yağ ve su karışmaz
Bazı şeylerin ya da insanların bir arada uyum sağlamadığını, birleştirilmelerinin çatışma ya da başarısızlık doğuracağını vurgular.
"They are incompatible."Bazı şeyler bir arada bulunamaz — yağ ve su karışmaz.
Uygunluk ve Uyum konusundaki 13 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
yağ ve su karışmaz
Bazı şeylerin ya da insanların bir arada uyum sağlamadığını, birleştirilmelerinin çatışma ya da başarısızlık doğuracağını vurgular.
"They are incompatible."Bazı şeyler bir arada bulunamaz — yağ ve su karışmaz.
gündüz ve gece bir arada var olamaz
Temel olarak farklı ya da uyumsuz unsurların aynı ortamda huzurlu bir şekilde bulunamayacağını ifade eder.
"Opposites don't coexist."Bazı şeyler aynı anda var olamaz — gündüz ve gece bir arada var olamaz.
hem Tanrı'ya hem de Mamona'ya hizmet edemezsin
Maddi zenginlik peşinde koşmakla manevi ya da ahlaki değerleri aynı anda sürdürmenin mümkün olmadığını anlatır.
"You cannot serve God and Mammon."İki zıt hedefi aynı anda takip edemezsin — hem Tanrı'ya hem de Mamona'ya hizmet edemezsin.
her şeyin bir yeri, her yerin bir şeyi vardır
Düzen ve tertibatın önemini, eşyaların doğru yerde tutulmasının karışıklığı önleyeceğini vurgular.
"A place for everything."Her şeyin doğru yeri vardır — her şeyin bir yeri, her yerin bir şeyi vardır.
herkesin zevki farklıdır
İnsanların zevk, tercih ve ihtiyaçlarının farklı olduğunu vurgulamak.
"He likes rock music and she likes jazz — different strokes for different folks."O rock müzik sever, o ise caz dinler — herkesin zevki farklıdır.
ödünç alınan giysiler asla iyi uymaz
Başkalarının fikirlerine veya tutumlarına güvenmenin rahatsızlığa veya başarısızlığa yol açabileceğini, çünkü bunların bireysel ihtiyaçlara veya tercihlere uygun olmayabileceğini öne sürmek için kullanılır.
"Borrowed garments never fit well."Ödünç alınan giysiler asla iyi uymaz.
her ayakkabı her ayağa uymaz
Bir kişi ya da durum için işe yarayan bir çözümün, başka birine aynı derecede uymayabileceğini, çözümün ihtiyaç ve koşullara göre seçilmesi gerektiğini vurgular.
"Every shoe fits not foot."Tek bir çözüm herkes için uygun değildir — her ayakkabı her ayağa uymaz.
herkesin kendine göre bir yolu var
Farklı kişilerin farklı şeylere yatkın olduğu, birine uygun olanın diğerine uymayabileceği anlamı.
"He loves extreme sports, but hiking is not for me — horses for courses."O ekstrem sporları seviyor, ama yürüyüş benim için değil – herkesin kendine göre bir yolu var.
her şeyin bir zamanı ve yeri vardır
Belirli eylemlerin, davranışların veya kararların yalnızca belirli durumlarda uygun olduğunu ve ne zaman ve nerede uygun olduklarını tanımak gerektiğini ima etmek için kullanılır.
"A time and place for everything."Her şeyin bir zamanı ve yeri vardır.
leş kargası asla iyi bir şahin olamaz
Bir kişinin veya şeyin doğası gereği uygun olmadığı veya yapamayacağı bir şey olamayacağını ve kişinin sınırlamalarını tanımak ve kabul etmek gerektiğini ima etmek için kullanılır.
"A carrion kite good hawk."Leş kargası iyi şahin.
her şey mevsiminde iyidir
Her şeyin kendine uygun bir zamanı ve fırsatı olduğunu, doğal akışa saygı gösterilmesi gerektiğini ifade eder.
"Everything good in season."Her şey doğru zamanda en iyisidir — her şey mevsiminde iyidir.
her tencerenin kapağı vardır
Her kişi ya da durum için uygun, uyumlu bir eşleşmenin bulunduğunu anlatır.
"Every pot has lid."Herkesin bir eşleşmesi vardır — her tencerenin kapağı vardır.
her çift bir bütün değildir
bir ilişki içindeki bireylerin iyi bir ortaklık kurmalarını engelleyen önemli farklılıklara veya uyumsuzluklara sahip olabileceğini ima etmek için kullanılır
"Every couple is not a pair."Her çift bir bütün değildir.
Bu listedeki 13 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla