahatsız olmak ve bunu ona anlatmak istemek
"I have a bone to pick."Kafamda bir şey var.
bıçağı saplamak
İhanet ya da acı verici bir davranışla birini duygusal olarak yaralamak.
"She put the knife in him."O, ona bıçağı sapladı.
havayı temizlemek
Anlaşmazlık ya da yanlış anlaşılmadan kaynaklanan olumsuz duyguları gidermek için açık bir konuşma yapmak.
"We need to clear the air."Havayı temizlememiz gerekiyor.
balta gömmek
Bir anlaşmazlık sonrasında yeniden iyi bir ilişki kurmak.
"Let's bury the hatchet and be friends."Balta gömelim ve dost olalım.
kavga etmek
anlaşmazlık çözülene kadar tartışmak ya da dövüşmek
"They will duke it out."İki çocuk okul sonrası kavga etti.
kuş vermek
Birine karşı güçlü bir hoşnutsuzluk, rahatsızlık veya saygısızlık işareti olarak, orta parmağı kaldırıp diğerlerini aşağı doğru uzatarak kaba bir el hareketi yapmak.
"He gave the bird."Ona kuş verdi.
kavga etmek
bir anlaşmazlık çözülene kadar tartışmak veya kavga etmek
"They will duke it out."Kavga edecekler.
Bu listedeki 14 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla