başı belası
Sürekli rahatsızlık, sıkıntı ya da zahmet veren kişi ya da şey.
"This broken printer is a pain in the ass."Bu bozuk yazıcı bir başı belası.
Zorluk Yaratmak konusundaki 19 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
başı belası
Sürekli rahatsızlık, sıkıntı ya da zahmet veren kişi ya da şey.
"This broken printer is a pain in the ass."Bu bozuk yazıcı bir başı belası.
kendi başarısının kurbanı
Bireyin ya da kuruluşun kendi elde ettiği başarıların yol açtığı olumsuz sonuçlar ya da zorluklar yaşaması durumu.
"He became a victim of his own success and burned out."Kendi başarısının kurbanı oldu ve tükenmişlik yaşadı.
baş belası
Çok sinir bozucu veya zahmetli bir kişi veya şey.
"He is a pain."O bir baş belası.
şaka sınırını aşmak
sorun ya da endişe kaynağı haline gelmeye başlamak
"His behavior is beyond a joke."Davranışı şaka sınırını aştı.
yolunu kesmek
Birinin bir şeyi yapmasını engellemek ya da bir işi zorlaştırarak gerçekleşmesini önlemek.
"Don't get in the way."Yolunu kesme.
uzun soluklu
Bitirmek için çok zaman ve çaba gerektiren bir görev.
"This project is a long haul."Bu proje uzun soluklu.
engel
İlerlemeyi ya da bir şeyin gerçekleşmesini önleyen durum ya da unsur.
"Lack of funds was the stumbling block."Fon eksikliği bir engeldi.
çok yormak
Bir işi ya da durumu zihinsel ya da fiziksel olarak tüketmek.
"Caring for my sick mother took a lot out of me."Hasta anneme bakmak beni çok yordu.
son damla
dayanma sınırını aşan son ve belirleyici olay ya da davranış
"That was the straw."Yalanı son damlaydı, ben de ayrıldım.
kafasını ağlatan sorun
Çözülmesi ya da kurtulması hiç de kolay olmayan problem.
"His gambling debt is a monkey on his back."Kumar borcu onun kafasını ağlatan bir sorundur.
boşuna çaba harcamak
Tamamen anlamsız ve mantıksız bir işe girişmek.
"Trying to change his mind is like kicking dead whales down the beach."Onun fikrini değiştirmeye çalışmak boşuna çaba harcamak gibidir.
ellerini kirletmek
Zor, yorucu ya da zahmetli fiziksel işlere girmek.
"The CEO is not afraid to get his hands dirty."CEO ellerini kirletmekten çekinmiyor.
birinin canını sıkan şey
Sorunlu ve başa çıkması zor bir kişi veya şey.
"The dog is thorn."Köpek canımı sıkıyor.
bir şeyin soğuk rüzgarı
Bir şeyin neden olduğu bir dizi sorun.
"The chill wind of change arrived."Değişimin soğuk rüzgarı esti.
boynunda bir yük
Taşıyamayacağı kadar çok olan kaçınılmaz bir sorun veya sorumluluk.
"Debt is a burden."Borç bir yüktür.
katran bebeği
çözmeye çalıştıkça daha da zorlaşan bir sorun
"This problem is tricky."Bu sorun zorlayıcı.
son damla
Birbirini takip eden sorunların sonunda dayanılmaz hale gelen ve bir şeyi sonlandıran olay.
"Your lateness is the straw that breaks the camel's back."Geç kalman son damla oldu.
batar gibi olmak
Bir şey, duygu ya da deneyim tarafından tamamen boğulmak, bunaltılmak.
"Drowning in work now."Bugün evrak işlerinde batar gibi oldum.
ellerini kirletmek
Özellikle yorucu veya zorlu bir işe girişmek.
"Let's get our hands dirty."Ellerimizi kirletelim.
Bu listedeki 19 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla