Tartışma: İngilizce Kelimeler ve Türkçe Anlamları

Tartışma konusundaki 18 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.

18 kelime Görüş İle İlgili İngilizce Deyimler
water under the bridge /wˈɔːɾɚɹ ˌʌndɚ ðə bɹˈɪdʒ/ ifade

geçmişte kaldı

Geçmişte yaşanan olumsuz bir olayın artık tartışmaya değmeyeceğini söylemek.

"Our argument is water under the bridge."Tartışmamız geçmişte kaldı.

blazing row /blˈeɪzɪŋ ɹˈoʊ/ isim

kızgın tartışma

İki taraf arasında çok şiddetli ve yoğun bir kavga.

"They had a blazing row."Çift arasında kızgın bir tartışma çıktı.

to [jump] down {one's} throat /dʒˈʌmp dˌaʊn wˈʌnz θɹˈoʊt/ ifade

ağzından çıkmak

Birine hızlı ve kaba bir şekilde yanıt vermek

"Do not jump down my throat."Dün ona ağzından çıktı.

to [have] it out with {sb} /hæv ɪt ˈaʊt/ ifade

açıkça konuşmak

Bir anlaşmazlığı veya tartışmayı çözmek için biriyle açıkça konuşmak.

"I will have it out."Açıkça konuşacağım.

do not get me started /duːnˌɑːt ɡɛt mˌiː stˈɑːɹɾᵻd/ kalıp

beni konuşturma

Birinin belirli bir konu hakkında konuşmasını istememesini istemek için kullanılır, çünkü bu uzun, tatsız bir tartışmayı başlatabilir.

"Don't get me started!"Beni konuşturma!

to [go|be] (at it|) hammer and tongs /ɡˌoʊ ɔːɹ biː æt ɪt ɔːɹ hˈæmɚɹ ænd tˈɑːŋz/ ifade

kavga etmek

Bir etkinliğe, özellikle bir tartışmaya, güçlü, enerjik veya şiddetli bir şekilde katılmak.

"They went at it hammer and tongs."Kavga ettiler.

the lion's den /ðə lˈaɪənz dˈɛn/ ifade

aslanın inine girmek

Aşırı düşmanlıkla karşılaşılacak bir ortam ya da durum.

"He walked into the lion's den."Aslanın inine girdi.

to [teach] {one's} [grandmother] (how|) to suck eggs /tˈiːtʃ wˈʌnz ɡɹˈændmʌðɚ tə sˈʌk ˈɛɡz/ ifade

bilene akıl öğretmek

Zaten o konuda deneyimli veya bilgili birine gereksiz veya tekrarlayan talimat veya tavsiye vermek.

"Don't teach grandma eggs."Bilenlere akıl öğretme.

to [cut] off {one's} [nose] to spite {one's} face /kˈʌt ˈɔf wˈʌnz nˈoʊz tə spˈaɪt wˈʌnz fˈeɪs/ ifade

kendi kuyunu kazmak

Birini incitme veya cezalandırma niyetiyle bir şey yapmak, ancak sonuçlarıyla kendinin yüzleşmesi.

"Don't cut off your nose to spite your face."Kendi kuyunu kazma.

to [show] {sb} the door /ʃˈoʊ ˌɛsbˈiː ðə dˈoːɹ/ ifade

kapısını kapatmak

Birini işten ya da bir konumdan uzaklaştırmak, kovmak.

"She showed the employee the door."Kaba müşteriye kapısını kapattı.

to [swear|curse] a blue streak /swˈɛɹ kˈɜːs ɐ blˈuː stɹˈiːk/ ifade

kıpkırmızı küfür etmek

Kısa sürede ve yoğun bir şekilde hakaret içeren sözler söylemek.

"He stubbed his toe and swore a blue streak."Ayak parmağını çarptı ve kıpkırmızı küfür etti.

monkey in the middle /mˈʌnki ɪnðə mˈɪdəl/ ifade

ortadaki maymun

İki tartışan ya da kavga eden tarafın ortasında kalan kişi.

"He was monkey in middle."Çocuk ortadaki maymun gibi oynadı.

running battle /ɹˈʌnɪŋ bˈæɾəl/ isim

süregelen çekişme

uzun süre devam eden bir tartışma ya da kavga

"The activists had a running battle with police."Aktivistler polisle süregelen bir çekişme içindeydiler.

shouting match /ʃˈaʊɾɪŋ mˈætʃ/ isim

bağırışma

Sesli ve yüksek bir tartışma.

"They had a shouting match."Tartışma bir bağırışmaya dönüştü.

to [call] off the dogs /kˈɔːl ˈɔf ðə dˈɑːɡz/ ifade

köpekleri salmayı bırakmak

Başka bir kişiyi eleştirmeyi veya saldırmayı durdurmak.

"Call off the dogs."Köpekleri salmayı bırak.

(battle|clash) of wills /bˈæɾəl klˈæʃ ʌv wˈɪlz/ ifade

irade çatışması

iki kişinin uzlaşmaya yanaşmadığı, karşı tarafın önce taviz vermesini beklediği durum

"It was a battle of wills."Bu bir irade çatışmasıydı.

to [lock] horns /lˈɑːk hˈɔːɹnz/ ifade

kavga etmek

birisiyle tartışma ya da kavga içine girmek

"They locked horns again."Bugün yine kavga ettiler.

show somebody the door /ʃoʊ ˈsəmˌbɑdi ðə dɔr/ ifade

birine kapıyı göstermek

birini öfkeyle bir yerden ayrılmasını istemek

"Show him the door!"Ona kapıyı göster!

Bu listedeki 18 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren

Mnimi ile çalışmaya başla

Görüş İle İlgili İngilizce Deyimler — Konular