Karşılaştırma: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Karşılaştırma konusundaki 18 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

18 kelime Nitelikleri Tanımlama İle İlgili İngilizce Deyimler
a cut above /ɐ kˈʌt əbˈʌv/ ifade

bir adım önde

aynı türdeki diğerlerinden çok daha iyi olmak

"This hotel is a cut above the rest."Bu otel diğerlerinden bir adım önde.

head and shoulders above {sb/sth} /hˈɛd ænd ʃˈoʊldɚz əbˌʌv ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

çok üstün

Aynı türden diğerleriyle karşılaştırıldığında çok daha üstün olan bir kişiyi veya şeyi tanımlamak için kullanılır.

"She is head and shoulders above."O çok üstün.

a (fine|thin) line /ɐ fˈaɪn θˈɪn lˈaɪn/ ifade

ince çizgi

iki benzer görünen durum ya da kavram arasındaki hassas ayrım

"There is a thin line between love and hate."Sevgi ile nefret arasındaki ince çizgi çok dar.

apples to apples /ˈæpəlz tʊ ˈæpəlz/ ifade

adil karşılaştırma

Şeylerin adil bir şekilde değerlendirildiği veya göz önüne alındığı bir durum.

"We need to compare apples to apples."Adil karşılaştırma yapmalıyız.

to [be] cut (from|out of) the same cloth /biː kˈʌt fɹʌm ˌaʊɾəv ðə sˈeɪm klˈɔθ/ ifade

aynı kumaştan dokunmuş

başkasına çok benzer niteliklere sahip olmak

"They are cut from the same cloth."Onlar aynı kumaştan dokunmuşlar.

in the shadow of {sb} /ɪnðə ʃˈædoʊ ʌv ˌɛsbˈiː/ ifade

gölgesinde

daha popüler ya da yetenekli bir kişinin gölgesinde kalıp, daha az takdir ya da ilgi görmek anlamında kullanılır

"He lived in the shadow of his famous brother."Ünlü kardeşinin gölgesinde yaşıyordu.

to [follow] in {one's} footsteps /fˈɑːloʊ ɪn wˈʌnz fˈʊtstɛps/ ifade

ayak izlerini takip etmek

önceki birinin yaptığı aynı işleri yapmaya çalışmak

"He wants to follow in father's footsteps."Babası gibi olmak istiyor, ayak izlerini takip etmeyi planlıyor.

to [follow] suit /fˈɑːloʊ sˈuːt/ ifade

takip etmek

başkasının aynı şekilde davranması

"Others followed suit then."Bir restoran fiyatları düşürdüğünde diğerleri de aynı yolu izledi.

to [take|borrow] a leaf out of {one's} book /tˈeɪk bˈɔːɹoʊ ɐ lˈiːf ˌaʊɾəv wˈʌnz bˈʊk/ ifade

birinin kitabından bir yaprak almak

Bir başkasınınkine neredeyse aynı olan bir şeyi yapmak veya bir şekilde davranmak.

"Take a leaf from her."Onun kitabından bir yaprak al.

to [take] a cue from {sb/sth} /tˈeɪk ɐ kjˈuː fɹʌm ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

bir ipucu almak

başkasının davranışını örnek alarak aynı başarıyı elde etmeye çalışmak

"I took a cue from her."Meslektaşımdan bir ipucu alarak erken geldim.

to [be|become] half the (man|woman|person) (that|) {sb} [is] /biː bɪkˌʌm hˈæf ðə mˈæn wˈʊmən pˈɜːsən ðæt ˌɛsbˈiː ɪz/ ifade

yarı kadar olmak

başkasına kıyasla çok daha az güçlü, başarılı ya da yetenekli olmak

"He is half the man."O, babası kadar bir adam değil.

{not} a patch on {sb/sth} /nˌɑːt ɐ pˈætʃ ˌɑːn ˌɛsbˈiː slˈæʃ ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/ ifade

kıyaslanamaz

(kişi ya da şey) açısından diğerine göre çok daha düşük kalitede olmak

"This is not a patch."Bu telefon, şunun kıyaslanamaz bir örneği.

in the same league /ɪnðə sˈeɪm lˈiːɡ/ ifade

aynı ligde olmak

iki kişi ya da varlığın aynı niteliklere ya da başarı seviyesine sahip olduğunu ifade eder

"They are in same league."Bu iki takım aynı ligde değil.

out of {one's} league /ˌaʊɾəv wˈʌnz lˈiːɡ/ ifade

kapsamının dışında olmak

birinin başka birine göre aynı seviyede olmaması, sosyal statüsü, çekiciliği ya da nitelikleri bakımından daha düşük kalması

"She is out of my league."O güzel, ama benim ligimin dışında.

to [run] (circles|rings) around {sb/sth} /ɹˈʌn ɹˈɪŋz ɐɹˈaʊnd/ ifade

çemberler çizmek

(kişi ya da şey) açısından diğerine göre çok daha hızlı, daha iyi ya da daha başarılı olmak

"He runs rings around me."Satrançta bana çemberler çizebilir.

out ofone'sleague /aʊt ofone'sleague*/ ifade

benim ligimde değil

Bir kişinin aynı seviyede olmadığını veya başka bir kişiyle aynı sosyal statüye, çekiciliğe veya niteliklere sahip olmadığını öne sürmek için kullanılır.

"He is out of my league."O benim ligimde değil.

pound for pound /paʊnd fər paʊnd/ ifade

kilo başına

Boyut veya ölçeklerini dikkate almadan, niteliklerine veya yeteneklerine göre iki şeyi karşılaştırmak için kullanılır.

"He is the best, pound for pound."Kilo başına en iyisi o.

light years away /laɪt jɪrz əˈweɪ/ ifade

ışık yılları uzakta

İki şey arasında, genellikle ilerleme, kalite veya anlayış açısından önemli ölçüde uzak veya farklı olduklarını gösteren büyük bir fark.

"That is light years away."O ışık yılları uzakta.

Bu listedeki 18 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Nitelikleri Tanımlama İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular