what you see is (what|all) you get/wˌʌt juː sˈiː ɪz wˌʌt juː ɡˈɛt/kalıp
gördüklerin aldığın tek şeydir
Bir şeyin ya da birinin dış görünüşünün, gerçek doğasını ya da niteliklerini tam olarak yansıttığını vurgulamak için kullanılır.
"There are no hidden features — what you see is what you get."Gizli bir özellik yok — gördüklerin aldığın tek şeydir.
a straw will show which way the wind blows/ɐ stɹˈɔː wɪl ʃˈoʊ wˌɪtʃ wˈeɪ ðə wˈɪnd blˈoʊz/kalıp
bir saman rüzgarın yönünü gösterir
Küçük detayların ya da ipuçlarının, daha büyük durumlar ya da sonuçlar hakkında önemli bilgiler sunduğunu vurgulamak için kullanılır.
"Watch the small signs — a straw will show which way the wind blows."Küçük işaretlere dikkat et — bir saman rüzgarın yönünü gösterir.
real eyes realize/ɹˈiːəl ˈaɪz ɹˈiːəlaɪz/kalıp
gerçek gözler fark eder
İllüzyon ve önyargı olmadan net bir şekilde görmek, gerçeği daha derin kavramayı sağlar; gözlemci ve farkındalığın önemini vurgular.
"See clearly, understand truth."İyi bak ve anlayacaksın — gerçek gözler fark eder.
memory is the treasure of the mind/mˈɛmɚɹi ɪz ðə tɹˈɛʒɚɹ ʌvðə mˈaɪnd/kalıp
hafıza zihnin hazinesidir
Geçmiş deneyimleri, bilgileri ve duyguları hatırlama yeteneğinin, içgörü, ders ve kişisel gelişim sağlayan değerli bir varlık olduğunu ifade eder.
"Everything you have learned is stored inside you — memory is the treasure of the mind."Öğrendiklerin hepsi içinde saklıdır — hafıza zihnin hazinesidir.
the longest journey is the journey within/ðə lˈɑːŋɡəst dʒˈɜːni ɪz ðə dʒˈɜːni wɪðˈɪn/kalıp
en uzun yol içsel yolculuktur
Kendini keşfetmenin, düşünce, duygu ve gerçek doğayı anlamanın en zor ve en ödüllendirici seyahat olduğunu vurgular.
"Self-discovery is hard."En zor yol kendini tanımaktır — en uzun yol içsel yolculuktur.
knowledge is power/nˈɑːlɪdʒ ɪz pˈaʊɚ/kalıp
bilgi güçtür
Eğitim ve öğrenmenin, bireylerin başarıya ulaşmasını, bilinçli kararlar almasını ve dünyada olumlu etki yaratmasını sağlayan güçlü araçlar olduğunu belirtir.
"Learn as much as you can — knowledge is power."Mümkün olduğunca çok öğren — bilgi güçtür.
(a|) little (knowledge|learning) is a dangerous thing/ɐ lˈɪɾəl nˈɑːlɪdʒ lˈɜːnɪŋ ɪz ɐ dˈeɪndʒɚɹəs θˈɪŋ/kalıp
az bilen tehlikelidir
Bir şey hakkında eksik bilgiye sahip olmanın, kişinin yeteneklerini aşırı tahmin etmesine veya konunun karmaşıklığını hafife almasına yol açabileceğini ve bunun zararlı olabileceğini ima etmek için kullanılır.
"Little knowledge is dangerous."Az bilen tehlikelidir.
knowledge in youth is wisdom in age/nˈɑːlɪdʒ ɪn jˈuːθ ɪz wˈɪsdəm ɪn ˈeɪdʒ/kalıp
gençlikteki bilgi, yaşta bilgeliktir
Erken yaşta edinilen bilgi ve eğitim, ilerleyen yıllarda daha büyük bir bilgelik ve anlayışa dönüşür.
"Study hard while you are young — knowledge in youth is wisdom in age."Gençken çok çalış — gençlikteki bilgi, yaşta bilgeliktir.
doubt is often the beginning of wisdom/dˈaʊt ɪz ˈɔfən ðə bɪɡˈɪnɪŋ ʌv wˈɪsdəm/kalıp
şüphe çoğu zaman bilgelğin başlangıcıdır
Şüpheci ya da tereddütlü olmak, sorular sormayı ve cevap aramayı tetikleyerek daha derin bir anlayışa yol açar.
"Questioning things is a sign of intelligence — doubt is often the beginning of wisdom."Sorgulamak zekânın işaretidir — şüphe çoğu zaman bilgelğin başlangıcıdır.
a good mind possesses a kingdom/ɐ ɡˈʊd mˈaɪnd pəzˈɛsᵻz ɐ kˈɪŋdəm/kalıp
iyi bir zihin bir krallığa sahiptir
Zeki ve akıllı bir zihnin, büyük bir güç ve etki sahibi olmayı eşdeğer kıldığını ima eder.
"Intelligence is power."Keskin bir zihin servetten daha değerlidir — iyi bir zihin bir krallığa sahiptir.
better brain than brawn/bˈɛɾɚ bɹˈeɪn ðɐn bɹˈɔːn/kalıp
akıl kas gücünden üstündür
Zeka, bilgi ve zihinsel yeteneklerin, fiziksel güç ya da kaba kuvvetten daha değerli ve faydalı olduğunu savunur.
"Think smart, not hard."Güç kullanmadan önce düşün — akıl kas gücünden üstündür.
a disease known is half cured/ɐ dɪzˈiːz nˈoʊn ɪz hˈæf kjˈʊɹd/kalıp
hastalığın yarısı tanındıysa yarısı iyileşir
Bir sorunun kök nedenini tanımlamanın ve anlamanın, çözüm bulma yolunda kritik bir adım olduğunu vurgular.
"Knowing the problem helps."Sorunu anladığınızda, çözümün yarısına ulaşmış olursunuz — hastalığın yarısı tanındıysa yarısı iyileşir.
the nose knows/ðə nˈoʊz nˈoʊz/kalıp
burun bilir
Sezgi, algı ve duyusal farkındalığın önemini vurgular.
"Trust your gut feeling."İçgüdülerine güven — burun bilir.
for wisdom will enter your heart, and knowledge will be pleasant to your soul/fɔːɹ wˈɪsdəm wɪl ˈɛntɚ jʊɹ hˈɑːɹt ænd nˈɑːlɪdʒ wɪl biː plˈɛzənt tə jʊɹ sˈoʊl/kalıp
çünkü bilgelik kalbine girer, bilgi ruhuna zevk verir
Bilgi ve bilgelik arayışının, kararları iyileştiren ve daha anlamlı bir yaşam sunan tatmin edici bir deneyim olduğunu ima eder.
"Learning brings joy."Bilgelik kalbine girsin — çünkü bilgelik kalbine girer, bilgi ruhuna zevk verir.
wisdom (will|shall) save you from the ways of wicked men, from men whose words are perverse/wˈɪsdəm wɪl ɔːɹ ʃˌæl sˈeɪv juː fɹʌmðə wˈeɪz ʌv wˈɪkᵻd mˈɛn fɹʌm mˈɛn hˌuːz wˈɜːdz ɑːɹ pɚvˈɜːs/kalıp
bilgelik seni kötü insanların yollarından, sözleri çarpık olanlardan korur
Bilgelik sahibi olmanın, aldatıcı ve ahlaksız kişilerin zararlı davranış ve sözlerinden korunmayı sağladığını ifade eder.
"Wisdom protects from bad people."Bilgelik seni kötü insanlardan korur — bilgelik seni kötü insanların yollarından korur.
curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back/kjˌʊɹɪˈɑːsɪɾi kˈɪld ðə kˈæt bˌʌt sˌæɾɪsfˈækʃən bɹˈɔːt ɪt bˈæk/kalıp
merak öldürür, tatmin geri getirir
Aşırı merakın olumsuz sonuçlar doğurabileceği, ancak bilgi ya da keşif peşinde koşmanın risklere rağmen tatmin edici olabileceği anlamında kullanılır.
"Curiosity killed the cat."Sürpriz hakkında sorular sormaya devam etti — merak öldürür.
Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren