bir adım önde
aynı türdeki diğerlerinden çok daha iyi olmak
"This hotel is a cut above the rest."Bu otel diğerlerinden bir adım önde.
Karşılaştırma konusundaki 18 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
bir adım önde
aynı türdeki diğerlerinden çok daha iyi olmak
"This hotel is a cut above the rest."Bu otel diğerlerinden bir adım önde.
çok üstün
Aynı türden diğerleriyle karşılaştırıldığında çok daha üstün olan bir kişiyi veya şeyi tanımlamak için kullanılır.
"She is head and shoulders above."O çok üstün.
ince çizgi
iki benzer görünen durum ya da kavram arasındaki hassas ayrım
"There is a thin line between love and hate."Sevgi ile nefret arasındaki ince çizgi çok dar.
adil karşılaştırma
Şeylerin adil bir şekilde değerlendirildiği veya göz önüne alındığı bir durum.
"We need to compare apples to apples."Adil karşılaştırma yapmalıyız.
aynı kumaştan dokunmuş
başkasına çok benzer niteliklere sahip olmak
"They are cut from the same cloth."Onlar aynı kumaştan dokunmuşlar.
gölgesinde
daha popüler ya da yetenekli bir kişinin gölgesinde kalıp, daha az takdir ya da ilgi görmek anlamında kullanılır
"He lived in the shadow of his famous brother."Ünlü kardeşinin gölgesinde yaşıyordu.
ayak izlerini takip etmek
önceki birinin yaptığı aynı işleri yapmaya çalışmak
"He wants to follow in father's footsteps."Babası gibi olmak istiyor, ayak izlerini takip etmeyi planlıyor.
takip etmek
başkasının aynı şekilde davranması
"Others followed suit then."Bir restoran fiyatları düşürdüğünde diğerleri de aynı yolu izledi.
birinin kitabından bir yaprak almak
Bir başkasınınkine neredeyse aynı olan bir şeyi yapmak veya bir şekilde davranmak.
"Take a leaf from her."Onun kitabından bir yaprak al.
bir ipucu almak
başkasının davranışını örnek alarak aynı başarıyı elde etmeye çalışmak
"I took a cue from her."Meslektaşımdan bir ipucu alarak erken geldim.
yarı kadar olmak
başkasına kıyasla çok daha az güçlü, başarılı ya da yetenekli olmak
"He is half the man."O, babası kadar bir adam değil.
kıyaslanamaz
(kişi ya da şey) açısından diğerine göre çok daha düşük kalitede olmak
"This is not a patch."Bu telefon, şunun kıyaslanamaz bir örneği.
aynı ligde olmak
iki kişi ya da varlığın aynı niteliklere ya da başarı seviyesine sahip olduğunu ifade eder
"They are in same league."Bu iki takım aynı ligde değil.
kapsamının dışında olmak
birinin başka birine göre aynı seviyede olmaması, sosyal statüsü, çekiciliği ya da nitelikleri bakımından daha düşük kalması
"She is out of my league."O güzel, ama benim ligimin dışında.
çemberler çizmek
(kişi ya da şey) açısından diğerine göre çok daha hızlı, daha iyi ya da daha başarılı olmak
"He runs rings around me."Satrançta bana çemberler çizebilir.
benim ligimde değil
Bir kişinin aynı seviyede olmadığını veya başka bir kişiyle aynı sosyal statüye, çekiciliğe veya niteliklere sahip olmadığını öne sürmek için kullanılır.
"He is out of my league."O benim ligimde değil.
kilo başına
Boyut veya ölçeklerini dikkate almadan, niteliklerine veya yeteneklerine göre iki şeyi karşılaştırmak için kullanılır.
"He is the best, pound for pound."Kilo başına en iyisi o.
ışık yılları uzakta
İki şey arasında, genellikle ilerleme, kalite veya anlayış açısından önemli ölçüde uzak veya farklı olduklarını gösteren büyük bir fark.
"That is light years away."O ışık yılları uzakta.
Bu listedeki 18 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla