Yer ve Konum: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Yer ve Konum konusundaki 17 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

17 kelime Nitelikleri Tanımlama İle İlgili İngilizce Deyimler
to [burst] at the seams /bˈɜːst æt ðə sˈiːmz/ ifade

dolu taşmak

Bir yerin çok sayıda şeyle dolu olması

"The small room was bursting at the seams."Küçük oda dolu taşarak taşarıyordu.

(as|) straight as an arrow /æz stɹˈeɪt æz ɐn ˈæɹoʊ/ ifade

ok gibi dürüst

çok dürüst ve ahlaki bir kişiyi tanımlamak için kullanılır

"He is straight as arrow."O, ok gibi dürüst.

(out|) in the open /ˈaʊt ɪnðɪ ˈoʊpən/ ifade

açığa çıkmak, ortaya çıkmak

Bir sırrın artık başkalarıyla paylaşıldığı anlamına gelir.

"The secret is finally out in the open."Sır sonunda ortaya çıktı.

to [elbow] {one's} way /ˈɛlboʊ wˈʌnz wˈeɪ/ ifade

kollarını açarak yol açmak

Kalabalık ya da engelli bir alanda zorla yol açmak

"He elbowed his way through the crowd."Kalabalıktan kollarını açarak yol açtı.

elbow room /ˈɛlboʊ ɹˈuːm/ isim

başka bir alan

İnsanların rahatça hareket edebilmesini sağlayan yeterli alan

"We need elbow room."Daha büyük bir eve taşınmak aileye daha fazla başa alan sağladı.

in the middle of nowhere /ɪnðə mˈɪdəl ʌv nˈoʊwɛɹ/ ifade

hiçbir yerin ortasında

Şehirlerden, kasabalardan veya insanların yaşadığı herhangi bir yerden uzakta bir yer.

"In the middle of nowhere."Hiçbir yerin ortasında.

neck of the woods /nˈɛk ʌvðə wˈʊdz/ ifade

semt

Birinin ikamet ettiği bir yere yakın bir alan.

"Welcome to my neck of the woods."Semtime hoş geldiniz.

room to swing a cat /ɹˈuːm tə swˈɪŋ ɐ kˈæt/ ifade

kedi sallanacak kadar dar

Hareket etmek için çok sınırlı alana sahip, çok küçük oda.

"There is no room to swing a cat."Kedi sallanacak kadar yer yok.

nook and cranny /nˈʊk ænd kɹˈæni/ ifade

her köşe bucak

görünmeyen ya da ulaşılması zor olan tüm yerler

"We searched every nook and cranny."Her köşe bucak aradık.

(packed|squashed) (in|) like sardines /pˈækt skwˈɑːʃt ɪn lˈaɪk sɑːɹdˈiːnz/ ifade

sardalya gibi sıkışmış

hareket edecek kadar alan kalmayacak şekilde sıkışmış olmak

"We were packed like sardines."Sardalya gibi sıkışmıştık.

(stomping|stamping) ground /stˈɑːmpɪŋ stˈæmpɪŋ ɡɹˈaʊnd/ ifade

sık sık gittiği yer

bir kişinin sıkça bulunduğu, zaman geçirdiği tanıdık mekan

"This is my ground."Burası benim sık sık gittiğim yer.

fresh out of {sw} /fɹˈɛʃ ˌaʊɾəv ˌɛsdˈʌbəljˌuː/ ifade

yeni gelmiş

Belirli bir yerden yeni dönmüş olmak.

"I am fresh out."Yeni geldim.

(as|) (straight|stiff) as a ramrod /æz stɹˈeɪt stˈɪf æz ɐ ɹˈæmɹɑːd/ ifade

kuralcı, dürüst

(özellikle asker veya kolluk kuvvetlerinde) dürüst ve kurallara sapmadan uyan

"He stands straight as a ramrod."Dimdik duruyor.

on all fours /ˌɑːn ˈɔːl fˈoːɹz/ ifade

dört ayak üstünde

eller ve dizler üzerine inmiş olmak

"The baby was on all fours."Bebek dört ayak üstündeydi.

(as) straight as an arrow /(ɛz) streɪt ɛz ən ˈɛroʊ/ ifade

ok gibi dosdoğru

Tamamen doğrudan ve herhangi bir bükülme ve sapma olmadan.

"The road is straight as an arrow."Yol ok gibi dosdoğru.

(out) in the open /(aʊt) ɪn ðə ˈoʊpən/ ifade

açıkta

Kapalı olmayan bir ortamda.

"The cat is out in the open."Kedi açıkta.

(as)straightas a ramrod /(as)straightas* ə ˈræmˌrɑd/ ifade

sıkı dimdik

(Birinin duruşu için) Düz ve sert bir pozisyonda.

"He stood as straight as a ramrod."Sıkı dimdik durdu.

Bu listedeki 17 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Nitelikleri Tanımlama İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular