farklı bir durum
Birinin uğraştığı şeye kıyasla tamamen farklı bir konu.
"That's a different horse color."Bu farklı bir at rengi.
Tartışma konusundaki 10 İngilizce kelimeyi telaffuzları, örnek cümleleri ve Türkçe karşılıklarıyla incele.
farklı bir durum
Birinin uğraştığı şeye kıyasla tamamen farklı bir konu.
"That's a different horse color."Bu farklı bir at rengi.
odadaki fil
İnsanların kasıtlı olarak görmezden geldiği bariz bir konu, sorun veya mesele.
"Let's address the elephant in the room."Odada fil var, hadi ele alalım.
tamamen farklı bir konu
Konuşulan konudan tamamen bağımsız, başka bir mesele.
"Being a manager is a different kettle of fish."Yönetici olmak tamamen farklı bir konu.
farklı bir çay fincanı
Çözülmek için kişinin dikkatini gerektiren farklı bir konu.
"That's a different cup tea."Bu farklı bir çay fincanı.
iki ucu keskin kılıç olmak
(Bir süreç veya eylem için) iki zıt etkiye sahip olmak, özellikle iyi ve kötü bir etki.
"It can cut both ways."İki ucu keskin kılıç olabilir.
şeytanın avukatı
tartışmayı canlandırmak amacıyla bir görüşe ya da fikre karşı çıktığını iddia eden kişi
"He always plays devil's advocate."Her zaman şeytanın avukatı rolünü üstlenir.
hiç fark etmez
Bir durumun nasıl geliştiğine veya sonucunun ne olacağına karşı kayıtsızlığı belirtmek için kullanılır.
"We can meet Tuesday or Wednesday — it makes no odds to me."Salı veya Çarşamba buluşabiliriz - benim için hiç fark etmez.
savunma hakkı
Birinin eylemlerini haklı çıkarmak için yeterli gerekçe ya da delil.
"No leg to stand on."Delil olmadan onun savunma hakkı yoktur.
herkesin dilinde olmak
Çok sayıda insan tarafından konuşulan bir konuya atıfta bulunmak için kullanılır.
"The scandal is on everyone's lips."Skandal herkesin dilinde.
iki ucu keskin değnek olmak
(bir noktanın veya ifadenin) bir argümanın her iki tarafına da uygulanabilir veya ilgili olması
"This statement can cut both ways."Bu ifade iki ucu keskin değnek olabilir.
Bu listedeki 10 kelimeyi aralıklı tekrarla kalıcı olarak öğren
Mnimi ile çalışmaya başla