Karmaşıklık Ekleme: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Karmaşıklık Ekleme konusundaki 16 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

16 kelime Zorluk İle İlgili İngilizce Deyimler
to [cook] {one's} goose /kˈʊk wˈʌnz ɡˈuːs/ ifade

kendi işini bozmak

birinin planlarını mahvederek başarısız olmasını sağlamak

"You will cook your goose."Kendi işini bozacaksın.

to [give] {sb} enough rope to hang {oneself} /ɡˈɪv ˌɛsbˈiː ɪnˈʌf ɹˈoʊp tə hˈæŋ wʌnsˈɛlf/ ifade

birine kendi kuyusunu kazma fırsatı vermek

Birine zarar verme niyetiyle özgürce hareket etme fırsatı vermek.

"Give him rope to hang."Ona asılması için ip ver.

to [play] hard to get /plˈeɪ hˈɑːɹd tə ɡˈɛt/ ifade

zorlu bir oyun oynamak

Romantik ya da cinsel ilgiye karşı ilgisiz gibi davranarak karşı tarafın ilgisini artırmaya çalışmak.

"She is playing hard to get."O, zorlu bir oyun oynuyor.

to [queer] {one's} pitch /kwˈɪɹ wˈʌnz pˈɪtʃ/ ifade

birinin planını bozmak

birinin istediği şeyi elde etmesini sorunlar yaratarak engellemek

"He queered my pitch."Planımı bozdu.

to [rain] on {one's} parade /ɹˈeɪn ˌɑːn wˈʌnz pɚɹˈeɪd/ ifade

keyfini kaçırmak

Birinin planladığı bir şeyi bozmak veya bir şeyin tadını çıkarmasına izin vermemek.

"Don't rain on my parade."Keyfimi kaçırma.

to [throw] a (monkey|) wrench (into|in) the works /θɹˈoʊ ɐ mˈʌnki ɹˈɛntʃ ˌɪntʊ ɪn ðə wˈɜːks/ ifade

işlerin içine çomak sokmak

bir planı veya faaliyeti yavaşlatmak veya devam etmesini engellemek

"Threw wrench in works."İşlerin içine çomak soktu.

to [tie] {oneself} (up|) (in|into) knots /tˈaɪ wʌnsˈɛlf ˌʌp ɪn ˌɪntʊ nˈɑːts/ ifade

kendini karmaşaya sokmak

Kendini aşırı derecede endişeli veya kafası karışık hale getirecek bir şey yapmak.

"Tied myself in knots."Kendimi karmaşaya soktum.

to [upset|overturn] the apple cart /ʌpsˈɛt ˌoʊvɚtˈɜːn ðɪ ˈæpəl kˈɑːɹt/ ifade

planı alt üst etmek

Planlanmış bir şeyi bozarak sorun yaratmak.

"He upset the apple cart today."Bugün planı alt üst etti.

to [muddy] the (waters|issue) /mˈʌdi ðə wˈɔːɾɚz ˈɪʃuː/ ifade

suyu bulanıklaştırmak

basit bir durumu daha karmaşık hâle getirmek

"He muddied waters."Konuşması suyu daha da bulanıklaştırdı.

to [put] the kibosh on {sth} /pˌʊt ðə kˈɪbɑːʃ ˌɑːn ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

bir şeye son vermek

Bir şeyin devam etmesini veya olmasını engelleme girişiminde bulunmak.

"They put kibosh on plans."Planlara son verdiler.

to [knock] the (wind|breath|stuffing) out of {sb} /nˈɑːk ðə wˈɪnd bɹˈɛθ stˈʌfɪŋ ˌaʊɾəv ˌɛsbˈiː/ ifade

nefesini kesmek

Beklenmedik bir şey yaparak birinin özgüvenini ya da moralini sarsmak.

"The news knocked me."Yumruk nefesimi kesti.

to [cast] a (shadow|cloud) (over|on) {sth} /kˈæst ɐ ʃˈædoʊ klˈaʊd ˌoʊvɚɹ ˌɑːn ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

bir şeye gölge düşürmek

belirli bir şey veya durumla ilgili bir olumsuzluk ve umutsuzluk hissi yaratmak

"It cast a shadow."Gölge düşürdü.

fly in the ointment /flˈaɪ ɪnðɪ ˈɔɪntmənt/ ifade

baltalayan şey

Aksi takdirde olumlu veya keyifli bir durumu bozan kişi veya şey.

"The cost is a fly in ointment."Maliyet baltalayan şey.

to [put] a damper on {sth} /pˌʊt ɐ dˈæmpɚɹ ˌɑːn ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

bir şeyin tadını kaçırmak

Bir şeyin keyfini, gücünü veya aktivitesini azaltmak veya düşürmek.

"It put a damper."Tadını kaçırdı.

to [take] the gilt off the gingerbread /tˈeɪk ðə ɡˈɪlt ˈɔf ðə dʒˈɪndʒɚbɹˌɛd/ ifade

bir şeyin cazibesini azaltmak

Bir şeyi olabileceğinden daha az keyifli hale getirmek.

"It took gilt off."Cazibesini azalttı.

play hard to get /pleɪ hɑrd tɪ gɪt/ ifade

zor elde edilir olmak

Birinden birinin istediği veya ihtiyacı olan bir şeyi kolayca vermemek.

"She played hard to get."O, zor elde edilir biriydi.

Bu listedeki 16 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Zorluk İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular